Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Aralık '17

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
118
 

Neden "Güzel" Kavramımız Var?

Neden "Güzel" Kavramımız Var?
 

Düşünür ve konusu


Hayatın o kadar içindeyiz ki etsel varlığımızla oluşturduğumuz kültürel varlığımız adeta, tüm evreni dışardan içine alıp sarmalayacak kadar büyük. Bu, küçüğün, büyüğü içine alması gibi bir absurdizm, fakat, tinsel ve dinsel dünyada, mantığın ilkeleri pek işlemez.

Bu kendimize odaklı yaşantıyı, kapitalizmin insanı içine soktuğu maymunlaşmayı nasıl yarattığı açısından düşünmezsek eleştirilecek bir durum değildir.

Yani, normal bir durumdur. Çünkü biz insanların kaçınılmaz olarak her varolanı kendi varlığımıza indirgeriz. Yani, tekil bir varolan olarak limitlerimiz ve niteliklerimiz belli. Hayatı o derecede yaşarız. Biz bir insansak, hayata, bir bakteri gibi bakamayız, kedi ve köpek gibi de bakamayız. 

Her varolan, her türlü varolanı kendine indirger. İşte bu indirgeme, küçüğün büyüğü içine alıp sarmasıdır.

&&

Tabi, insanın kendine odaklı yaşamasını, gündelik hayat eleştirisi kapısından girsek, insanın başına neler açtığını sıraya koymak çok kolay olurdu. Total varoluşta, mikroskopik bir canlı kadar yer kaplayan, insanların, tüm evreni kaplayacak egosal anaforlar içinde olması inanılmaz derecede şaşırtıcıdır.

Bu bir olgu ise buna snop bir yaklaşımdansa, neden böyle olduğunu düşünmek gerekiyor.

&&

İnsanoğlunun küçüğün büyüğü içine alması halindeki yaşam tarzları, kavramlar üzerinden oluyor. Milyon tane kavram var, bunlardan birisi ise güzel kavramı.

Mutlak sonsuzluk, mutlak anlamsızlık, mutlak hiçlik, mutlak yokluk olan yaşam nasıl oluyor da, insan eliyle anlamlı bir büyüklük, güzel bir büyüklük haline geliyor?

Şimdi bu eleştirel noktanın iki açılımı var, birisi kısa yoldur. O da şu; insan varoluşunu, küçüğün büyüğü kuşatması olan hayatını, ev yaparmışçasına, toprağın içine temellerini kazaraktan, kolon ve kirişlerini dikerekten yapmasına benzer şekilde değerlere, normlara, kurallara, ilkelere vs. bağlar. Bunu temin eden her şey iyi, doğru, güzel vs. olarak sınıflanır. Ta ki yenisi yerine gelene kadar süren bu dilsel absürdizmler iktidarını sürdürür, insan yaşamının üreyerek sürmesini sağlatır.

Olaya daha felsefi ve entellektüel yaklaşanlar ise ikinci yolu seçerler, o yolun giriş kapısının adı ise Estetik'tir.

Evet, ilk yoldan gidersek, varoluşumuza karşı gelmeyen, onun limit ve niteliklerinin içine giren, o varoluşla uyumlu olan, onu besleyen, onu açan, (edebi betimlemeye girildiğinde milyon tane boş lakırdı edilebilir) vs. şeyler, güzeldir. Bu kapsamda olmayanlar çirkindir. Şahıs ya da insanoğlunun, hangi gruba girdiğini ayırt edemediği, korktuğu şeydir. Korkunun nesnesi, bu iki grupta sınıflanamayandır. Merakın nesnesi de bu. Korkuyu aşmak çabası. Varoluşunu besleyen şeyi keşfetme arzusu. 

İnsanoğlu, küçüğün büyüğü kuşattığı absürt bir varoluşu sürdürür. Güzeli ve diğer kolon ve kirişleri mümkün kılan bu absürtlüktür.

O nedenle de koca bir felsefe tarihi var. Absürtlükten çıkan ama onu aşmaya çalışan bir dil ve düşünme tarzı. Hani kuyruğunu ısırmaya çalışan köpekler var ya. İşte insanoğlunun düşünme edimi, köpeğin bu edimiyle aynıdır.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Zihnim açıldı... Yeniden düşündürdü yazdıklarınız. Merak, korku, keşif kavramlarının yakınında "ümit"le ilgili bir cümle aradığımı da söylemeliyim... Saygıyla selamlıyorum.

Menkıbe Dede 
 10.12.2017 2:26
Cevap :
Yazı bağlamında ümit, keşfin ertesi günü olabilir.  10.12.2017 11:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 464
Toplam yorum
: 945
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 939
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman "Neden olaya böyle bakılmıyor?" diye d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster