Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Haziran '12

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
7114
 

Ne olursan ol yine gel / Mevlana

Bakar mısınız manadaki derinliğe...

Gelmezsen gelme demiyor, ister gel ister gelme  demiyor.. Günahı çok olan gelmesin demiyor..

Kapımız herkese açık  ‘’Ne olursan ol yine gel ‘’diyor..  böylesi bir ulviyete sahip dinimiz..

Alman papaz bu sözden etkilenip Hak dini seçiyor..

Başlarken….

Tıp Fakültesi öğrencisi olan genç, kendisi gibi Türk olan arkadaşı ile birlikte yaz tatilini geçirmek için Almanya’ya gidiyor ve orada bir kiliseyi ziyaret etmek istiyor.

Lakin kilisenin papazı elindeki sopayla birkaç kez de vurarak  “Siz Müslümanların ne işi var bizim mabedimizde! Diye hakaretlerle kovuyor.. İstanbul’da Üniversite okuyan genç, papazın bu tavrına hem çok şaşırıyor hem de çok sinirleniyor. Çünkü İstanbul’da her camide her dinden ve ırktan insan sürekli dolaşmakta ve hiç kimse onlara tepki göstermemektedir.

Yaz tatili sonrası İstanbul’a dönen genç üniversite öğrencisi, Sultanahmet camisinde namaz kıldıktan sonra, orada Turist olarak dolanan birkaç Alman ile birlikte fotoğraf çektirmiş.. Çektirdiği fotoğrafın arkasına, Mevlana’nın meşhur, “Ne olursan ol yine gel!” sözünü Almanca olarak yazmış. Alman turistlerle Sultanahmet camisinde çektirdiği resmi bir zarfa yerleştiren genç Üniversite öğrencisi, zarfı kendilerini kiliseden kovan Papaza göndermiş

 “Siz bizi sopayla ibadethanenizden kovdunuz ama biz ibadethanelerimizi ve yüreğimizi herkese açan bir medeniyetin çocuklarıyız!” mesajını iletmek istemiş papaza.

Üniversiteyi bitirip doktor olarak göreve başladığı yıllarda, Konya ve Mevlana’yı ziyaret etmek için bir geziye katılır. Mevlana’nın türbesi etrafında dolanırken, kapıda oturan bir adam dikkatini çeker. Nerden tanıdığını hatırlamak için uzun uzun yüzüne baktığı adamın, Almanya’da kendilerini kiliseden kovan Papaz olduğunu anlayınca iyice şaşırır. “Hiçbir hoşgörüsü olmayan bu papazın Mevlana türbesinden ne işi var?” diye düşünür.

Papazın yanına gidip selam vermiş. Biraz Almanca konuştuktan sonra papazın Müslüman olduğunu öğrenmiş. Bu seferde neden papazken İslam’ı seçtiğini sormuş. “Yıllar önce Kiliseden kovduğum bir Türk bana Mevlana’nın bir sözünü göndermişti. O sözden o kadar etkilendim ki, bu sözü söyleyen insanın dinini merak ettim. Mevlana ile karşılaşınca önce Mesneviyi okudum. Mevlana’da böylesi bir yürek inşa eden dinin, kitabını da peygamberini de merak etmiştim. Hz. Muhammed’in hayatını ve Kuran okuyunca, yanlış yolda, yanlış dinde, yanlış mabette olduğumu anladım” demiş.

Mevlana’ya ait birçok söz, Mesneviden seçme hikayelerle dolu birçok kitap arşivinde olduğu halde Mesnevi’nin elinde olmadığını fark eden genç de, papazdan etkilenip Mesnevi almış..

Hak aşığı Mevlana’yı daha yakından tanımak, o yürekten beslenmek için nedense mesnevi almak pek aklımıza gelmiyor.. Bir papaz dahi tek cümle ile kendisini sorguluyor.. ben neredeyim? Ne yapıyorum diyerek kendine geliyor.

Sözün özü;

Herşey yüce Yaradan’ın hikmeti.. Bazen ciltler dolusu okunur hayatınıza tek değer katmazken, bazen de tek bir cümle hayatınızın anahtarı olur çıkar.. ve o güne kadar yaşadığınız eksiklik duygusunu

Allah sevgisi ile tamamlayıp tüm zamanı ruhsal huzuru ile geçirebilirsiniz..

Bu yol zorlu sabır sebat istiyor.. her ne kadar aramakla bulunmasa da, bulanlar hep yürekten isteyen, sabredenlerdir..

" Hakikat aramakla bulunmaz ancak bulanlar hep arayanlardır " /Bayezid i Bestami

Sevgi ve ışıkla

Öğretmenim_

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yüreğinize sağlık hocam, çok güzel bir yazı. Sevgi ve saygılarımla... Suat ZOBU / ANKARA

S Zobu 
 18.06.2012 13:39
Cevap :
Teşekkür ederim içten yorumunuz için.. sevgi ve selamlarımla.  19.06.2012 19:42
 

Elinize sağlık, Mevlana’nın o muhteşem hoş görü dehası şiirinde, tüm insanlığı kucaklayan, bir araya getirme çabası vardır. Mevlana’nın insancılığı, batınınkinden ayrılır. Batı insancılığı, kentsoylular karşısında hak elde etme, çıkarlarını koruma savaşıdır. Mevlana, Yunus Emre ve diğer Anadolu Ozanlarında ise hiçbir çıkar beklentisi olmadan insanı yüceltme çabası vardır. Anadolu insancılığı, dinler, mezhepler, insanlar arasında ayrım yapmayan, hoş görüsüyle Türk Ulusunun olduğu kadar, başka uluslarında sahiplenmesi gereken insanlık mirasıdır. Anadolu İnsanı, emperyalizm kaynaklı tüm kışkırtmalara karşın, Mevlana, Yunus Emre, Karacaoğlan, Hacı Bektaşi Veli, Pir Sultan Abdal ve daha nice bilge insanların ve ozanlarımızın yeşerttiği insan sevgisi ile yan yana yaşamayı omuz omuza direnmeyi başarmıştır. Kuşkusuz Mustafa Kemal’in “Yurtta Barış, Dünyada Barış” düşüncesi de bu kültürden beslenmiştir. Anadolu tasavvufu ve hoş görüsü kullanılarak, Ülkemiz barış içerisinde mutlu insanların yaşadığı bir coğrafyaya dönüştürülebilir.

Nizamettin BİBER 
 13.06.2012 11:16
Cevap :
Anadolu tasavvufu ve hoşgörüsü kullanılarak Ülkemiz barış içerisinde mutlu insanların yaşadığı coğrafyaya dönüştürülebilir.. başka söze ne hacet..teşekkür ediyorum aydınlatıcı yorumunuza.. Selam ve saygılarımla.  13.06.2012 15:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 287
Toplam yorum
: 510
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 12274
Kayıt tarihi
: 22.11.08
 
 

Öğretmenlik yapıyorum ve anneyim. Çocukları çok seviyorum. Yüreği sevgi dolu olan insanlara, sela..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster