Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Aralık '19

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
120
 

Neden Şiir Yazılır?

            Her insanın şiir yazma ihtiyacı farklıdır. Mesela ben, suskunken söylüyorum en çok, söyleyeceklerimi teker teker, bir de şiir ile. Bunun için de, içimden geçtiği kadar değil de, elimden geldiği kadar yazıyorum.

            Şiire duygusal söz dizimi olarak bakamayız sadece. Kişinin kendini ifade ediş şeklidir şiir, düşüncelerin ve elbette duyguların özetidir. En çok da kırılan kalplerin ağıtıdır şiir yazmak.

 

İtiraf Ediyorum

            Sosyal medya hesabım olmasına rağmen hiç de sevmiyorum sosyal medya kullanmayı. Bana ne insanların ne yiyip içtiklerinden, nerelerde gezdiklerinden, bir de ispat etmek için fotoluyorlar poz poz. Kazayla görmemişsen ya da beğen yapmadıysan, yandın. Adın benimle ilgilenmedi olmaktan çıkıyor, arkadaşlıktan bile çıkarılıyor, hatta engellenebiliyorsun da.

             Allah, facebook sayfanızda Cuma kutlamalarınıza değil, amel defterinizde yaptıklarınıza bakıyor. BİLGİNİZE...

 

Sahiden Duyarlı mıyız?

           Kişinin imanını sorgulamak benim haddim değildir. Bu yüzden de karşımdaki kişinin inançlı mı, inançsız mı olduğu, hangi dine mensup olduğu beni hiç ilgilendirmez. Din, dil ve ırk gözetmediğim gibi karşımdaki, insanlığı ölçüsünde geçer not alır benden, çünkü adam ya da kadının insanlığını sorgulamaya hakkım olduğuna inanıyorum her insan gibi.

           İnsanlığını yitirmemektir esas olan da acaba utanır mı insan, kendi gösteremediği insaniyeti hayvanlardan görünce. Merhamet desen onlarda, paylaşım, sevgi desen onlarda; zalimlik bizlerde, düşmanlık, nefret bizlerde…

           İyi ki halden anlayan, insanlık ölmemiş dedirten iyi doktorlar var bu memlekette.

 

Aidiyet Duygum Noksandır belki

            Hiçbir gruba ya da örgüte üye değilim. Ne bir kişiye ne de bir takıma büyük bir hayranlığım var. Kendimi kaybedercesine bağlanamıyorum.

            "İnsan içinden yenilenmeyince dışından eskir." diyor Nazan BEKİROĞLU, Nar Ağacı kitabında. Boşuna demiyormuşum "kendime yeni bir BEN lazım" diye. Demek ki ondan genç gösteriyorum.

 

Dilenmemiş Bir Özür

            Üniversitede okurken, İngilizce hazırlık sınıfındayken yani, Speaking dersine giren sevgili Figen YEŞİL(Öncül) hocama gecikmiş bir özür borçluyum. Olayı tam hatırlamasam da anlatayım:

            Bir gün dersimizde, Hocamız başka bir arkadaşın söylediğini yanlış anlayınca, ben de “yarası olan gocunur” diyerek sivri bir çıkış yapmıştım. Tabi, buna bütün sınıf kıkırdayınca hocamız hayli şaşırdı, duymamazlıktan gelerek bozuntuya vermedi. Kendinin buna çok bozuldu ğunu, çok sonraları yine bir dersimizde, bu sefer bana “işkilli düdük dingilder” demesinden anlamıştım.

            Beni tüm sınıfın önünde morartmış, intikamını almıştı. Helal olsun, başka ne denebilir ki.                                                                                 

            O zamanlarda, biz öğrencilerin bütün eğlencesi, hocalarla dalga geçmekti. Şimdi, sizden çok özür dilerim, lütfen kabul edin hocam.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 103
Toplam yorum
: 42
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 59
Kayıt tarihi
: 19.04.18
 
 

1980 Adana doğumluyum. 13 yaşında friedreich ataksisi hastası olduğum ortaya çıktı. İlköğrenimi A..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster