Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ekim '06

 
Kategori
Tekstil / Giyim
Okunma Sayısı
965
 

Neden?

Neden?
 

80'li yıllarda toptancılar üzerinden perakendecilere satış yapıyorduk. 90'lı yıllarda toptancıları aradan çıkarıp direkt perakendecilere satış yapmaya başladık. 2000'li yıllarda ise perakendecileri de aradan çıkararak kendi mağazalarımızla direkt son tüketiciye satış yapar olduk.

Aynı şekilde pazarımızda da, semt mağazalarından cadde mağazalarına, oradan belli merkezlere, oradan da kapalı mekan alışveriş merkezlerine doğru bir geçiş oldu. Doğal dedik, ama gördükten sonra tabi. Bunların gerçekleşeceğine pek ihtimal vermediğimiz günler çoktu aslında.

Satış noktalarımızda da böyle bir dönem yaşadık. 80'li yıllarda her semtte minik Carrefour'larımız vardı. İğneden ipliğe her şeyin satıldığı. Sonra tekstil ve ayakkabı diğerlerinden ayrıldılar. Derken onlar da birbirinden ayrıldı ve hızlı bir şekilde kendi içlerinde de kategorileşmeye başladılar.

Bu, hazır giyimin kabaca 20 yıllık geçmişi. Geçiş zamanlarını biz tayin etmedik. Piyasalarımız bizi yönlendirdi. Bol krizli, enflasyonlu, adrenalinli ve hızlı yıllardı. Plan-program yapmadığımız, hatta bunu düşünmediğimiz, buna ihtiyacımız olmayan yıllar. Hız, bizim önemli bir parçamız oldu. Artık stok devir hızlarımız var, tahsilat devir hızlarımız var, hatta seyahat devir hızlarımız var.

Bugün ise plansız programsız bir adım bile atamıyoruz. Dünyanın sayılı markaları ile yanyana mağazalarımız var. Biz de yurt dışında üretim yapıyoruz. 20 yıl içinde yaşadığımız 20 kriz, bir PKK, bir ihtilal.. Ekmek kuyruklarından dodge viperlara kadar uzanan bir yolculuk.

Yürüyüşümüz değişti, hem de hayallerimiz kadar belki. Bakış açımız hariç ama. Biz ticaret diye bakıyoruz, rakip dediklerimiz hakimiyet diye. Biz büyümek diye bakıyoruz, onlar ele geçirmek diye. Biz lüks olsun diye bakıyoruz, onlar istikrar diye.

İktisadi bir savaşın tam ortasında olduğumuz muhakkak. Sanki bunu herkes biliyormuş da, sadece bilmesi gerekenler bilmiyormuş gibi.

Kazanıp büyümeyi düşünenler, sözüm size. Yabancı sermaye ile savaşın seyrini ülke menfaatine çevirmek zorundasınız. Çünkü onların payları sayıca belki sizin 5'de 1'iniz olmalarına rağmen pazarın yarısına ulaştı bile. Ayrıca çok biliyorlar ve malesef çağ da bilgi çağı. Bu da şu demek: Zara ancak bir stratejisini uyguladıktan sonra, onu analiz etme şansınız olacak. O yapmadan siz göremeyeceksiniz.

Netice; ya çalışma nedeninize ideal katmak zorundasınız, yada müessesenizin bir gün el değiştirmesine razı olmalısınız.

Neden bu işi yapıyorsunuz? Doğru neden ne olmalıdır? Hep böyle olmuş. Para bir gün sıfırlanmış hep. Sultan Süleyman'ın hazinesi bile gün gelmiş yok olmuş.

Neyse. Akıl vermek haddimiz değil tabi. Ama ülkemde mecbur olmadan hiçbir sistem değişmiyor ki! Bir gün nasılsa siz de mecbur olacaksınız. Devletimiz tercihini yapmış çünkü. Geçmişte sektörümüz onun göz bebeğiydi. Ama bizim yaşadığımız değişimi devletimiz de yaşadı ve artık onun başka gözbebekleri var. Ne de olsa o hep 18 yaşında ve kaynakları bol.

Bunun da anlamı; yanlışlarınıza ve eksikliklerinize göz yumacak ve töleranslı davranacak bir haminiz olmadığıdır.

Seçim sizin...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 29
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1329
Kayıt tarihi
: 18.10.06
 
 

Evli ve 2 çocuk babasıyım. Üniversite terkim. 17 yıldır tekstil sektöründeyim. Ama konuşmak ve yazma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster