Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ağustos '20

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
91
 

Neden Böyleyiz Biz?

Neden böyleyiz biz? Nasıl mıyız? Anlatayım:

“Dokunsan ağlar, tef çalar oynarız!” Onu diyorum hani. Neden sebep bu kadar dalgalı ruhumuz? Niye hiçbir şeyin ortasını bulamıyoruz? Ne sebeple uçlarda gezinir dururuz?

Anladım, Akdeniz insanıyız. Biliyorum, hem göçebe, hem tarım toplumuyuz. Kaderci yapımız, hep şunu söyletir bir yanımıza:” Topraktan gelip toprağa gideriz.”

Tevekküle doğuştan meyilliyiz o yüzden. İki ara bir derede kalan coğrafyamız; hem başımızı döndürür, hem kişisel-sosyal aklımızı gelgitlere uğratır; ha bire esen yellerde oynaştırır durur benliklerimizi.

Hepsine eyvallah da… Sakinleşemememizin asıl nedeni ne? Ne oluyor da bu kadar hızlı akıyor kanımız? Bir bilen varsa, dinlemeye hazırım kardeşim! Biri bana dinmeyen coşkunluğumuzun nedenini söylesin; hayrına. Bunca zamandır kafa yormama karşın… Delişmen yanlarımızı bir türlü çözemedim.

Bu kadar ortada durunca, bitmeyen kimlik-kişilik çarpışmalarından, sıyıramıyoruz yakamızı.

Ne köylülüğü becerebilen, ne şehirli olabilen tercih ve tavır sallantılarımız; bizi iyiden iyiye arıza modellere çevirir; kadınlı-erkekli ama… Yine de son tahlilde aklın yoluna, sağduyunun yörüngesine, özgüvenin ayağı yere sağlam bastıran tamamlayıcılığına abone olmayı becermiş olmalı değil miydik?

Neden aklımızı duygularımızın önüne koyamıyoruz? Fevrilik, Türk milletinin genetik özelliği mi? Türk’ün aklı hep mi sonradan çalışır? İlle de her seferinde Nasrettin Hoca’yı haklı mı çıkaralım? Tokatı baştan yemezsek, testiyi sağlam getirmek, bizim harcımız değil mi yani?! İlle de sopa sallayan mı gerek başımıza? Eğer gerçekten öyleyse… Ne maksatla “İlle de Avrupa! İlle de Avrupa!” diye yırtıp dururuz bir taraflarımızı?!

 Hem… Şunu da söyliyim hemen: bin yıl geçse de katmazlar/almazlar bizi aralarına. Tarihleri boyunca savaştıkları, cebelleştikleri, ellerine geçen her fırsatta topyekun ortadan kaldırmaya kalkıştıkları milleti; ihya edecek kadar saf değillerdir herhalde! AB’ye girebileceğimizi düşünmek, sade bizim hüsnü kuruntumuz! Bunu da aklınızdan çıkarmayın haa! Sonra, demedi, demeyin.

Onu bunu boş verin de… Neden böyleyiz biz? Ayranımız bu kadar çabuk kabarmak zorunda mı? Uzun vadeli, kalıcı planlar yapmayı devlet ve millet olarak neden beceremiyoruz? Hep günü kurtarmak, Türklüğün Amentü'sü müdür? Anlık, günlük başarıları sürekli hale ne zaman getireceğiz? Yeryüzündeki son insan evladı Mars’a gittikten önce mi, sonra mı?! Hayır, bilelim de ona göre alalım tedbirimizi. “Eller Ay’a, biz yaya!” türküsünü çığırmanın alemi yok, bilesiniz. Sona kalana alemi bağışlamayacaklar!

Bilimin yerine inancı koyan biz. Sokak kabadayılığını marifet sayan biz. En ufacık tartışmada gırtlak gırtlağa gelen biz… İyi ama… En çok bağırana, en üstte kalana madalya dağıtmıyorlar ki! Öyleyse ne diye tepinip dururuz birbirimizin üstünde? İnsana yakışan, konuşup anlaşmakken… Ne fikirle sonsuz kavgalarda debelenmekteyiz?

İyi de emmi! Bunca hırçınlığımıza karşın… Neredeyse tüm boks şampiyonları siyahi… Bunca enerji tüketmemize rağmen… Suyun üzerinde durmayı, yüzmeyi dahi beceremiyoruz. Ne bir yüzücü starımız var, ne ata sporumuz güreşte tartışmasız üstünüz. Bu arada… Fi tarihinde, uluslararası tatil köylerinde hep sonuncu olan Türk takımlarının bir üyesi de bendim! Yeri gelmişken, demeden geçmeyeyim dedim!

O halde kavga etmeyi niye milli spor haline getiriyoruz ki? Bir Muhammed Ali Çıkaramadıktan sonra… Her gün birbirimizin kafasını, gözünü yarsak ne olur, gece-gündüz birbirimizi yemek neye yarar?

Neden böyleyiz biz? Niye takım oyunu oynamayı beceremiyoruz… Hepimiz birer Aslan parçasıyız ama… Bir araya gelince, rakibimizi/düşmanımızı değil, birbirimiz yeriz!

Tevekkeli, boşa kurulmamış şu cümle: “ Türkler, aralarından biri birazcık sivrilse, yükselse, yükselmek Allah’a mahsustur diyerek onu ayaklarına yapışıp aşağı çekerler!”

Hay söyleyenin ağzına sağlık! Elin oğlu, ne de güzel anlatmış huyumuzu!

 

jale kasap, ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 1349
Toplam yorum
: 3614
Toplam mesaj
: 73
Ort. okunma sayısı
: 1726
Kayıt tarihi
: 30.01.11
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler veTanıtım, A.Ö.F. Adalet Yüksek Meslek ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster