Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mart '07

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
Okunma Sayısı
496
 

Neden hala kalkınamadık?

Bizlere yıllarca Türk ulusunun 1071 milat olarak alınırsa 935 yıldır bu topraklarda olduğu ancak bir türlü zenginleşemediği anlatıldı durdu. Pekiyi neden zenginleşemedik;

Zengin ve fakir ülkeler arasındaki fark ülkelerin yaşı değildir. Mesela, Hindistan ve Mısır gibi ülkelerin iki bin yıldan fazla geçmişi vardır ve fakirdirler. Öbür taraftan, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi 150 sene önce isimleri bilinmeyen ülkeler kalkınmış ve zengin ülkelerdir.

Doğal kaynakların var olup olmaması da zengin ülke fakir ülke arasındaki farkı yaratmaz! Japonya; ufacık bir adaya sıkışmış, %80 arazisi tarıma ve hayvancılığa uygun olmayan bir ülkedir ama aynı zamanda dünyanın ikinci büyük ekonomisidir. Ülke dev bir yüzer fabrika gibidir, bütün dünyadan ham madde ithal eder, sonra da bütün dünyaya bitmiş ürün ihraç eder. Diğer bir örnek, Kakao yetiştiremeyen ancak dünyanın en kaliteli çikolatasını üreten İsviçre’dir. 4 ay sürse de kısa yaz döneminde toprağı da ekerler, hayvancılık ta yaparlar. Bu yetersizlikte bile ürettikleri süt ürünleri en iyi kalitededir. Bu ufak ülke yansıttığı güvenli, düzenli ve çalışkan ülke imajı sayesinde dünyanın para kasası olmayı da başarmıştır.

Zengin ve fakir ülkelerin yöneticilerini birbirleriyle karşılaştırdığınızda aralarında önemli bir fark bulamazsınız. Irk ve deri rengi de önemli değildir. Kendi ülkelerinde tembel olarak tanınan işçiler aslında zengin Avrupa ülkelerinin arkasındaki ana üretici güçtür.

Pekiyi, o zaman aradaki fark nereden gelmektedir? Fark, uzun yıllardır kültür ve eğitim ile içlerine işlenen değişik bakış açısıdır. Zengin ve kalkınmış ülke insanlarının davranışlarını incelediğimizde, büyük bir çoğunluğun şu prensiplere kalben inandığını görüyoruz.

1. Bilime Saygı

2. Temel ahlaki kurallara bağlılık

3. Dürüstlük ve Sorumluluk

4. Kanun ve kurallara uyma ve saygı

5. Başkalarının hakkına saygı

6. Çalışkanlık

7. Tasarruf ve yatırıma inanç

8. İrade

9. Dakiklik

10. Analitik düşünce

11. Ulusal çıkar gözetme

12. Vatanına ve milletine bağlılık

Geri kalmış ülkelerde nüfusun çok küçük bir azınlığı bu prensiplere inanmaktadır. Biz, doğal kaynaklarımız olmadığı için veya doğa bize karşı zalim davrandığı için fakir değiliz. Biz, doğru bakış açısına sahip olmadığımız için fakiriz. Zengin ve kalkınmış ülkeleri o noktaya getiren işlevsel prensiplere uymak ve bunları çocuklarımıza öğretmek azmimiz olmadığı için hala fakiriz. Gözlemlerimde bu prensiplerin çoğunluğuna eğitimli, eğitimsiz, zengin, fakir toplumumuzun hemen hiçbir kesiminin uymadığını saptadım. Acı olan öğrenim ve kültür seviyesi arttıkça bu prensiplere uymamanın daha da artmasıdır. Bu kesimde olanların büyük çoğunluğu maalesef kendini toplumun diğer kesimlerinden soyutlamakta ve hemen her konuda önceliği olduğuna inanmaktadır. Hâlbuki asıl bu kesim yukarıdaki prensipleri uygulayacak ki toplumun diğer kesimleri bu prensipleri uygulamayı kendine örnek alacak.

Özet olarak, ne kadar çok kişi doğru prensipleri benimserse o kadar çabuk düze çıkılacaktır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bütün yazdıklarınıza çözümü size başlık olarak yazayım; "irade". Eğer kendi geleceğinizde kendi iradenizi kullanma gücüne sahip değilseniz, yaşamda muvaffak olma şansınız yoktur. Sadece bor, toryum, uranyum, altın, petrol rezervlerini hesaba katsanız en az 50-60 trilyon dolarlık bir yeraltı kaynağınız var. Ancak devletiniz ve işadamı diye geçinen para babaları, genç, akıllı ve projesi olan gençlere maddi ve manevi imkan sağlayıp onların da işe atılmalarına yardımcı olmazsa; işsizlik ve yetişmiş beyin gücü israfından tutun da, kendi iradenizle kanun hazırlayıp uygulayamamaya kadar her türlü sorunla boğuşursunuz. Sudan'daki insanların, bir buluşma ayarlamak adına gülerek birbirlerine söyledikleri bir söz varmış: "11'de buluşalım, beni 12'ye kadar bekle, 13'te gelmezsem 14'te git".. Böyle insanlar da var ve yaşamı heba ediyorlar. Bizim gibi ülkelerde de heba ettiriliyor. Ondan sonra geçip "bu gençlik nereye gidiyor diye hayıflanırlar".. Saygılarımla

xxxxxxxxxxxxxxxxx 
 28.03.2007 18:01
 

Ülkemiz adına sizin gibi yetişmiş uzmanların önemi tartışılmaz.Yanlız iyi yetişmiş uzmanların ilgi duydukları konularda temel kavram ve kaynaklar üzerinde daha ciddi bir calışma ve düşünme cabası içerisinde olmalı.Siyaset,felsefe,iktisat ve tarih alanlarında daha ciddi kaynaklarından yararlanmanızı isterim. Yaşamınızda başarılar.

Erol Kalaycı 
 23.03.2007 22:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 115
Toplam yorum
: 166
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 569
Kayıt tarihi
: 29.01.07
 
 

Tarsus Amerikan Lisesi (1984) O.D.T.Ü - İnşaat Müh. (1989) SUNY at Buffalo - Yüksek Lisans (1992) 19..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster