Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mayıs '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1021
 

Neden et bizde daha pahalı?

Neden et bizde daha pahalı?
 

Et ve hayvan ithalatına izin verilmesinin kısa ve uzun vadede ne gibi sonuçlar doğurabileceğini belirten köşe yazım ve konuyla ilgili yaptığım basın açıklamasından sonra birçok kesimden farklı şekilde görüş, katkı ve eleştiriler aldım. Et fiyatlarının çok yüksek olduğunu dile getirenler yanında et maliyetinin yüksekliğinden şikâyetçi olanlar oldu. Tüketicilerin bir kısmı et ithalatını çözüm olarak görürken, kesim şekli, et hijyeni ve sağlığını yönündeki kuşkuları ön plana çıkaranlar oldu. Bir diğer kesim ise ülkede ziraat bitmiştir derken tarım sektöründe çalışanları üretimsizlikle suçluyordu. Hatta bu ülkede ziraatçılar şimdiye kadar ne yaptı ki diyenler bile oldu. Gelen katkı, görüş, soru ve eleştirileri bu yazımda cevaplama ihtiyacı duydum.

Et ve hayvan ithalatını olumlu karşılayanlar, dünyada en yüksek fiyatla et tüketen ülkelerden biri olduğumuzu dile getirmektedirler. Doğru bir saptama katılmamak mümkün değil. Ancak, aynı zamanda dünyada en pahalı mazot, benzin, LPG ve diğer petrol ürünlerinin olduğu ülkelerden biri olduğumuzu da görmek gerekir. Bilindiği üzere, bitkisel üretim ve hayvansal üretim birbiriyle iç içe olan iki tarım koludur. Dolayısıyla, bitkisel üretimin maliyetinde meydana gelebilecek değişiklikler, hayvancılık sektöründe üretim maliyetini direk etkilemektedir. Hayvancılıkta toplam üretim maliyetinin yaklaşık olarak yüzde 65-70’ni yem giderlerinin oluşturduğu göz önüne alındığında arasındaki ilişki daha kolay anlaşılacaktır.

Dünyada en ucuz et üreten ülkelerin başında Brezilya ve Arjantin gelmektedir. Bu ülkelerde kırmızı et fiyatının kilogramı yaklaşık 2-2, 5 dolar, ülkemizde ise 12-15 dolar civarındadır. Bu iki ülke ABD ve Çin’den sonra dünyanın en büyük mısır ve soya fasulyesi üreticileri arasındadır. Ülkemiz ise toplam mısır ihtiyacının yüzde 30 ve soya fasulyesinin yaklaşık olarak yüzde 70-80’ni ithal etmektedir. Yine küçük bir karşılaştırma için 1 kg mısır fiyatı Brezilyada yaklaşık 0.20 TL iken ülkemizde yaklaşık 0.45 TL civarındadır. En kaliteli gıdayı en ucuz fiyata temin edilmesi gerekliliğe katılıyorum. Ancak çözüm ithalat değil, tarımsal üretim artışıyla olasıdır.Ülkemizde et fiyatlarının yüksek olmasının en önemli nedenlerinden biri de üretici ve tüketici arasındaki alım satım yapan tefecilerden kaynaklanmaktadır. Büyük ve küçükbaş hayvancılığımız henüz büyük çapta sektörel hale gelmediği için örgütlenme sorunları yaşanmakta bu da üretim dışındaki bazı kişi ve kurumların haksız kazanç sağlamalarına neden olmaktadır. Yani sanıldığı gibi yüksek et fiyatlarından üreticiler değil tefecilik yapan aracılar kazanmaktadır. Eğer et ve hayvan ithalatı yerine bu aracı kurum veya kişilerin etkisi azaltabilecek bir düzenleme yapılsa idi kısa vadede et fiyatlarında bir düşüş sağlanabilirdi.

İthal edilecek hayvan ve etlerde gerekli hastalık kontrolleri ve diğer analizler yapıldığı sürece sağlık ve hijyen açısından bir sorun olmayacaktır. Ancak, kontrol ve denetimde oluşabilecek bir aksama çok ciddi sorunlara sebep olabileceği de unutulmamalıdır.

Ülkemiz tarımının istenen düzeyde olmadığını, hatta bazı tarım alanlarında gelişmiş ülkelerin gerisinde kaldığımız bir gerçektir. Ancak gelişmiş ülkelerden daha iyi düzeyde bulunan sektörleşmiş tarım kolları da mevcuttur. Uygulanan bu politikaları görmezden gelerek çiftçi, köylü, üretici ve tarım sektöründeki kesimleri bu gidişatın tek sorumlusu gibi göstermek tarım nezdinde üreticiye ve emeğe yapılabilecek en büyük haksızlık olsa gerek. Aslında son günlerin deyimiyle herkesin biraz empati yapması gerekir. Yani kendi gerçeklerimizi objektif bir şekilde değerlendirmemiz lazım. Bütün meslek grupları ülkeye olan katkılarını biraz gözden geçirebilirse beğenmedikleri tarımın önemini daha iyi göreceklerdir.

Ülkemiz tarımının içine düştüğü durum, özellikle son 20–30 yıldan beri uygulanan politikaların doğal bir sonucu olara görmek gerekir. Çünkü günümüze kadar uygulan tarımsal üretimimdeki kısıtlamalar tarımın gelişmesinin önündeki en büyük engel olmuştur. Tarımsal üretim olmadan sadece arazi varlığına verilen destek ve süspansiyonlar bitkisel üretimi, hayvancılıktaki destek ve teşviklerin üretim amacı olmayan kimselere verilmesi ise ülke hayvancılığımızı geriletmiştir. Tarımda yürütülen bu üretimsizlik politikaları ise tarım ülkesi olarak da kabul ettiğimiz ülkemizi bitkisel ürünlerden sonra hayvancılıkta da kendine yetmez hale getirmiştir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

et entegre tesisinde yönetim çalışması yaptım, günlük beslenme sektörünüde çok iyi bilirim ve henüz ortada et krizi yokken KIRMIZI ET FİYATLARI başlıklı bir blog yazdım sonuçta şimdiye geldik. Ülkemizdeki kırmızı et fiyatlarının temeli et üretim ve tüketimdeki dengedir bunun kısa yollu çözümü dişi hayvancılık yapana kredili olarak bire bir canlı hayvan desteği vermektir sonrada belirttiğiniz gibi hayvan yemi üretiminin artırılmasıdır ki; Fırat ve Dicle havzasını sulama imkanlarının % 10 unun kullanıldığını çokça insan bilmektedir. özetle çözüm kolay ama çözmek isteyen yok, rant arayan çok olduğu sürece durum tahteravalli, sevgiler...

Kadri KANPAK 
 17.05.2010 23:45
Cevap :
Yorumunuz için teşekkür ederim sayın Kanpak. Ülkemizde hayvancılık sektörü can çekişiyor ve çözüm kolay dediğiniz gibi. Çözmek isteyenler var ama onlara da fırsat verilmiyor. Çözüm üretecek mercilere liyakat esasına dayanmayan atamaların yapılması çözümsüzlüğü beraberinde getiriyor. Rant arayanların çoğunlukla yönetimlere geldiği bir yerde bireysel çıkarlar toplumsal çıkarlardan daha ön planda olur. Ve bunun olumsuz etkilerini ülkemizde olduğu gibi büyük sessiz çoğunluk yaşar. Selam ve saygılarımla.  19.05.2010 11:49
 

Annemler köyde ihtiyaçlarından fazla sebze meyve ekip pazara getiriyorlar bazen. Geçen yıl üç kasa elma getirmiştik mesela. Elmanın en ucuz etiket fiyatı 1 lira idi. En yüksek de 1.5 lira ki; bizimki 1.5 luk elma kalitesinde. Adam bize 400 krş teklif ediyor. El insaf dedim. İnsan beşyüz kuruş bari verir. Emeğini, ilacını bir yana bırakın sadece benzin parasını karşılıyordu 65 kilo gelen üç kasa elma. Toplama parası bile değil. Üreticilere de kızıyorum. Malını doğrudan pazara getirip satanlar var fakat pazarcıdan daha pahalı. Tamam doğal moğal ama sonuçta pazarcıya versen üçte bir fiyatına vereceksin. Yok, olmaz. İlla da bu fiyat. Fakat hayvancılıkla uğraşan dayımlardan biliyorum. Çoğu kasap gelip köylüden dana çebiç vs alıyor, parasını sonra veririm diyor. Sonrasında araki bulasın. Ya da aylarca, bazen yıllarca mahkeme kapılarında sürünen oluyor. 2 tane danasını bu şekilde kaybeden ve onları o boya getiren halam 3 defa felç geçirmiş bir kadın. İnsaf kalmamış insanlarda. Saygılar

Ayrıntıda gezinmek 
 06.05.2010 22:00
Cevap :
teşekkür ederim yorumunuz için. Yazımda vurgulamak istediğim konuya iki güzel örnek verdiğniz için de ayrıca teşekkür ederim. Üreticinin örgütlenmesi emeğin hakkının doğru adrese teslimi için zorunlu bir hale geldi. Ancak mevcut politik ve ekonomik düzen, üretim ve üreticiyi değil üretimden, emekten bihaber, emeğe saygısı olmayan belli bir kesimin çıkarlarını korumaya devam ettikçe üreticinin emeğinin karşılığını alması zor. Çözüm üretimin bütün bileşenlerinin dahil olacağı örgütlenmeden geçiyor. selam ve saygılarımla  07.05.2010 16:54
 

Yazınızda; "Ülkemizde et fiyatlarının yüksek olmasının en önemli nedenlerinden biri de üretici ve tüketici arasındaki alım satım yapan tefecilerden kaynaklanmaktadır." Tespitinize aynen katılıyorum. Hatta sadece et fiyatlarında değil sebze meyve ürünlerinde de durum aynıdır. Tarladan 10 krş a alınan bir karpuz tüketiciye 1 TL fiattan yansıyor. Fakat anlamadığım bunun önüne geçmek için ne üreticinin ne tüketicinin yakınmaktan başka bir şey yapmamaları. Örneğin üreticiler bir araya gelerek teşkilatlanıp tüketiciye bire bir ulaşım yapmıyorlar. Bugün Tavukçuluk sektöründe o kadar kriz yaşandığı halde üretim pek fazla aksamadı. Giderekte artıyor. Onların yem maliyetleri diğerlerinden az değil. Bence bu gelişmeyi sağlayan, üretimi fason yaptıran firmaların alt yapı ve hizmetleri üreticiye bizzat götürmeleri sayesinde organize olmalarından kaynaklanıyor. Bence et üretiminde de aynı yol izlenmeli diye düşünüyorum. Selam ve saygılar.

akar 
 06.05.2010 13:23
Cevap :
Teşekkür ederim yorumunuz için. Tavukçulukta benzer sıkıntının yaşanmamasının nedeni sektörel hale gelmesinden kaynaklanmaktadır. Ancak ülkemizde büyükbaş ve küçükbaş hayvancılıkta henüz sektörel bir hale gelmemiştir. Bu yüzdenden üretici ve tüketici arasındaki haksız kazançları kaldıracak bir örgütlenme yapısı hayata geçirilemiyor. selam ve saygılarımla.  06.05.2010 15:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 87
Toplam yorum
: 30
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 2654
Kayıt tarihi
: 02.07.09
 
 

Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi’nden 1997’de mezun oldum. Aynı Üniversitede yüksek lisans ve..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster