Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Aralık '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
709
 

Ne zamandan beri yalan konuşuyorsunuz?

Ne zamandan beri yalan konuşuyorsunuz?
 

Dilinizi eşek arısı sokmasın..:))


Ne zamandan beri yalan konuşuyoruz farkında mısınız? Birkaç yıl öncesine kadar, benim bildiğim yalan söylenirdi. Sonra ne zaman, nasıl olduysa; yalan, konuşulmaya başlandı. Bu yalanı söylemeye değil konuşmaya başladığımız zamanlar, hanımefendilerin, kadınların, kızların, BAĞYAN adı altında toplandığı zamanlara mı denk düşüyor bilmem ama aynı dönemde çay dökmeye, kaşığı tabağın yanına bırakmaya, en komiği de geçmiş olsun dilemeye başladık. Hem de en ünlü ana haber spikerlerinin ağzından.

Mehmet Ali Birand koskoca ana haber bülteninde; Çok geçmiş olsun diliyorum deyince dumura uğramıştı aklım. Oysa geçmiş olsun zaten bir dilekti ve dileği dilemek, yangını yakmak, kendini intihar etmek gibi bir şeydi.

Dünya ahret bacım, kardaşım olsun’u eskiden beri bilir, sinir olurum. Akla bile gelmeyecek bir şeyi, aklından hiç çıkarmadığının resmidir aslında bu. Ya da kaçmaya çalıştığın söz, en çok akla getirdiğin ve aklından çıkaramadığın sözdür. Çay konsa asla aklıma gelmeyecek bir eylem, çay dökünce direk aklıma geliyor. Çay bu, çöp değil ki dökesin. Belli ki yapacağı çağrışımdan dolayı bir sözden kaçılmış. Bu yapay kibarlıksa direk o sözün akla getireceği eylemi çağrıştırıyor.

Bunlar son yıllarda dilimize pelesenk olan hatalı fiil kullanmalar. Bir de çocukluğumdan beri takıldığım bazı telaffuzlar var ki, söyleyen kişiyi gözümde direk etiketler.

Fakültede bir hocamız vardı. Genç, zeki, yakışıklı ve erken kariyer yapmış, kısacası baştan ayağa karizmatik bir adam. Bir gün ders anlatıyor. Bütün kızlar da hayran dinliyor. Derken bir cümlenin içinde “…meydaaana gelir…” demez mi? Bütün karizma baştan ayağa çizilmiş, yerlerde sürüm sürüm..:))


Bir de ortamı hijyen bulanlar var. (hijyenik demek istiyorlar aslında) Onlar da ayrı alem.

Bu yanlış telaffuzları bir de kategorilere ayırırım ben.

1)- A’ları gereksiz uzatanlar;

Meydaana getirenler, Ajdaa dinleyenler, fıkraa anlatanlar, raakiplerini yenenler, haakemin haksızlığına uğrayanlar, fantaazi giyinenler, kurdaale (kurdela)takanlar, kolanyaa hatta kolany dökenler, …vs gibi

2)-Kelimenin orta harfinin yerini değiştirenler;

Kiprik kıvıranlar, kirbit yakanlar, ceyrana tutulanlar, eşki yiyenler, Meyrem’i tanıyanlar, istiğfar(istifra yerine… oysa istiğfar tövbe demek) edenler, rikse girip, arabeks dinleyenler …vs gibi

3)- A’ ları gereksiz kısaltanlar; (bunu nasıl yazacaksam bilmiyorum. Siz yazdığım A’ları kısacık okuyun)

Mavi giyenler, aşık olanlar (aşık oynarsanız kısa olması gerekir zaten) Dünyaya gelenler… vs gibi

4)-U’ları I yapanlar;

Karpız kavın alanlar, pamk şekeri yiyenler, havıç suyu içenler, sabınla elini yıkayanlar, yağmır çamırda yürüyenler, oğlu mihendis abıkat olanlar, çıbık turşusu sevenler…vs gibi

5)- I’ları U yapanlar;

Altun hızma mülayim türküsü çağıranlar, Buçakla ekmek kesenler…vs gibi

6)- O’ları A’ları inceltip kibarlıktan kırılanlar;

Erôôôl diye kocasına seslenenler, Hâlka inenler, Sân’ât yapanlar, Kablôlu yayın izleyenler…vs gibi

7)- Söylemeyi beceremedikleri tıbbi ve teknik terimleri uyduranlar;

Deprasyona girenler, ultrasyon çektirenler, amaliyat olanlar, Amarika'ya gidenler...vs gibiiii

8)- Hece sonlarına gelen B'leri P yapanlar;

Aplasına gidenler, sepze yemeği yapanlar...vs gibi

Daha çok var ama ilk aklıma gelenler bunlar. Ha bir de eskilerden duyardım. Türkiya diyenler vardı. Onlar sanırım pek kalmadılar..:))
Diksiyonu düzgün sohbetleriniz bol olsun efendim..:))

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Güzel anlamlı bir blog. Yorum yazarken geriliyorum şu anda inan. Ya biR hata yaparsam diye. :)) selm ve sevgiler...

Ezgi Umut 
 27.01.2009 4:17
Cevap :
Yok be Emelcim... Tam aksine düşünüyorum aslında. Yani elbette diksiyona, yazım kurallarına, kısacası Türkçemize özen göstermek gerek. Hele de toplum içine çıkacak bir şeyler yazıyorsak...Ammaaa biz insan oğluyuz. Sıfır hata ile çalışmıyor bizim beyin makinemiz. Belki de hatalarımızdır bizi robot yada melek değil insan yapan. Bir dönem ben de senin gibi hatalardan korkup sıfır yanlış peşinde koştum. Ve o zaman anladım ki, mükemmeliyetçi oldukça hiç bir şey yazamaz oldum. Sonra kendi kendime bir karar alıp bir blog yazdım. Bloglarımdan gerekli özeni ve dikkati esirgemiyeceğimi ama yine de yapacağım hatalar için okuyanlardan peşinen özür dilediğimi, beni böyle kabul edemiyorlarsa beni okuyarak vakit kaybetmemelerini rica ettiğimi yazdım. Ve blog yazmaya böylelikle geri dönebildim. Hele yorumlar vakit ve tarz açısından epey hata kaldırabilmeli diye düşünüyorum. Yorum için teşekkür. Sen de sevgilerle kal  28.01.2009 11:21
 

Referans üzerine geldim:) Sağolsunlar, iyi ki göndermişler:) Çok eğlendim Yıldız Hanım; ellerinize, dilinize sağlık. Ben de "şarz" diyene bir de "felan"diyene dayanamam. Hayırlı farmakolojik günler diliyorum:)))

vakayinüvis 
 20.01.2009 20:22
Cevap :
Hoşgeldiniz sefalar getirdiniz sevgili Vakayinüvis... Eğer eğlendiyseniz yazdığım blog emeline nail olmuş demektir...:)) Çünkü gerçekten tek amacı buydu. Yoksa MEŞAZ (!) neyim vermek niyetinde değildim...:)))) Kocaman sevgiler  20.01.2009 23:06
 

Ya pardon tam tersi bir örnek olarak gösterilmişsiniz, ben yanlış anlamışım. Daha doğrusu her 2 gruptan da örnekler vardı(kırıcı ve kırıcı olmayan) da ben sizinkini yanlış sınıflamışım. Neyse durum değiştiğine göre, önyargımın, türü de değişti. O zaman yazınıza daha eleştirel bakacağız. Bir kere özellikle ı-u meselesi yöresel şive farklarından kaynaklanıyor. Köylü ağzı gibi bir şey. Oralarda da; doğrusunu söyleyenle alay ediyorlar. Sonra her ne kadar çoğu devam ediyor olsa da, bunlar eskidi artık. İnternet üzerinden yeni modalar oluşmakta, yeni saldırılara uğramaktayız. Dilimizden "v" gitti, "y" yi attılar, haberiniz yok. "walla böle ediosun" diye konuşuluyor. Şaka bir tarafa içimizde gerçekten böyle yazanlar var, fazla uzağa gitmeye gerek yok ve biliyorsunuz ki yazı dilinin bozulması, konuşma dilinin bozulmasından, çok daha vahim sonuçlar doğurur. Son yazımı ve Türkçeyle ilgili diğer yazılarımı, vaktiniz olursa, okumanızı öneririm, hoşçakalın.

fegokce 
 20.01.2009 14:07
Cevap :
Bir pardon da benden... Ben mi yanlış anlıyorum? Sanki bundan evvel de bana bir yorum yazmışsınız da bu ikincisiymiş gibi algıladım. Ama bana sizden gelen tek yorum bu. ılar ve ular konusunun şive olduğuna katılıyorum. Diğer konuya gelince; gençlerin özellikle sms lerden ve msn den kalma alışkanlıkları olan konuştuğumuz gibi yazma (gençler bunu hem kısa olsun diye hem komik olsun diye yapıyorlar) konusu nasıl düzelir bilmiyorum. Yada düzelir mi onu da bilmiyorum. Çünkü düzeltmek için nedenleri ortadan kaldırmak lazım. Çağımız hızlı yaşanan, zamanın kısıtlı olduğu bir çağ. E iletişim de teknoloji ile olunca, bir de buna gençlerin espri sempatileri eklenince kısaltmalardan kaçmaları zor gibi. Buna yakın bir konuda yazdığım bir blog var http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=49869 Vaktiniz olursa ben de onu öneririm. Mutlu kalın  21.01.2009 11:52
 

MB ye girdiğimden beri,Türkçeyi çirkinleştiren yazıları,gerek yorumla, gerekse yazıyla, eleştirir dururum.Bu tarz yazılarımın sonuncusuna aldığım ve yazımı, kırıcı eleştiri sınıfında değerlendiren bir yorumda,bu türün örneklerinden biri olarak,sizin bu yazınızın adresi de vardı.Gelişimin sebebi hikmeti budur.Gelirken olumlu önyargıyla geldiğimi kabul ediyorum ama yanılmamışım da nitekim.Çok beğendim derlemenizi, elinize sağlık.Aklıma hemen ilk gelenlerden 1-2 katkı da ben yapayım öncelikle. Kapalı, açık "e" kullanımındaki hatalar.Örneğin "mendil"in "e"sinin kalın söylenip, "ben" deki "e" ninse, ince söylenmesi.Vurgulamanın yanlış hecede yapılması.Bu konuda bir haber spikeri tarafından yapılmış,hiç unutamadığım bir örnek vardır; "ordudaki albaylar".Silahlı Kuvvetler içindeki Albay rütbelilerden bahsetmek isteyen bu arkadaş,2 kelimenin vurgularının yerlerini değiştirerek,öyle bir şekilde söyledi ki; Ordu şehrinin ALBAY soyadlı bir ailesinden bahsettiğini sanırdınız.(Devamı var.)

fegokce 
 20.01.2009 13:47
Cevap :
Sevgili arkadaşım nar çiçeği sanırım yanlışlıkla her iki duruma da benim blogumu örnek vermiş. Ben her türlü iletişimin bellii bir sakinlik ve yumuşaklık içinde yapılmasından yanayım. Hatalr söylenmeli ama başa kakılmamalı. Diğer katkılarınıziçin de teşekkürler...  21.01.2009 18:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 54
Toplam yorum
: 571
Toplam mesaj
: 113
Ort. okunma sayısı
: 1150
Kayıt tarihi
: 22.06.07
 
 

7 Ocak 1960... Hayatın öğrettiği herşeyi okumak ve yazmak için buradayım.....

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster