Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Kasım '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
322
 

Ne yaman çelişkidir bu…

Ne yaman çelişkidir bu…
 

Hükümet, her nedense Türk Silahlı Kuvvetleri’ne 20 yıldır kurşun sıkan PKK teröristlerine “sım/sıcak” bakıyor da, terör örgütü oldukları mahkeme kararı ile saptanmamış [yani sadece üstlerine atılı suçun sanığı durumundaki] insanlara düşmanca tavır alıyor… Üstelik sanık durumundaki bu insanların bir bölümü, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en düzey komutanları, bir diğer bölümü ise, üniversite hocaları, yazarlar, siyasi parti liderleri ve aydınlardan oluşmaktadır. Bir tarafta, silaha sarılmış teröristler… Diğer tarafta ellerine silah almamış terör zanlısı aydınlar vardır!.. Bir tarafta, terörün üniformalı askerlerini affedebilmek için takla atılan siyasetler… Diğer yanda, genelkurmay başkanımızın dili ile, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı girişilmiş “a-simetrik bir psikolojik savaş” bulunmaktadır. Bu ne biçim siyasettir? Bu ne türden adalettir? Ve nasıl bir yönetim anlayışıdır?.. Üstelik, terör zanlıları aleyhine tanıklık eden kişiler, itirafçı sıfatı ile aftan yararlanan PKK teröristleridir… Eski PKK teröristi, kendisine karşı operasyon düzenleyen Türk Silahlı Kuvvetleri komutanı aleyhine terör suçlaması ile tanıklık yapmaktadır!.. Bu ne anlaşılmaz çelişkidir?.. Katlanılması ne ölçüde zor bir garabettir?..

Türkiye’nin hükümeti, Abdullah Öcalan’ın emri ile dağdan indiğini söyleyen, terörün resmi üniforması ile hudutlarımızdan içeri girip, törenlerle karşılanan ve kurulan özel mobil mahkemeler aracılığı ile derhal serbest bırakılan teröristlere “demokratik açılım” isimli bir hediye paketi sunmaktadır… Öte yanda ise, hukuken belirsiz ve bulanık delillere, aleyhlerine tanıklık yapan PKK itirafçıların ifadelerine dayanılarak… Yüksek komutanlar, siyasi parti lider ve yöneticileri, üniversite öğretim üyeleri, yazarı ve çizeri ile bu ülkenin aydınları hapislerde tutulmaktadır… Bu durum, ülkenin değerli hukukçuları ve hatta yüksek mahkeme üyeleri tarafından, hukuka uygunluğu kuşku götürür bir uygulama olarak nitelenmekte ve kaygı ile karşılanmaktadır…

Gelin PKK itirafçısı “Osmanım”ın aşağıdaki sözlerini yavaş yavaş, sindire sindire bir kez daha okuyalım: - <ı>İsim vermeden istinkaf ettiğim şahsı, "Kurtuluş savaşı vermemiş, satış savaşı vermiş" "İngiliz tetikçisi" ve "İngiliz piçi" olarak sıfatlandırdım. Ve bu kişinin suç sicili, özetle sıralayalım: § Eyüp 1. Ağır Ceza 1995/78 Kasten adam öldürmeye teşebbüs ve ruhsatsız silah taşımaktan 9 yıl hapis… § Akhisar Ağır Ceza 1989/32 Ablasını öldürmekten 20 yıl hapis… § Kırklareli Asliye Ceza 1998/215 Nüfus kâğıdında sahtecilik yapmaktan mahkûmiyet… § Erzurum 1. Asliye Ceza 1998/391 Öz yeğenini satarak fuhşa aracılık etmekten 2 yıl 6 ay hapis… § Ankara 12. Asliye Ceza Danıştay suikastından müebbet hapis… Ve bu kişi, cımbızla çekilip çıkartılıyor, kesinleşmiş cezaları “pişmanlık”tan yararlandırılarak hasıraltına konabiliyor… Ve getirilip, asrın davası olarak nitelendirilen 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “gizli” tanık yapılabiliyor… Bu ne biçim demokrasidir? Evet, be biçim hukuk devletidir? Ve bu biçimsiz demokrasinin, ne garip bir uygulamasıdır bu yapılanlar?.. Türkiye’nin geleceğinde aydınlık bir ışık görebilmek gittikçe güçleşmektedir. Ülke, kendi ulusal çıkarlarını koruyacak yerde… Laik Cumhuriyetini savunacak yerde… Baş döndürücü bir hızla Ortaçağ karanlığına doğru sürüklenmekte, uluslar arası emperyalizmin bir taşeronu gibi politikalar üretmekte, iç ve dış siyasetini bu riskli çizgi üzerinde belirlemektedir. Bu gidişe bir dur demek zamanı gelmiştir. Türkiye halkı, önümüzdeki yıl yapılacak olan seçimlerin, artarak yükselen değerini bilmek ve bu bilinç içinde siyasi tercihini yapma sorumluluğu ile baş başadır. Türk insanı böylece, egemenliğin kayıtsız şartsız kendisinde olduğunu ispat etmek zorundadır. Millet, egemenliğe gerçekten sahip ise, Devlet yönetiminin tek ve mutlak hâkimi ise, ulusal çıkarlarını da korumasını bilecek, tam bağımsız, laik ve demokratik hukuk devletini yeniden inşa etmesini de becerecektir… Ve bu kez ülkemizde demokrasi, hukuk devleti ve Cumhuriyet’in diğer değerleri, yukarıdan aşağıya değil… Aşağıdan yukarıya doğru, yeniden kurulacaktır. http://www.soruyusormak.com/ http://www.dnm-ler.com/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 911
Toplam yorum
: 360
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 454
Kayıt tarihi
: 30.01.09
 
 

1942 yılının Şubat ayında Bursa'da (Mehmet Kemalettin'den olma, Emine İffet'ten doğma olarak) dün..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster