Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mart '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
487
 

Neden şimdi ?

Neden şimdi ?
 

Gözü açık adalet, çıplak güç karşısında adil olabilir mi ?


Hiç de keyifli bir pazar yazısı değil, biliyorum.

Ama hukukun bir pazar günü dahi herkese lazım olduğunu da biliyorum...

İki gündür " % 47 oy almış iktidardaki bir partiye dava açmak demokrasi ayıbıdır " savunmasından başka laf yok ortada .

Bu güne kadar onlarca gazeteciye, vatandaşa, hatta karikatüriste dava açmadı mı Başbakan ve yandaşları ?

Hukuk herkese lazım değil miydi yoksa ?

Yasalar önünde tüm vatandaşlar, kurumlar eşit değil miydi ?

Çoğunluğun ya da güçlülerin suç işleme üstünlükleri mi var yoksa , bizim bilmediğimiz bir yerlerde ?

O % 47 ‘nin içinde ilk dönem iktidarlarında AB yanlısı politikalarını onaylayan, AB sürecinde çıkarılmış olan uyum yasalarını destekleyen kitlelerin , AKP’nin değiştiğini sanan merkez sağ hatta merkez solun , ekonomide işlerin yolunda gittiğini sananların , açlık sınırının altında yaşayan yoksul kitlelerin umut oyları yok mu ?

Neden ilk dönem iktidarlarında değiştikleri izlenimini yarattılar sizce ?

2. dönem iktidarlarında istediklerini yapabilmek, özledikleri şeriat düzenini adım adım gerçekleştirebilmek için takiyye miydi hepsi ?

Ve “% 47 oy almış iktidardaki bir partiye kapatma davası açmak demokrasi ayıbıdır “ savunması , yargıya baskı yapmak değil de nedir? Bu savunmaya dayanak için miydi bütün yapılan takiyyeler ? Yine aynı öfkeli belagat sanatı...

Bu % 47 oy ya da 16 milyon 500 bin oyun tümü memleketi şeriat düzeni ile idare etmek isteyen partiye mi atıldı? Şeriatçıların oylarının taş çatlasa %17-20 düzeyindeki muhafazakar oyların içinde bile % 10 'u geçmediği bilinmiyor mu ? Nerde o zaman ANAP, DP ve DSP'nin oyları ? Ve yüzer gezer oylar ?

Hakkında bu kadar ciddi iddialar olan, cumhuriyet rejimini yıkma girişimleri ile suçlanan, laiklikle dinin bir arada olamayacağını ve laikliğin içini değiştireceğini ilan eden... Halkın çoğunluğu isterse olur diyen, Türban velev ki siyasi simge olursa ne olur, diye açıkça dini siyasete alet ettiğini ilan eden , kamuya da türbanı sokacaklarını söylemekten çekinmeyen, ulemanın fikrini sordunuz mu diyebilen, donsuzlukla türbansızlğı eş değer sayıp, başı açık olanları hedef ilan eden onlar değil mi? Peki toplumun yaşam biçimini için için değiştiren, çağdaş Türkiye’yi Çankaya’dan sokağa kadar, türbana-tesettüre saran...

Ve sonunda toplumu korkuya salıp da milyonlarca insanı sokağa döken bir "suç duyurusu" karşısında seyirci mi kalmalıydı yargı?

Demokrasi , kuvvetler ayrılığı rejimidir.

YASAMA-YÜRÜTME-YARGI DEMOKRASİNİN OLMAZSA OLMAZ KURUMLARI , DEMOKRASİNİN ÜSTÜNDE OTURDUĞU ÜÇLÜ SACAYAĞIDIR.

Ben çoğunluğum istediğimi yaparım, benim sözüm emirdir, buyruktur mantığı, ben hukukun üstündeyim görüşünün adı ZÜMRE DİKTATÖRLÜĞÜDÜR, hukuk ve anayasaya göre.

Adalet devletin temelidir.

Eğer % 47 karşısında % 53 şikayetçi ise, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı önüne gelen şikayetin gereğini yapmak görevindedir, zorundadır hatta.

Adalete ve hukuka inanmayan bir adalet bakanı, yargının içine sızmışlar diyebilen hukukçu ve eski sosyal demokrat/ taze AKP'li bir kültür bakanı…

Türkiye Cumhuriyeti Devleti Cumhuriyet Başsavcısı, ne yürütmeden ne de yasamadan emir alır. Şikayet ve delileri ciddi görürse iddianameyi hazırlar davayı açar ki; iddianame ciddi delillerle örülüdür.

Ve son söz yargınındır artık.

Unutmayalım ki hukuk herkese lazımdır.

Hatta keyiflerin bozulması pahasına da olsa bir pazar günü ...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne halkı, ne vatandaşı, iktidar partisinin tek derdi, iktidarda ne kadar kalırda ne kadar kendime çalışırım. Bunu sürdürmek için de Baykal ile hangi senaryoları uygulayabilirm düşüncelerine yoğunlaşıp hakikatende kaz akıllı millette bunu yutuyor. Bütün suç bizde; Yhau kardeşim hem adamın anasına avradına sövüyon, hemde sanal ortamda %70 oy veiryorsun bu ne perhiz. Bizim halkımızın prim verdiği nokta işte budur. Rafta yağın fiyatını gören başlıyor saymaya ama sonrasında gidip el etek öpüyor. Hayır iktidara kızdığımız kadar ekndimizide hizaya sokmamız lazım Bu ne korkak iki yüzlü millet yahu!

yekruseha 
 18.03.2008 9:38
Cevap :
Demokrasinin bütün kurum ve kuralları ile işlediği ülkelerde, iktidarda olan parti mutlaka oy kaybeder. Tabii bu kural muhalefetinin de görevini yaptığı iktidara talip olduğu gerçek demokrasiler için geçerli. Şu andaki tabloya baktığın zaman, demokrasi ile ilgili bütün ezberlerimizin bozulduğunu görüyoruz, üstelik dünyada sol tırmanışta iken(Fransa, İspanya, Güney Amerika örnekyeri ) bizdeki demokrasinin sol ayaksız hatta merkezi bile olmayan topal ve ucube bir demokrasi olduğunu görüyoruz. Yine bu durumda mağdur olduğunu iddia edenlerin şikayet merciinin yargı olması ve onun da görevini yapması kaçınılmaz bir demokrasi kuralı. Çözüm mü elbette değil, geçmişteki örneklere bakıldığında. Ama yasal ve demokratik.Şikayet olunan tarafça hedef gösterilmiş olması ise Danıştay 2. dairesine yapılan suikast baskını düşünüldüğünde, çok üzücü ve endişe verici. Sevgi ve aydınlıkla...  18.03.2008 13:16
 

ne demek acaba? İşlerine göre demokrasi anlayışı sergiliyorlar. İşlerine göre bu hukuğa aykırı ya da değil diyorlar. Bekleyip göreceğiz bakalım neler olacak... Böyle durumlarda aklıma hep Japonlar geliyor. Böyle bir durum o ülkede olsaydı toplu bir intihar olayı olurdu. Eline sağlık canım... Sevgilerimle...

Sema Sener 
 18.03.2008 1:52
Cevap :
%47 nin karşısında, % 53 mağdur ve şikayetçi ise üstelik muhalefette görevini yapmıyorsa...Demokrasilerde bunun şikayet mercii, YARGI'dır. Yargı 'da gereğini yapmak durumunda ve zorundadır. Aksini iddia etmek, yasaların karşısında çoğunluğun diktatörlüğünü savunmaktır. O zaman lağvetsinler tümü ile yargıyı. Kadı sistemi meseleleri çözümler. zaten, kATİLLERİ, SUÇLULARI SADECE MAĞDURLARIN AİLELERİ AFFEDEBİLİR, devlet affedemez, diyorlar. buj görüş şeriat hukuku demektir. Çünkü bilimsel ve laik hukukta, ceza devlet/ kamu adına verilir suçluyu da affedecek mercii yine devlettir. bunların demokrasi ile filan işleri yok Sema. Yaşayıp göreceğiz. İnşallah ben haklı çıkmam. Görüyorsun resmen Başsavcıyı ve yürkek yargıçları adamlar hedef gösteriyor, Danıştay 2. Daireye yapılan suikast saldırısnda olduğu gibi....Sevgi ve aydınlıkla daima...  18.03.2008 12:17
 

yazını pazartesi gecesi okuyabildim ama pazarı , tatili olmaz bu günlerin. İlerde koyu karanlık pazarlar yaşamaktansa şimdi uyanık ve donanımlı olmanın zamanıdır. Gelişmeleri izliyorum ama ben de senin gibi pek umutlu değilim. Ampul , mum olur , mum kandil olur özündeki bakış değişmedikçe. Nerde aydınlık, sosyal demokrat partilerimiz, nerde güçleri, dirayetleri , sesleri ,meydan öyle boş ki! Demokratik bir Cumhuriyet ülkesinde yelpazenin her kanadından ses ve görüşler olmalı ama biz de % 47 den başka ses , nefes pek çıkmıyor!... Sevgilerimi iletiyorum arkadaşım.

nilgun 
 18.03.2008 0:36
Cevap :
Sevgili Nilgün, sen mesleğin gereği gençlerin içinde onları çok yakından tanıyan idealist ve çağdaş bir insansın. Senin gözlemlerin çok önemli.Bizler cumhuriyetin son idealist ve yurtsever kuşaklarıydık. İdeallerimiz önde geldi hep. Önce memleket kendi evlatlarını yedi.Arkasından 80 darbesi tüm ideallerin üstenden bir silindir gibi ezip geçti.Hak ve özgürlüklerin kısıtlanması. Dinci baskı ve politikaların güçlenmesi...Eğitim sisteminin yozlaşması.... Sonuçta apolitik bir kuşak yetişti . Hızlı tüketim çağının çocukları...Ve dengesiz nüfus artışı sonucunda oluşan oy depoları.Sol ayağı olmayan topal demokrasi. Sosyal politikaları bile unutan gittikçe sağa kayan,iktidar olmaya niyeti olmayan bir muhalefet.Çok zor ve sancılı bir sürecin tanıklarıyız şimdi.Hem tanığı hem mağdurları. Bu ortam ve koşullarda yine de %47'nin karşısındaki % 53 mağdur olarak,şikayet edeceğimiz ve sığınacağımız YARGI' dan başka bir limanımız yoktur.Bir de aynı idealleri ve mağduriyeti paylaştığımız ülküdaşlarımız.  18.03.2008 12:10
 

elelrine emeğine sağlık. Ben pazar değil pazatesi okudum yazını, hiç fark etmez, bence geç bile kalındı. Şimdi kendi savunmalarına gülüyorum kahkahalarla. En başından beri yaptıkları takiyye değil miydi zaten? Yine umutlandım ben biliyor musun? Bu ülke bu kadar geri götürülmemeli yazık çok, çok yazık. Hrem bize hem yeni yetişen nesile yazık. Seni tanımış olmam ne şans, iyi ki varsın. Sevgilerimle...

Özlem Akaydın 
 17.03.2008 13:00
Cevap :
Sevgili Özlem, tersine ben hiç umutlu değilim biliyor musun ? Zira işlerin bu noktaya gelmiş olmasında demokrasi geleneğimizin yerleşmemiş olmasına, muhalfetin güçsüz oluşuna, sol ayaksız topal demokrasimize bağlıyorum. Sandıktan bu sonucun çıkmasında onlardan çok CHP nin eksiği , küçük olsun bizim olsun mantığı olduğunu, mükemmel kadrolarına rağmen koltuk sevdalısı Baykala bağlıyorum. Görüyorsun, adamların oy toplamaktan başka maharetleri yok. bir kriz yönetim kadroları yok. İyi hukukçu kadroları yok. Danışmanları yok. Bütün bunlara rağmen aldıkları oy oranı ortada.Davanın açılma zamanı için ise şunu söyleyebilirim ; Anayasa laiklik karşıtı eylem ve söylemlerin bir partide odaklaşmasını arıyor. Odaklaşma hem çokça eylemi hemde sürekliliği ve ciddiliği ifade eder. Ve dellillerin söylemlden çok eyleme yönelik olmasını arar.Asıl gelişmelerin 22 temmuzdan sonra olduğu düşünüldüğünde ve 17 klasörlük delilinuygun ve makul olduğunu düşünüyorum. Sevgi ve aydınlıkla  17.03.2008 14:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 172
Toplam yorum
: 3375
Toplam mesaj
: 406
Ort. okunma sayısı
: 2258
Kayıt tarihi
: 15.02.07
 
 

Düşünen, üreten, kendine, insana, çağına sorumlu, tavırlı, taraflı , çağdaş ve yüzü aydınlığa dön..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster