Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Nisan '20

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
893
 

Nebilik ve Rasullük!

Birinin ne yaşadığını, nasıl hissettiğini dışarıdan bakan bir göz bilemez çünkü kendi ZANları ve ön yargılarıyla olaya yaklaşır. Biz insanları 'veritabanımızdaki datayla şekillenen algımız' neyse onunla değerlendirir ve ölçeriz.

Örneğin; beynimiz 'peygamber' sözcüğünü bilgi birikimine ve sosyal çevresinde öğrendiklerine göre etiketlendirir. Bu husus ezbercilik ve kolaya kaçmaktan başka bir şey değildir. Oysa ki dinde peygamber kelimesi yoktur. Açın bakın Kur’an'ı ve hadisleri, kesinlikle bu kavramla karşılaşamazsınız. 'İman ve Melek' konusunda da bu hassasiyet devam eder.

Dinler şahısların tekelinde değildir. Allah adına konuşma yetkisi olan tek İNSAN ancak Resulullah Muhammed Mustafa (sav)dır. O'nun her söylemine çoğunluk tümüyle gereksinim duyar. Çünkü “kişi" varoluş gayesi gereği neyin ne olduğunu bilmek zorundadır.

Konuya bu açıdan bakarsak; Nebi ve Resullerin işaret ettiği anlamları, düşünen ve tefekkür eden beyinlere indirgeyerek açıklık getirmek şart gibi görünüyor.

Nebilik kemalatı, Hz. Muhammed’le (sav) görevini tamamlayıp yerini Risalete bırakmıştır.

“Bugün sizin için Dininizi ikmal ettim (Din konusundaki bilgilenmenizi), üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için Din (anlayışı) olarak İslâm’a (Allâh’a tam teslimiyete) razı oldum”(Maide,3) ayetinde bu gerçek vurgulanmıştır.

Nebiler, mucize ortaya koymaktan hiç çekinmezler.

Örneğin; yine “Son NEBİ, Dünyanın kıyametinin Güneş’in onu kuşatıp yutması suretinde meydana geleceğini anlatırken; Kur’ân-ı Kerîm’de ise yıldızların düşmesi şeklindeki açıklamalarla Galaktik kıyamet olarak anlatılmıştır 1400 küsur yıl evvel! Ve biz artık biliyoruz ki bugün Samanyolu Galaksisi’nin içindeki milyarlarca yıldız, Andromeda Galaksisi’yle çarpışma sonucu yörüngelerinden çıkacaktır. Bir süreç sonunda, dünyadan bakışla yıldızların düştüğü izlenimi verilecektir.

Esasen en önemli ve farkına varmamız gereken gerçekse, çeşitli ölüm ve dönüşümlerle sonsuza kadar yaşayacak olan insanın, ancak Dünya’da iken neleri nasıl kazanabileceği hususudur. Bu konudaki tek açıklamayı da “İSLÂM” adı altında Allâh indindeki tek “DİN” ile sadece son NEBİ Muhammed Mustafa (aleyhisselâm) yapmıştır”  (Ahmed Hulusi, Yenilen:Taoizm-Budizm-Totemizm-İslam).

Oysa 'risalet boyutu' farklı frekanslardan insanlığa hitap eder. Burada anlamamız gereken en önemli konu şudur; Risalet algısı, süregelen bir akışta yepyeni açılımları, değişimleri ve dönüşümleri bilimsellik potasında deşifre edip çözebilmektir.

Bunu kabul etmek zorundayız çünkü ‘Resul’ hakikatin kendisidir!

Bu nedenle bahsi geçen her iki kavram aynı düzlem ve doğadan değildir!

Evet! Yukarda bir yığın özelliklerini sıraladığımız ‘Nebilik’ varlığının esası ‘Risalet’e dayanmaktadır. Dolayısıyla bu özelliği, bir ön koşul olarak kesinlikle dikkate almalıyız.

Risaletsiz bir Nebiliğin ne gibi bir fonksiyonu olur, bilinmez. Ancak tüm bunların yanı sıra Risalette, sistem tüm hakikatiyle dillendirilir, diyebiliriz. O'nun amacı tüm yönleriyle gerçekleri yansıtmakken, diğer yandan insanın yapageleceği işlevlere de sık sık ışık tutmaktır.

Rasul bir taraftan varlığın, ağırlıklı olarak tek oluşunu dile getirip, öte yandan da işleyiş tarzına önem verir. Neden ve niçinleri bizlere anlatırken her insanın yaptığı işlerin ‘kendini bulacağını’, bunun bir geleneğe veya töreye ait olmadığını, bunun yanında Allah’ın sistemlerin dışında olduğunu ve onunla kayıtlanmadığını vurgular.

Rasul, hakikatin başka bir vechesini açıklar: Esma’nın ortaya çıkışı ile birlikte varoluşu! Sözün bittiği nokta burasıdır! Şayet “Allah var onunla birlikte başka bir şey yok” hadisini anlamışsak hem risalete önem vererek hem de şirke düşmeden gerekenleri uygulamak durumunda kalırız.

Kuşkusuz evliyaların yolu böyledir. Onları takip etmek insanoğlu için büyük bir lütuftur. İşin en ilginç yanı bence, son Müceddid'in Rasullük çatısı altında Nebiliğin şart ve kurallarına yer verirken ağırlıklı olarak Risalet bilgilerini ön plana alarak aktarımlarını yapabilmesidir.

Farkındalık alanınıza düşmüşse bu hususu mutlaka yakalayabilirsiniz.Ahmed F. Yüksel

İstanbul/Bahçeşehir  23.04.2020

https://www.facebook.com/ahmedfyuksel

https://www.instagram.com/ahmedfyuksel/

https://twitter.com/ahmedfyuksel

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok teşekkürler harika bir yazı daha

Cemrem Diren 
 26.04.2020 19:31
 

Oruç tutarken bile Dünya işlerinden kopamadığımız şu günlerde okuduğumuzu hissettiğimiz yazınız için teşekkür ederiz. Nebilik, Risaletin açığa çıkışıyla var olduğu için ayrıca bir isim koyulmasının kafamızda yarattığı ikiliği çarpıcı bir şekilde anlatmışsınız. Bilginin yanısıra yaşama dair ilhamların da bulunduğu bu yazıdan feyz almak dileğiyle...

Bürde Yurdaışık 
 26.04.2020 1:17
 

Nebililiğin işlevini, Risalet  bilgisinin hakikati anlamada kendini tanımadaki önemini çok güzel açıklayan bir yazı, teşekkür ederiz ve Ramazan ayinda yazılarınızın devamını bekliyoruz.

Zeynep Z. Bodur 
 24.04.2020 13:16
 

Veritabanında kayıtlı olan bilgilerin nasıl kişiyi geçmişiyle sınırlayıp, gerçeği görmesine engel olduğuna dair, okunası levhalarla dolu bir yazı olmuş; teşekkür ederim. İnsanların beyninde kabuller ve eskiye ait kayıtlı bilgiler mevcuttur ve tüm yaşadıklarını otomatikman bu sınırlı veritabanına göre değerlendirir. Beynin pasif alanı böyle çalışır. Buna binaen toplumda doğru kabul edilen peygamber kelimesinin nasıl Nebi ve Resul manalarını örttüğü aşikardır. Nebi, açığa çıkan Hakikat bilgisinin dünya yaşamına yönelik gerçeklerini ve çalışmalarını açıklamış tamamıyla ki, bundan dolayı son bulmuştur. Resul boyutundan ise Hakikat bilgisi bugünümüzde hala acığa çıkmaktadır ve İnsana, Hakikatini ve Beynin çalışma mekanizmasını açıklar; Sistemin sınırlılığından özgürleşmesini sağlar. Nebilik, Risaleti destekleyen dünya hayatına dönük meseleleri kapsar. Farkı büyüktür Nebi ve Resulün; ne kadar içselde hissedilse de Resul, dünya yaşamında Nebilikten gelenlere ihtiyaç duyulmuş. Farkı farkettiren, belkide çoğu insanın henüz düşünüp ele almadığı bir gerçeği detaylandırmanız, Bize ikramdır. Teşekkür ederim. Saygılarımla

Türkan Gündüz 
 24.04.2020 11:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 612
Toplam yorum
: 1991
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 10238
Kayıt tarihi
: 14.12.11
 
 

Araştırmacı Yazar.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster