Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ocak '09

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
467
 

Neden (Blog) yazıyorum?

Neden (Blog) yazıyorum?
 

Kendi arşivim


Kendimi bildim bileli yazar olmak istedim. Bunun nedeni, çok zeki olmam, çok kitap okumuş olmam da olabilir ama çocukken onlarsızken de yazmak saplantıydı bende.

Güneşin altında söylenmedik sözler söyleyebilmek için yazıyorum. Bu da niye gelecekbilimci olduğumu biraz açımlıyor.

Siyasal mücadele için yazıyorum. Açılımları yazmayayım.

Bilim ve diğer sanat dalları benim için çak pahalı olacağı için yazıda kaldım, daha doğrusu o bende kaldı. Bugün diğer santa dallarından bir tek dijtal fotoğraf çekebiliyorum ama modern dans, çizgifilm, karikatür, seramik, heykel, film gibi birbirinden çok farklı dallarda pratik yaptım. BÜ gibi bir üniversitede hepsi için klüp vardı (‘kol’ demiyorum, aklıma ilkokul geliyor) ve bunları icra için para ödemiyorduk. Bugün en çok bedava veya ucuz seramik atelyesi aranıyorum ama yok. O nedenle, tümüyle yazıya yoğunlaştım ve çok iyi sonuç aldım.

Bugün Dünya’da kurmaca (roman, öykü, vd) okuru azalıyor ama kurmaca-dışı alanlarda okur sayısı azalmıyor. Okuryazarlık oranının yükselmesi gibi, bir yükselme bu. Bunu göreceğimi sanmıyordum. 23.000 sayfamın yalnızca birkaç yüzü kurmacadır, o da keyif olsun diye karaladım. Yani, kurmaca olmayan yazın dallarını, özellikle de deneme ve eleştiriyi, edebiyatın bayrak gemisi yapmak kararıyla yazdım ve kendim de şaşarak görüyorum ki becermeye başladım da...

Blog yazmanın benim için özel bir önemi yok. Ancak, Nobel edebiyat kazanmış yazarlar bile milyonlarca okura ulaşamadığına göre, bloga özel bir sempatim olur, demektir. Ancak, e grup, forum, liste, blog, vb, vd ayrımları benim için önemsiz; hepsinde de yazdım zaten.

Kendimi ve Dünya’yı değiştirmek için yazıyorum. Bu siyasal mücadeleden farklı. Siyasal mücadele ateizmimi bir siyasal parti aşamasına getirmektir. Kendimi ise, 6 ayda bir formatlarım zaten. Bu da Dünya’yı değiştirmenin en önemli aracı durumunda. Gelecekbilim, zaten Dünya’yı değiştirmek için icat edildi. Ben özel bir gelecekbilim peşindeydim, hiç gerçekleşemeyecek ve benim gibilerin sağ kalabileceği öznel bir tarih yolu tasarlamak için. Tarih kalktı, benim tasarladığım boşluğun üzerinden geçti. O nedenle, son 5 yıldır tarihin parçasıyım ve onu değiştirdiğimi görebiliyorum. Nasılı meslek sırrı kalsın.

Yazıyorum, çünkü çok kolay. 23.000 sayfayı, günde yalnızca yarım saat ayırarak yazdığımı söylersem, dediğim anlaşılır olacaktır. Bu, günde 2 sayfa yazmak ve düzeltisi demektir. Televizyonum yok, çocuğum yok, asosyalim. Zamanım çok.

Hapishanede de, hastanede de, tımarhanede de, kışlada da, sokakta da, her yerde yazabilirsin. Yazıldı da...

Yazmasaydım çıldırırdım, yazdım yine çıldırdım ama aklıselime geri dönebildim.

Daha az acı çekebilmek için yazıyorum. Acı’mın çaresi yok, yanlış zamanda, yanlış yerde, yanlış kültürde doğmuşum. Üstüne bir de ikilemsel biçimde, Dünya’nın başka hiçbir kentinde, benim İstanbul’da yaptığım gibi, 10.000 kitap okuyup, 5.000 film seyredip, tek kuruş para ödemeyip, bir de 23.000 sayfa yazamazdım. Artık yazılabilir durumdayız ama benim için çok geç olabilirdi. Yaşıtlarım ve benden küçük bazı kişiler için öyle oldu, ya mezara, ya da zihinsel zombiliğe kilitlendiler.

Daha çok neden sayabilirim ama onlar mikro olacaktır, bunlar makro olanlar.

En çok güldüğüm şey ise şu: Türkiye 1960-2000’in beni öldürememiş, zekamı silememiş ve yazılarımın ölümsüzlüğünü engelleyememiş olması.

Düşünün ki 3 yıl önce gelecekbilimi Türkiye’de doğru dürüst kimse duymamıştı, bugünse gelecekbilim metinlerim çalınıyor, demek ki düşünce açısından değerli bulunuyor.

İşte buna, ‘şeytanın espri anlayışı’ deniyor.

Biliyorsunuz, beni şeytan yazdırıyor zaten.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir zamanlar dünyayı değiştirmek için değişime önce kendimizden başlamamız gerektiğini okumuştum. Yazmak bunun bir parçası olabilir, çünkü düşünmekle başlar herşey ve yazmak düşünceden sonra gelir. Üzülerek söylemeliyim ki yanlış yer, yanlış zaman, yanlış kültür kurbanı sadece siz değilsiniz. Belki sadece uyum sorunu da olabilir bu, ama sonuçta açık ya da gizli bir mutsuzluk yarattığı kesin.

Güz Özlemi 
 04.11.2013 15:41
Cevap :
Doğduğum 1960-Türkiye'den şikayetçi değilim, artık değilim en azından: Üstelik, bana kalan yalnızca sürgün, mezar veya hapis seçenekleri. Mutsuzluğumun temel nedeni, maraziliğim ve 1,5 yaşımdaki ilk ölüm tehlikesi nedeniyle kronikleşmiş melankolidir.  04.11.2013 17:08
 

Merhaba...Oh be! Oldu şimdi, kitapçı olduğunuzu söyleseydiniz bu kadar şaşırmazdım. Çünkü ben de çok okuduğumu sanyordum. Daha lise yıllarında evdekiler bana "kitap kurdu" diyorlardı.Sizi okuyunca moralim bozulmuştu. İyi okumalar. Ama bakın size bir tavsiyem var; bütün aşçılar genelde hepsi şişman. Size de fazla okumak kötü bir etki yapmasın.:)) Selamlar.

cdenizkent 
 27.01.2009 0:02
Cevap :
Kadınlar göğüslerini açınca ayıp karşılanmıyor. Ne zaman, 'çok okuma' konusunu ele alsam, sürekli tepki alıyorum, tuhafsıyorum. Birisi bunun imkansız olduğunu söylemişti ama hakaret üslubuyla. Oysa, 30.000 kitap okumuş 4 kişi tanıyorum, 4'ü de Türk: Rahmetli Demir Demirgil, Engin Akarlı, Murat Belge ve Ahmet X. (internette '27.000 kitap okuyan adam' diye var). Zaten ben fakirlikten bu kadar okuyabildim. Olağan sayı o: 50 yaş ve 30.000 kitap, yani haftada 5 gün, günde 3 kitap = 7-8 saat. Akademisyen ya da entellektüel dediğin, ancak böyle yetişiyor. Gençseniz konuya takmayın, kendi temponuzda okumaya devam edin, yeter. Ancak, 50 yaşınızda en az 1.000 kitap okumamışsanız, yazacak şeyiniz yoktur. Vedat Günyol'un kuralı: 100 oku, 10 yaz, 1 yayınlat. 10 kitap yayınlatman için, 1.000 kitap okumuş olman gerekiyor. 1994'ten beridir, silinecek tek satır yazmadığımdan, (süreli yayın dahil) 4 milyon sayfa okumayla, 165 kitabımı yayına hazır ettim. 3'ü yayınlandı.  27.01.2009 11:07
 

Merhaba...Anlamadıysam lütfen anlatın.kafam çok karıştı. yaşamınız boyunca 10 bin kitap okuduğunuzu ve 23 bin sayfa yazı yazdığınızı söylüyorsunuz.Basitçe yaptığım bir hesaba göre bunları ortalama 30 yıl içinde yapmışsınız.yani 30 yıl boyunca hiç aksatmadan(aksattığınız zaman hesap tutmaz) yapmışsınız. Hiç mi hasta olmadınız, hiç mi tatile gitmediniz, hiç mi aşk yaşamadınız be kardeşim.30 yıl boyunca oturup hergün bir kitap mı bitirdiniz? Her Allahın günü 2 sayfa yazı yazdınız ve bir kitabı bitirdiniz. Vallahi anlamadım. Lütfen "bloğumu yanlış anlamışsınız" deyin de rahatlıyayım. Selamlar.

cdenizkent 
 26.01.2009 14:56
Cevap :
Aynen doğru anlamışsınız, son 35 yıl boyunca haftada 5 kitap okudum, bunun 2 katına çıktığım çok oldu. (Asıl ilginci, bunlara para vermeyip, bunlardan para kazanmamdır.) Yazmanın dökümü ise şöyle: 1974-1983 = 500 sayfa. 1984-2003 = 15.000 sayfa. 2004-2008 = 7.500 sayfa. 2009-2010 için, yılda 500'er sayfaya iniyorum ve 2011'den başlayarak yılda 2.000'er sayfaya çıkıyorum. Ceman, minimum 50.000 sayfa ve/ya 500 kitap yazmış + derlemiş olarak ölüyorum. İşte buna, 'yaşamına gelecekbilimi uygulamak' diyorlar. Bunu da, son 22 yıldır seyyar satıcılık yaparak becerdim.  26.01.2009 20:01
 

Ben de, benzer bir konuda bir blog yazdım. ( Hemen bu blogun bir üstünde). Her blog yazarının niye yazdığını sorgulaması, çok güzel bir olay. Kısr çekişmeler yerine, faydalı konularda aydınlatmak bence en doğrusu. Bu yazı için seni candan kutlarım. Sevgiler.

İbrahim Ormancı 
 26.01.2009 14:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2216
Toplam yorum
: 1121
Toplam mesaj
: 127
Ort. okunma sayısı
: 500
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Serbest yazarım. 1960 doğumluyum. BÜ İşletme mezunuyum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster