Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Şubat '07

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
Okunma Sayısı
430
 

Neden?

Büyük Türk Büyüklerimiz ekonominin çok iyi durumda olduğunu ve artık krizlerin vız geleceğinden dem vurmaya başladılar. Ne zaman böyle söylemlere başlasalar, kendi kendime aman dikkat derim ve aşağıdaki sorular aklıma gelir?

Sıcak para girerken hepimiz seviniyoruz ama ya birden çıkmaya başlarsa acaba ne olur diye düşenenimiz var mı? Türkiye’nin rekabet gücü zayıflıyor, üretimimiz artan ithalat karşısında çökecek, döviz açığı artacak ve ülkemiz bu açığı kapatmak için daha da borçlanacak dolayısıyla hem IMF’ye hem de uluslar arası finans kuruluşlarına daha da bağımlı hale gelecek diye neden hem siyasi hem medyatik hem de sivil Büyük Türk Büyükleri tahminlerde bulunmazlar?

Acaba neden "düşük kur- yüksek faiz" sarmalında halkımız 160 yıldır inlerken, Büyük Türk Büyüklerimiz hep bizlere serbest ekonomi ve fiyat istikrarının bizim için çok iyi olduğunu söylemişlerdi ama bu metodu uygulayıp da gelişen tek bir ekonomiden dahi bize örnek vermemişlerdi!

Bunun cevabını aslında en güzel tarihimizden öğreniriz!!!

Affınıza sığınarak önümüzdeki birkaç gün özellikle 1980’den sonra yaşanan ekonomik krizlerin nedenlerini tarihsel bir bakış açısı ile değerlendirmek istiyorum.

Önce yakın tarihimizle ile ilgili aklımızın bir köşesinde dursun diye hatırlatma yapacağım;

1989 yılında AET’ye olan üyelik başvurumuz reddedilince zamanın Başbakanı Turgut Özal, bu yoldan vazgeçmeyeceğiz, şimdi yapmamız gereken Gümrük Birliği’ne girmektir demişti. Daha sonra ki yıllarda ekonomimiz buna göre düzenlendi ve 1994 yılında ekonomik krize yakalandık.

Akabinde 6 Mart 1995 yılında Gümrük Birliği’ne girdik. Zamanın Başbakanı Tansu Çiller "İddia ediyorum en geç 1998 yılında Avrupa Birliğindeyiz" dedi! Gümrük Birliğinin devreye girmesi ile ekonomimiz daha da dışa bağımlı hale geldi.

1999-2000 yılında ise ABD’nin Irak’a müdahelesi gündeme geldi. 1999 Helsinki zirvesi ile AB ile yeni bir döneme girildi ve 2001 krizine yakalandık, seçimler oldu ve AK parti iktidarı ile tanıştık.

Hedefimiz AB onun için IMF programına sıkı sıkıya bağlıyız dendi ve 3-4 yıl pembe hayalleler yaşadık. Ekim 2005 ve Aralık 2005 AB ile müzakerelere başladık ve 2006 yılında yine ufak çaplı bir ekonomik krize girdik! 2007 başındada üyelik görüşmeleri askıya alındı...Tüm bu tarihlerde IMF ile hep anlaşmalar yapmış olmamızı ve bunlara sıkı sıkıya bağlı kaldığımızı da belirtmenden geçemeyeceğim.

Şimdi biraz gerilere gidelim yaklaşık 160 yıl önceye-)

İngilizler 1820 li yıllarda sanayi devrimini tamamlar, mallarını satmak ve zenginleşmek için yeni pazarlara ihtiyaç duyar. İlk olarak diğer zengin ABD’ye ve daha az zengin olan Avrupa ülkelerine mal satmak için girişimde bulunur. Ama, Avrupa ülkeleri ve ABD, hemen gümrük duvarlarını yükseltirler. İngiltere bu kez diğer ülkelere yönelir, kimini silah zoruyla kimini ise TİCARİ Anlaşmalar yolu ile kendi mallarını satmaya razı eder!!!

Bizim de 160 YILLIK SERÜVENİMİZ BAŞLAR…

O yıllarda Osmanlı tahtında II. Mahmut (1808 – 1839) oturmaktadır. Sadrazamı ise Mustafa Reşit Paşa’dır ve İngilizler ile iyi ilişkiler içindedir! Avrupalılaşmanın kurtuluş olduğuna yürekten inanıyor ve başta İngiltere olmak üzere Avrupa devletleriyle serbest ticaret öneriyor ve şöyle diyordu:

" Ülke, serbest ticaret sayesinde büyük bir hızla sanayileşecektir."

Pekiyi Avrupalılar ve özellikle de İngilizler bu işe ne diyordu? İngiliz Dışişleri Bakanı Palmerston:

" Serbest ticaret sayesinde Sultan’ın tebaasının servet ve refahı artacak, sanayi gelişecektir."

Sonunda 16 Ağustos 1838’de Mustafa Reşit Paşa, Balta Limanı Antlaşmasını "kalkınma yolunu açacak" bir belge olarak İngilizlerle imzalar.

Balta Limanı Antlaşması nelere yol açtı?

Osmanlı’nın iç pazarı, Batı’nın sanayi ürünlerine açıldı, dış ticaret dengesi bozuldu. O yılki ihracatımız 1 milyon 81 bin sterlindi. İthalatımız, 3 milyon 85 bin sterlindi. Makas, 2 milyon sterlindi. Hemen anlaşmanın akabinde bu makas, 11 milyon sterline çıktı.

Bu antlaşmanın aşağıda sıralayacağım bazı maddeleri ise bilmem sizlere tanıdık geldi mi?

·Gümrük vergi oranları ihracatta %12’ye, ithalatta ise % 5’e düşürülecekti.
· İngilizler, dünyanın neresinden olursa olsun istedikleri malları ülkeye rahatlıkla gümrüksüz sokabilecekti.

· Yed-i Vahit (TEKEL) usulü kaldırılacaktı.

· Mal alım ve nakli için belge istenmeyecekti.

· İngiliz tüccarı iç ticarette en ayrıcalıklı yerli tüccardan fazla vergi ödemeyecekti.

· Yabancı mallar, Boğazlar’dan serbestçe geçecek, Osmanlı limanlarında bir gemiden öbürüne aktarılacak, transit ticaret serbest olacaktı. Bu işlemlerden ayrıca hiçbir vergi alınmayacaktı.

· İngilizler, demiryollarından ücretsiz faydalanacaktı.

· Kapitülasyonlar devam edecek, anlaşma ile tanınan yeni ayrıcalıklar öncekilere eklenecekti.

· Anlaşma hükümlerinden diğer devletler de yararlanabilecekti.

· Anlaşma sonsuza kadar yürürlükte ve geçerli kalacaktı.
Sürecek...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu ülkede ekonomi denince aklıma tek gelen 1994 ve 2001 krizi.Hele 1994 deki tam bir faciaydı.Oyüzden hala uzun vadeli borç yapamıyorum ve mümkünse dövizden uzak duruyorum.

Ufaklık 
 07.02.2007 17:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 115
Toplam yorum
: 166
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 573
Kayıt tarihi
: 29.01.07
 
 

Tarsus Amerikan Lisesi (1984) O.D.T.Ü - İnşaat Müh. (1989) SUNY at Buffalo - Yüksek Lisans (1992) 19..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster