Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Şubat '09

 
Kategori
Komşuluk
Okunma Sayısı
480
 

Neden yardım ettin ki sen bana?!!

Neden yardım ettin ki sen bana?!!
 

Yol bozuk gibi biraz.. Hani şu sivri topuklu cici ayakkabılarım olsa ayağımda canbazlık yaptıracak gibi insana.. Yorgunum da.. Hava ne üşütür ne de sıcaklatır gibi, güzel yani bahar havası dediğimizden. Sağ tarafımdan mevsimin de etkisiyle coşmuş deremiz, sağ tarafımda da ağaçlar.. Güzel bir yürüyüş yolu aslında burası aceleniz yoksa tabi benim gibi.. Derenin kenarına hep gençler oturur ve dünyada onlardan başkası yokmuşcasına bağıra çağıra konuşur belki de oranın keyfini en çok onlar çıkarır.. Bu gün de yine öyle derken onlardan biraz ayrı ancak aynı şekilde dere kenarındaki yükseltilere oturmuş birisi dikkatimi çekti. Yaşlı, sanki yaşlı olduğu kadar da bezgin, oturmamış da yığmış sanki bedenini o taşların üstüne.. Önünde de bir sürü poşet ve bir yağ tenekesi. Hiç tereddüt etmeden yanına yaklaştım durdum önünde.

‘Bu tarafa mı gidiyorsun’ dedim benim de gittiğim yönü göstererek. Çok da bilinçli değil şaşkın bir refleksle kafa salladı sadece. Eğildim poşetleri aldım onun hızına uygun olarak yürümeye başladık. Bu arada da konuşuyoruz, daha doğrusu ben konuşuyorum da o da dinliyor gibi yapıyor. ‘ah be teyzecim yok mu sana yardım edecek kimse bak sen zor yürüyorsun’ falan diyorum o sadece tepki olarak kafasını bana doğru çeviriyor sonra yola bakmaya devam ediyor. Bir ara ‘burası’ dedi.. Durdum beş katlıydı apartman.. ‘Kaçıncı kat’ dedim..

Ve cevap olarak aldığım cümle, ses tonuyla birlikte irkilmeme sebep oldu:

‘Neden soruyorsun?’

Ben buna bile cevap verememişken henüz başka bir soru:

‘Neden yardım ettin ki sen bana?’

Bulamadım bunlara bir cevap aslında.. Yüz ifadem belki de anlatmıştır ama çaresizce ‘benden sana zarar gelmez teyze yüksekteyse evin kapıya kadar çıkarayım diye sordum’ dedim ama dediğim beni bile tatmin etmemişti. Sanki daha bana başka bir şeyler söylüyor muydu bilmem ama bozulduğumu anladığını fark ettim. Sadece iyi günler diyebildim.. Arkamı dönüp yürürken ‘ben görüyorum seni buradan geçiyorsun’ diyordu belki de bozulduğumu, üzüldüğümü fark ettiğinden teselli cümlesiydi.. Durmadım eve geldim. Yardım etmeye çalıştığım teyze beni kötü niyetli olabilmekle suçlamıştı.

Halbuki bizim çocukluğumuzda böyle miydi? İleriden elinde bir şeyler olan birilerini gördüğümüzde hemen yarışırdık evine kadar taşımak için çocuklar.. Birisi mahalleye mi taşınıyor hamal tutmasına bile gerek olmazdı çoğu zaman.. Otobüslerde yaşlılar, kadınlar hiç ayakta kalmazdı.

Şimdi poşetlerini taşıdığım yaşlı teyze belki de ona bir kötülük yapabileceğim düşüncesine kapıldı? Belki değil kapıldı tabi.. Neden, neden peki? Neden artık insanlar bu kadar kolay suç işler oldu da biz birbirimize yardım edebilme hakkımızdan vazgeçmek zorunda kaldık?

Yine geçiyorum teyzenin evinin önünden.. Zaten evlerimiz de yakın sayılır.. Belki düşünmüş olanları bana hak vermiş belki de beni tanıyan birilerinden öğrenmiş kötülük yapıp yapmayacağım.. Sesleniyor camdan ‘hadi gel yukarıya da sana bir kahve yapayım’ hoşuma gitti elbette.. Ama her zamanki gibi acelem var ve her zamanki gibi yardım etmem gereken kişiler.. yine de kıramam tabi onu ‘acelem var teyze başka zaman’ diyorum..

Ve bu olaydan sonra ben de artık yardım etmekle etmemek arasında düşünüp çoğu zaman vazgeçenler kervanına katılıyorum..

Şebboy Yıldız

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 20
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 761
Kayıt tarihi
: 07.02.09
 
 

Okumayı ve okuduklarımı paylaşmayı severim. özellikle yakın tarihimizi okuyup ve anlayarak gelece..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster