Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Haziran '15

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
884
 

Neden hep aldatılıyorum ?

Neden hep aldatılıyorum ?
 

Her gün bir dolu şey istiyoruz hayatımızda ve bu sayede de daha da büyüyüp genişliyoruz. Yani, istemenin kendi içinde aslında harika bir yolculuğu var. Ve bir şeyi isterken bile yaşadığımız heyecan, mutluluk apayrı bir deneyim bizim için 
Peki isterken nasıl istemeliyiz. Cümlelerimiz mi önemli, düşüncelerimiz mi? yoksa ne yaptığımız mı? 
 
Evrenle anlaşma dilimiz DUYGULARIMIZ :)
 
Ve aslında bizim tüm ihtiyaçlarımızın kaynağı o duyguyu deneyimlemek istememizde yatıyor. Eğer o duygu bizim dünyamızda  var ve daha fazlasına hazırsak, hayatımıza pat diye dahil olabiliyor zaten, olmasa bile bizim için sorun olmuyor:)
Ama eğer o duyguyu zihnimiz yok zannediyor ise işte o zaman durumlar değişiyor. Ego ( ben ona asistan diyorum) hayatını devam ettirirken deneyimleri sonrasında yüzlerce kararlar alıyor. Ve aldığı kararlar ( biz burada negatif kararlardan bahsediyoruz ki, elbette pozitif kararlar da alıyor)  bazen yetersizlik, eksiklik, sevgisizlik ya da güvensizlik üzerine olabiliyor. 
Ve eğer öz de kendini güvende hissetmeyen, ya da sevilmediğini düşünen kişi bu ihtiyacını otomatik dışarıda aramaya başlıyor. Ve ilk gördüğü örneklerle, hemen hayatına dahil etmeye çalışıyor. Örneğin başarı duygusunu, iyi bir üniversite okumakla ya da iyi bir evlilik ve çocuk sahibi olmakla kazanabileceğine inan kişi bu gerçekliğe uygun bir hayat yaşamaya çalışıyor. Ya da sevgiyi ancak iyi bir ilişki ve ya evlilikle kazanacağını düşünen kişi evlenmek istiyor. 
Bir danışanım istemediği bir ilişkiyi bitirdiğinde şöyle söylemişti;'' Olsun ben bitirmiş olabilirim ama o bana evlenme teklifi etmeliydi! ben hayır diyebilirim ama o teklif etmeliydi. ''
İşte buradan da görebileceğiniz gibi bu bir ego ihtiyacı. Amacıma hizmet etmeyen bir ilişkiyi dahi hayatımda tutmayı seçebiliyorum çünkü o duyguyu deneyimlemek istiyorum. 
Ve maalesef bir çok insan ne istediğine değil, ne yapması gerektiğine odaklanıyor ! Ve sonunda istediklerini elde ettiğinde ise mutlu olamıyor. İyi bir okul okuyup istemediği işte çalışan ya da evlenip daha sonra mutsuz olan bir çok insan tanıdım. Ve hepsiyle konuştuğumda ise sonuç aynı çıkıyor. Eksik olan duygularını zamanında tamamladıkları kişi ya da olayla hemen hızlıca alıp sonra tekrar başa dönüyorlar. 
Unutmayın , bizler ruhsal varlıklarız ve özde ihtiyacımız olan, her şeye ama her şeye sahibiz. Eksik olduğunu zanneden egomuz.!  Ego eksik hissettiğinde aç bir hayalet gibidir. Ve başlangıçta doymuş gibi görünse dahi hiç bir zaman doymayacaktır. 
Bu eksikliği hisseden tüm egolar gibi bizim egomuzun da bir hikayesi var:) Belki annemiz, babamız ya da küçükken yaşadığımız bir olay ya da olaylar zinciri bu hikayeyi oluşturdu. Ama o hikayeleri yaşamak , yaşamış olmak bizim kaderimiz değil!!
 
Hepimizin egosu var. Bence bu harika:) Ve dünyada ki bütün insanlar her gün bir şeylerin eksikliği ile uyanıyorlar. İstemek ve ego harika ise neden canım yanıyor ? Çünkü negatif bir alandan yani yokluktan istediğimiz için.
Öncelikle isteklerimizi hangi alandan istediğimiz çok önemli. 
Madem evrenle duygularımızla anlaşıyoruz o halde isteklerimizi de duygularımızla listeleyelim ne dersiniz?
 
Örneğin '' Bir ilişki yaşamak istiyorum '' Kağıdı ikiye bölün ve sol tarafa nasıl bir ilişki dinamikleriniz var tek tek yazın. Hem de istediğiniz gibi, dilediğiniz gibi, sınırsız bir şekilde.
Sonra sağ tarafa geçin ve bu istediklerinizi hangi duyguyu deneyimlemek için istiyorsunuz şimdi de bunu yazın.
 
Sol taraf çok önemli burada açıklamalar olabilir ama sizin varmanızı istediğim sonuç hangi duygu olduğunu fark etmeniz. 
Diyelim ki, ''Çok yakışıklı olsun, uzun boylu , karizmatik olsun'' Ya da '' çok güzel ve manken gibi olsun''
 
Okey, bunu neden istiyorsunuz? Hangi duyguyu deneyimlemek için?
Yanımda çok güzel manken gibi bir kız arkadaşım olursa, etrafımdakiler buna çok şaşıracak ve özenecek ve bana hayran olacaklar. Böylelikle kendimi  onaylanmış hissederim
Yanımda, uzun boylu birinin olması, kendimi daha güvende hissettiriyor. 
 
İşte bu kadar basit. Duyguyu ya da duyguları bulduktan sonra ikinci adım ise bu duyguları aktife etmek. Yani, güven duygusunu dışarıda, arabada, evde ya da bir ilişki de aramaya devam ettiğiniz sürece karşınıza hep bu durumun zıttı deneyimler çıkacak.
Ya sürekli aldatılacak ya da güvenemeyeceğiniz ilişkiler deneyimleyeceksiniz. Öncelikle bu duyguyu sadece kendiniz, hayatınıza dahil etmek isteseydiniz kimseye bağlı, muhtaç olmaksızın bu nasıl olurdu ? 
 
Eksik olduğunu zannettiğiniz duygunun sadece bir illizyon olduğunu hatırlayın ! ve  duyguyu deneyimlediğiniz her bir olayı, durumu daha bir farkındalıkla ele alın. 
 
Siz duygularınızın kontrolünü ele alırsanız dilediğiniz deneyimle bir bütünlük içinde karşılaşabilirsiniz. Aksi takdirde aç hayalet asla doymayaak :)
 
Tüm değişimler önce zihinde başlar
Ayşegül Demirel 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 20
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 532
Kayıt tarihi
: 31.05.15
 
 

Kişisel gelişim yolunda, NLP, Reiki, Kuantum, Çekim yasası, yüzlerce kitap ve seminer sonrası 14 ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster