Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ekim '11

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
587
 

Neden başkalarını sevmiyorsunuz?

Neden başkalarını sevmiyorsunuz?
 

...Aslında sevemiyorsunuz!

Ah sevgi... Vah sevgi...

Önceki makalelerimde realitenin algılanması ve insan doğasından bahsettim... Doğamızın nasıl haz ve ıztırap dizginleri arasında sadece kendisini mutlu etmeye yönelik bir programla işlediğini ve duyularımızla ve atalarımızdan gelen gen ve hormonlarımızın toplumun etkisiyle bizi nasıl bir ürün yaptığını gördük.

Ya peki sevgi yok mu ağabey ya? Var hem de sevgilerin en büyüğü var... Kendimizi sevmek var! Bundan daha büyük sevgi olabilir mi?

Hayatımızda ki sevgi nosyonuna beraberce bir bakalım: şimdi ben birisiyle flört ediyorum diyelim ve o kişiyle çok güzel anlaşıyorum, eğleniyorum. O beni anlıyor, ben onu… Aynı şeylerden hoşlanıyoruz, espri anlayışımız aynı anlayacağınız her şey vombastik... Ve bir birimize diyoruz ki “Ben seni seviyorum!”, “Bende seni çok seviyorum!” (hadi len!)

Daha önce bilimsel olarak anlattım; insan haz aldığı şeyleri sever ve onlara yakın olur ve haz almadığı şeylerden uzak durur çünkü can sıkıcıdır ve ıztırap haline gelir.

Peki, gayet vombastik giden bir ilişkide bu iki insan nasıl olur da birbirlerini sevmiyor olabilirler, aşk yalan mı ağabey ya?

Aslında birbirlerine demek istedikleri şey şu: “ben senden 5 duyumla aldığım izlenimlerin atalarımdan geçen gen ve hormonların toplumun etkisiyle oluşturduğu ürün (bir kişi) olarak zevklerime hitap ettiğin için senden haz alıyorum.” Hmmmm… “Seni seviyorum” gibi bir cümle için biraz uzun tabii ama demek istediğim şey şu; biz hiç bir zaman bir kişiyi sevmiyoruz o kişiden aldığımız hazzı seviyoruz! Yani o kişi yarın hoşuma gitmeyen veya istemediğim bir şey yaparsa ona yarın “seni sevmiyorum” diyerek farklı bir yola giderim. E nasıl yani? Dün beni seviyordun, şimdi nasıl oluyor da sevmiyorsun? Basit... Çünkü dün aldığım hazzı bugün almıyorum ve görüyorum ki işler biraz değişmiş...

İnsanlar arasında ki sevgi kebap sevgisi gibi... Ben kebap yemeye bayılıyorum... İskender diyelim... Şimdi ben iskender kebabı seviyorum dediğim zaman siz benin bunun tadını sevdiğimi anlıyorsunuz. İyi de aynı şeyin insanlar için geçerli olduğunu neden anlamıyorsunuz? Birisine “seni seviyorum” dediğimiz zaman da o kişiyi sevdiğimizden söylemiyoruz. O kişiden aldığımız güzel hissi seviyoruz yani ben aslında kendimi seviyorum!!! Çünkü o kişi yarın kafamı bozacak olursa “adios baby!” diyerek beni adım gibi yapacak başka birini aramaya başlayabilirim...

Dünyada aşk veya gerçek sevgi denilen şey hiç olmadı... Olmadığı için de bunu yıllardır insanoğlu aradı, bunun için kan döktü, sayfalarca saçma sapan aşk romanları yazıp asap bozucu şarkılar söylediler… (Allaahııııııııım neydi günahııııııııııııım...) Göz yaşlarımızı döktüren filmler yaptılar ve hala utanmadan yapıyorlar... Oğum dank etsin gayri bu iş olmayacak!!! :)

İnsan doğasında bir ilginç şey daha var ve bence çok güzel bir özellik... O da “ümit”. Bu küçük nokta kişinin hayata devamını sağlayan güç kaynağı, arzularını gerçekleştirebileceğinin ve mutlu olabileceğinin temennisi…

Geçen gün bir arkadaşım gözleri ateşli, içi fırtınalı, asabi asabi bana şöyle dedi: “Ama Mutlu ben çocuğumu kendimden daha fazla seviyorum, bu sevgi değil mi yani?”... Dedim ki “Ormandaki bir maymun da kendi çocuğuna çok düşkün ama gel gör ki sen komşunun çocuğuna o kadar düşkün değilsin...” (Sanırım o da benle artık konuşmayacak ama önemli değil... Önemli olan şey hayatın hızlı akışında şu frenlere Allah’ına kurban asılmak, bir durmak, bir değerlendirmek… Çünkü görüyoruz ki kişi 60-70 yaşına geliyor ve diyor ki: “Ya ne çabuk geçti bu hayat... Bir film gibi gitti... Ben mi yaşadım, nasıl yaşadım, nasıl geçti farkında değilim!” ve iş o noktaya gelip de frenlere asılınca o frenler patlıyor.)

Başkasıyla ilgili bir şikayetiniz varsa Allah’a şikayetçi olun, zira adamı olduğu gibi yapan O... Ama şu da bariz ki kişinin dünyayı görüşü, kişi değiştikçe ancak değişiyor... Bu yüzden akıllı bir kişi dünyayı görüşünü değiştirebilecek bir çevrenin etkisiyle ancak hayatın kısıtlamaları ve içimizde oluşturduğu burukluklarını aşabilir...

Gerçek sevgiyi (bir başkasının arzularını hissedip o arzuları mutlulukla doldurup ve sadece o kişinin mutlu olduğunu görmekten alınan mutluluğu, kim olursa olsun herkese karşı) keşfetmek ümidiyle...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Mutlu Bey, Perihan İder'in bir şiiri durumu özetlemeye yardımcı olacaktır sanırım :-) "senin beni sevmeni sevdim , gözlerime aşkla bakmanı sevdim yüreğindeki yerimi sevdim, gelmeyişimde merakla beklemeni sevdim, çaresizliğimde bana umut vermeni sevdim, gözyaşlarıma siper olmanı sevdim, beni hesapsızca özlemeni sevdim, bana dair ne varsa hepsini senle sevdim şimdi bende yüreğimde koca bir yer açtım senin için senin beni sevdiğin gibi bende seni seviyorum". Kısacası kimse önce veren olmak istemiyor, bencillik ile çoğu insan önce almayı istiyor. Tabi sonuçta gerçekten sevebiliyorlar mı oda ayrı bir tartışma konusudur, ayrıca "sevgi ve sevmek nedir" in tanımlarını da ayrıntılı bir şekilde yapmak lazım.

Bulutevi 
 05.10.2011 13:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 22
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 535
Kayıt tarihi
: 27.09.11
 
 

Hepimizin hayatında birden “aa” dediği anlar vardır. Yani geçmişte duyduğumuz ama takmadığımız bi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster