Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ocak '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
314
 

Ne yürümeyi öğrendik ne de durmayı

Ne yürümeyi öğrendik ne de durmayı
 

Korkularımız düşündürüyor


Hepimiz diyoruz ki ;

Atatürk ne güzel söylemiş;
Mevlana ne güzel söylemiş;
Yunus ne güzel söylemiş;
Ya Hacı Bektaş Veli, ya Pir Sultan ?
Hepsinin anılarını, tecrübelerini, öğütlerini, felsefelerini, keyif ve huzur veren büyüleyici sözlerini nakarat halinde tekrarlayıp duruyoruz.
Kimisi doğayla tanrı arasındaki yaşamdan;
Kimisi insanla toprak arası hayattan;
Kimisi, var olmaktan, değişimden, gelişimden ;
Kimisi aşktan ve sevgiden;
Kimisi acıdan ve hüzünden; öğütler vermiş.
Kimisi sazına dayamış başını yad etmiş ;
Kimisi bağrına basmıs acıyı söz etmiş;
Kimisi inançları uğruna yüreğini dahi kılıç etmiş;
Kimisi her sözü altın etmiş;
Peki onların ektiği bu güzel düşünceleri, bu değerleri, biz biçebildik mi? Tohum olarak saklayıp yeniden ekebildik ve üretebildik mi ? Kattık mı bizde yeni bir satır araya?
Maneviyatımıza değer katmış nice sözlerin filizi olup yeşerdik ya da dal budak sardık mı etrafa?
Sözde değil de özde yaşatabildik mi gerçekten onları ?
Yoksa bir alışkanlık döngüsünde, sözler kulak mı değiştiriyor sadece?
Satırları okuyan sizlerden geliyor sanıyorum. Diyorsunuz ki ; Konsantre olmuş bir zihne sahip miyiz ki; düşüncelere, zihnimizi büyüleyen güzel sözlere, bize bırakılan tüm değerler mirasına, belirlenen hedefler uğruna , birşeyler katabilelim.
O halde konsantrasyonumuzu bozan menfur bir boşvericiliğin akıntısında farkında olmadan yüzüyor muyuz?
Tıpkı sözola yaşıyor halimiz gibi mi?
Değerlerin altın sözleri, binlerce insanın dilinde sadece koro olmak için mi söylenmiş?
Binlerce söz olduk da; bir türlü , binlerce Mevlana, binlerce Yunus, binlerce Atatürk olamadık gitti.
Ezberledik tüm sözlerini ama “sevmeyi” dahi öğrenemedik.
Dimdik durmasını ve doğru olmasını bilemedik.
Ya sözlerimizin arkasında durmayı bilebildik mi?
Yalana yanlışa dur diyemedik.
Kısacası ne yürümeyi öğrendik, ne durmayı;
Ne gülmeyi bildik, ne ağlamayı;
Birbirimizin yüreğine sarılmak yerine, birbirimizin yüreğini yaraladık.
Demek ki biz; bu söylenenlere dair hiç bir şey yapamadık.
İşte bu yüzden de korkum var. Sesizce, insanlıktan uzak, şuursuzluğa doğru yol almamızdan;
Ve daha da büyük korkularım var…
Bu ruhsuzlukla; gelecek nesiller daha da öksüz daha da yetim daha da köksüz kalacak diye…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gerçeklerin altını çizmek, yazan çizen, karanlığa bir mum yakan herkesin görevi. Tarih şuuru binlerce yıl ile anılan bir milletin, yetiştirdiği değerlerin sözlerini yalnız konuşuyor, hiç yaşamıyorsa; orta yerde kocaman bir eksik- yanlış var demektir. İşte siz bunun altını çok renkli çizgilerle çizmişsiniz. Hem kutluyor hemde katılıyorum düşüncenize. Saygılarımla

Necati Kavlak 
 13.01.2010 12:02
 

Sayın Emine Sutcu, Ne çağdaşlarımızı, ne de çağgaş olmadığımız değerli düşün adamlarını tam olarak anlayabildik. Saydıklarınızın dışında; Benim için Atatürk ve İnönü'den sonra gelen, Türk Büyüğü Sayın Rauf Denktaş'ı Anlayabildik mi? Hethat! Bu ulus çok daha güzelliklere layık. Aşkolsun anlayabilene. Aşkolsun Bu ulusa hizmet etmiş olanlara... Saygılarımla...

Talip Bölükbaşı 
 07.01.2010 20:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 62
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 701
Kayıt tarihi
: 18.11.08
 
 

1962 dogumluyum. Doğu Akdeniz Üniversitesi mezunu bilgisayar programcısıyım. Mesleğim gereği birçok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster