Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ağustos '07

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
4475
 

Neden yalan söyleriz?

Neden yalan söyleriz?
 

Neden yalan söyleriz? Aslında herkesin bir gerekçesi vardır. Bazen sevdiklerimiz üzülmesin diye, bazen de ilişkilerimiz bozulmasın diye yalan söyleriz. Başkalarını üzmemek için, sosyal nedenlerden ötürü, birçok konuda duruma göre varmış veya yokmuş gibi yaparız. Bazen elimizde olmayan nedenlerle buna mecbur olduğumuzu söyler, yaptığımızın doğruluğundan emin bir şekilde kuşku duymadan, sorgulamadan inanırız ona. Kendimizi kandırmak için olsa gerek, “durumu kurtarma adına” bunları yaptığımızı ifade ederiz.

Bazen de çelişkiler içinde kalırız. Yalandan nefret ederiz ama, hoş olmayan durumlardan sıyrılmak için de başka çareler düşünmeden yalana başvururuz. Bazı durumlarda, gerçeği söylemenin daha kötü sonuçlar doğuracağını düşünürüz. Kötü hastalığı olan birinden hastalığının tanısını saklamak bunlardan biridir. Güya bu daha fazla mutsuz etmeme için yapılan bir işlemdir. Kişi gerçeği öğrenince tabi ki daha kötü olur. Türk filimlerinde sık sık rastlarız bu temaya. Unutmayalım, gerçek hayatta da gerçekler bir şekilde eninde sonunda açığa çıkar.

Çocukluğunuzu hatırlarmısınız? O zaman Pinokyo’yu bilirsiniz. Hani iyi kalpli yaşlı tahta ustasının yüreğini koyarak yaptığı bir kuklaydı Pinokyo. En belirgin özelliği yalan söylemesi ve her yalan söylediğinde de burnunun uzamasıydı. O kadar inanmıştık ki ona, pek çok çocuk o zamanlar her yalan söylediğinde hemen aynaya koşar, burnu uzadı mı? diye merak ederdi Pinokyonun etkisiyle.

Birde günümüze bakalım, maşallah ortalık Pinokyolar’dan geçilmiyor. Aslına bakarsanız hepimiz birer Pinokyoyuz. Çünkü nefret ederken, ilişki bitmeye doğru giderken, ev, araba, para kaprisleri sevgimizi bitirmişken, “seviyorum” diyoruz.Yolunda gitmiyorsa bir şeyler, gidiyor gibi davranıp öyle aksettiriyoruz. Mutsuzsak, “mutluyuz, kimse dört dörtlük değil, ben dört dörtlük müyüm ki? kandırmacasıyla dolaşıyoruz. Beceremeyeceğimizi bile bile “ben hallederim” deyip işin içine balıklama atlıyoruz.

Eskiden “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar” demişler, vallahi şimdilerde, o mum hiç sönmüyor, her taraf ışıl ışıl aydınlanıyor. .

Sanki hayatta herkes birbirini kandırmak için uğraşıyor. Keşke herbirimizin elinde ayna olsa da, Pinokyo gibi uzayan burunlarımızı görebilseydik.

Bazı insanlar mutsuz olsa da çok mutlu olduğunu sergilerler. Ancak gerçeği görenler bunun doğru olmadığını bilirler, fakat kimse yalana karşı çıkmaz. Dikkatlice izlendiğinde, yalan söyleyen kişinin söyledikleri ile iç dünyası arasında çelişkili bir durumda olduğunu gösteren ip uçlarına rastlamak zor değildir. Fakat kimse konunun üzerine gitmez. Zararı yalan söyleyen insanın kendisinedir çünkü. Kişi kendini kandırmaktan öteye gidemez. Bize de kişinin yalanına ortak olmaktan başka bir şey düşmez.

Yalan söyleyen kişi konuşmasına, "Yanlış anlamanı istemem ama? Gibi bir cümleyle başlar ya da "Gerçeği söylemek gerekirse?", "Dürüst olmak gerekirse?" “Öyle demek zorundaydım.”gibi cümleler kullanır.

Belki de yalan üzerine yazılmış bu yazıda mı bir yalandır, bu yazıyı yazan, bu yazıyı okuyanlar da yalan olabilir.

Unutmayalım, yalan söylerken, bir şekilde yalanların bir şekilde açığa çıkarlar. Fakat biz geçen zamanla yalanlarımıza inanırız, yalanlarımız da bizi rahatsız etmez kıvama gelirler. Hayatımızı o şekilde devam ettiririz. Her şeye rağmen güçlü olmak gerekir. Önemli olan hayatımızı yalansız yürütebilmektir. O zaman daha mutlu oluruz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Polyannacılık bir nevi kendi kendini kandırma oyunudur bence. Yazınızın içeriğinden buna yakın anlamlar çıktığını düşünüyorum. Örneğin; Mutlu değilken, mutluymuş gibi davranılması. Burda yalan yok burda kendini kandırma var. Hem zaten kim dört dörtlük mutlu ki diyor, yalan olduğunu düşünmüyor, kendini inandırmaya çalışıyor. Tabi kardeş dediysek ikiz değiller. Ben Polyannadan yanayım doğal olarak. Sevgiler...

huri bakır 
 29.08.2007 23:49
Cevap :
bakış açınız güzel, tşk  30.08.2007 3:06
 

Yazınızı okuduktan sonra, Pinokyo'nun kardeşinin Polyanna olduğuna karar verdim :)

huri bakır 
 29.08.2007 22:13
Cevap :
nasıl kardeş oluyorlar biri yalancı, biri her şeye iyi tarafından bakan birisi, ortak yanları var mı?  29.08.2007 23:08
 

Yalan; en büyük gerçektir (malesef)... sevgilerimle...

Zevzek 
 28.08.2007 18:10
Cevap :
yalansız bir dünya dileği ile  28.08.2007 20:55
 

Yavuz hırsız ve ev sahibi ile başlayan bi tekerleme ya da atalar sözümüz vardır. Her taraf herşey yalan dolu. Ancak siz küçücük bir şaka yaptığınız zaman ki bu şakanın gerçek olmadığını söyleyince-doğrulayınca- dünyanın en büyük yalancısı siz oluyorsunuz. Oysa sizi affetmeyenin iliğine kemiğine kadar her şeyi yalan. saygıyla selamlar ezgi umut

Ezgi Umut 
 28.08.2007 14:28
Cevap :
evet insanları anlamak zordur  28.08.2007 20:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 675
Toplam yorum
: 1692
Toplam mesaj
: 49
Ort. okunma sayısı
: 2733
Kayıt tarihi
: 13.07.06
 
 

Tıp alanında doktor olarak çalışmaktayım, beyin cerrahi uzmanıyım..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster