Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Nisan '12

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
236
 

Neden 4+4+4 ?

Neden 4+4+4 ?
 

Cumhuriyet kurulmadan önceki eğitim sisteminde imparatorluk yapı ve felsefesi, çağdaş anlamda bir “vatandaş” topluma dayanmadığı için eğitim de onun gerçek ve gereksinimlerine göre örgütlenmişti. İmparatorluğun doğası gereği, toplumsal yapısı vicdanı ve dimağı hür vatandaşlara değil, cemaatlere dayanıyordu.

Eğitim de bu gerçeğe uygun olarak yapılanmıştı. Her cemaatin okulu olabiliyordu ve böyle olunca çocuklar daha kendini bilmeden gönderildikleri okulun felsefe ve müfredatına uygun olarak eğitilirlerdi.   

Cumhuriyeti kuran irade, imparatorluk artık mevcut olmadığı için kurumları da yeni devletin felsefe ve yapısına uygun olarak düzenlemişti.

Cumhuriyet ve demokrasi, ancak tercih ve seçimlerini özgürce yapan vatandaşlarla var olabilir. Devlet din ve inanç sistemlerinin öğretisini üstlenmez, din ve inanç bireylerin iç dünyasına bırakıldığından bu konuda bir rol üstlenmez.

Bu amaçla çıkarılan, Cumhuriyet döneminin ilk yasalarından birisi ve en önemlisi Tevhidi Tedrisat (eğitimi birleştirme, standartlaştırma) kanunuydu bu da her çocuğa standart eğitim verilmesi anlamına geliyordu.

Kesintisiz 8 yıllık eğitim ise mesleki olsun olmasın (ki burada gerçek hedef erken mesleki eğitimi engellemek değildi), çocuk ergen ve akıl baliğ olmadan eğitimde farklılaşmaları engelleme amaçlıydı.

8 yıllık mecburi kesintisiz eğitimin birçok faydası vardı. Her şeyden önce çocukların çocukluklarını yaşayamadan okuldan ve eğitimden koparılıp çalıştırılmasının önünde bir engeldi. Bu da çocuklar için, ama özellikle kız çocuklar için bir can simidiydi.

Ama şimdiki yasanın amacı “kız çocuklar kocaya verilsin” veya “erkek çocuklar tarlaya sürülsün” değil.

Ama asıl amaç uğruna bu çocuklar feda ediliyor, Bakan’ın bir taraftan kesintisiz eğitimi kaldırıp, bir taraftan da medyaya verdiği reklamlarda “kız çocuklarını okutun” demesi başka şekilde yorumlanamaz

Asıl amaç çocukların akıl baliğ olmadan, yani “ergen” olmadan devletten din eğitimi alması, yoksa çok geç oluyor demek ki.

Bürokrat mı ne olduğunu şimdi hatırlamıyorum, bu tasarıyı hazırlayan komisyon başkanı her kimse, gecen gün “biz bu yasanın hazırlığı üç-dört yıl sürer dedik, ama başbakan hayır hemen uygulansın dedi, o nedenle hemen uygulanacak” diyor.

Yahu, utanmıyorsunuz direktifle iş yapmaktan, bari bize bunu böyle anlatmayın da biz utanmayalım yasaları hazırlayanların ne tıynette insanlar olduğunu görmekten.

Ben 80 öncesi üniversite koridorlarındaki, amfilerindeki nesildenim. Okul yıllarında devrimci (ne de ülkücü) militan olarak gezenlerden, devrimci nutuklar atanlardan değildim. Demokrasiye bağlı ve inançlıydım. Halk tercihini doğru yapmıyorsa, birileri onun adına zorla bir şeyler yaparak sorunları çözemez diye düşünürdüm

Ama o zaman elimize bolca geçen devrimci yayınlarda devrimin haklılığı, gerekliliği ve meşruluğu hakkında bir kriter okumuştum (hoş, başarıldıktan sonra tüm devrimler haklı, gerekli ve meşrudur ya neyse)

Devrimi haklı ve meşru kılan en önemli neden sınıflar, yönetenler ve yönetilenler arasında geçiş yollarının kapalı olması, yani geçişin mümkün olmaması.

Bana göre o zaman ülkede bu koşullar yoktu. Bu ayrıca tartışılabilir bir konu, ama kriter doğru bir kriter.

Simdi çok tehlikeli bir yolda gidiyoruz, iktidar, gelecek nesilleri dindar yetiştirmek için adımlar atıyor. Toplumu dindar/muhafazakâr olarak tasarlamak ve toplum içinden bu düşünceye muhalifler çıkmasını engellemek için yasalar çıkarıyor.

Kabul edenler, etmeyenler, edilmiştir. Demokrasi zaten parmakları saymaktan ibaret değil mi?

Hatta muhalefeti bu oylamanın yapılacağı mekana dahi sokmayacak kadar gözü kara. Halbuki sayıca zaten her istediğini yaptıracak çoğunlukta, ama gecikmeye bile tahammülü yok.

Bu da yavaş yavaş muhalefetin uzun vadede iktidar ümidini silmeye doğru gidiş anlamına geliyor. Demokratik yöntemlerle iktidara gelmesinin önüne set çekilmiş bir muhalefetin nasıl bir ruh haline sahip olacağını, planlarını ne yönde geliştireceğini tahmin etmek zor değil.

Eğitim sisteminin 4+4+4 olmasıyla bunun ne ilgisi var?

İstatistik ve anketler, eğitim düzeyi arttıkça AKP’nin oy oranının azaldığını gösteriyor. Olay zengin - fakir, doğu - batı, sahil – dağ falan değil; olay eğitim düzeyi, daha da doğrusu eğitim müfredatı.

Mevcut sekiz yıllık kesintisiz eğitim sistemi, çocuklara bu yaşlarda dini eğitim verilmesine elverişli değil. Böyle giderse, ülkede eğitim düzeyi arttıkça, muhafazakar ve din eksenli bir iktidarın sürmesi kolay görünmüyor.

AKP inanıyor ki bu eğilim, eğitim sisteminin ve müfredatın kusurudur. Çocuklar okullardan yeteri kadar dindar olarak mezun olmuyor. Öyleyse acilen önlem almak gerekir.

Hani Atatürk’ün hayat hikâyesinde anlatılır ya, “ilahilerle mahalle mektebi”, onlar geri geliyor, sonra da bütün okullar “ilahilerle mahalle mektebi oluyor”.

Nasıl mı? İmam hatip ilkokullarındaki eğitim kalitesini normal okulların üzerine yükseltecekler, halk “aman çocuğum lise ve üniversite seçme sınavında daha yüksek puan alsın” diye artık çocuğunu normal okula göndermeyecek. Böylece normal okullar gözden düşer, hatta talep yok diye kapanır, yerlerine imam hatip okulları açılır.

Cemaatlerin faaliyetlerinin eğitim sistemi, okullar ve yurtlar üzerine yoğunlaştığını bilmeyen var mı?.

Tüm bunlar özgürlükler adına yapılması ve dindarların özgürlüklerinin sürekli tartışma konusu olması ise trajikomik.

İslam ülkelerinde doğanların hep Müslüman, Katolik ülkelerde doğanların hep Katolik, Budist ülkelerde doğanların hep Budist olduğuna bakarak anlayabilirsiniz dinlerin bireylere ne kadar özgürlük tanıdığını.

Sadece ailelerden gelen bu cendere şimdi bazılarına kâfi gelmiyor, bunu devlet eliyle sistemli, örgütlü ve müfredatlı olarak yapılması lazım ki arada çatlak sesler dahi çıkmasın.

Bir taraftan da özgürlük diyecekler, çağdaşlık nutukları atacaklar.

Aslında ne özgürlük, ne de çağdaşlık umurlarında. Ama yine de bu argümanları kullanıyorlar.

Oyunu zaten alamadıkları aydın ve okumuş kesim bu yaman çelişkinin farkında. Dindarlığı körükleyerek çağdaşlaşamaz, aksine çağdaşlıktan uzaklaşırsınız.

 Ama, halkın büyük kesimi bunları ninni gibi dinliyor, hatta “oh oh, çok şükür, hem dindar hem çağdaş oluyoruz” deyip mutlu da oluyor.

 Bu aymazlık dile getirildiğinde halka dönüp BAKIN BAKIN, SİZE YİNE APTAL DİYORLAR, BUNLAR ZATEN SİZİ HEP APTAL OLARAK GÖRDÜ diye oylarına oy katacaklar.

Bu filmi artık ezberledik.

Ne verimli bir döngü değil mi?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu İntihalcilikten meslekten atılmış bakana ve Eşbaşkan Başbakanına bakarsanız, 4+4+4 yasası 28 şubatın tamamen sonu imiş. Sanki 28 Şubat kendilerinin iktidar olması için tezgahlanmamış gibi. Kesintisiz 8 yıllık temel eğitimin 28 şubatçılar tarafından getirildiğini iddia ediyorlar utanmadan. Halbuki 28 Şubat mantığıdır 4+4+4 sisteminin temeli.Oysa 8 yıllık kesintisiz eğitim taa 1950'li yıllardan beri incelenip araştırıldıktan sonra ancak ve ancak 40-50 yılda hayata geçirilebilmişti. Utanmadan bu konuda da yalan söylüyorlar. Ben inanıyorum bu getirdikleri yasa da kendileri gibi tarihin çöplüğüne gidecektir er geç. Bu arada olan "ya hocaya, ya kocaya" giden pırıl pırıl çocuklarımıza olacaktır ne yazık ki. Elinize sağlık. Saygılar..

cevodem1957 
 08.04.2012 18:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 129
Toplam yorum
: 181
Toplam mesaj
: 32
Ort. okunma sayısı
: 1994
Kayıt tarihi
: 28.06.06
 
 

İnsanın kendini anlatması zor, gereksiz de! Yaptığı işlere bakmak yeter, ne gerek var fazla i..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster