Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Eylül '14

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
236
 

Neden yazıyorum?

Neden yazıyorum?
 

i love writing


Neden olduğunu bilmediğim bir sebepten başladı yazma arzum. Bir çok kez gidip geldim. Yazacağım, calışacağım, yazacağım, çalışacağım… İkisini birden yapmayı beceremeyenlerden oldum ben.. Bir çok şeyi aynı anda yapabildim ama hep tek bir konsantrasyonum oldum.. Ne yapıyorsam sonuna kadar gitmeyi seçtim. Bütün enerjimi her ne ise ona verdim. Bazen aşk oldu bazen iş bazen sadece kitap bazense sadece kendim.. Dönem dönem çok sosyal bazense tamamen yalnız, insanlardan uzak olmayı seçtim.

Yazmanın iyileştirici boyutundan yazar olma sevdasına geçişim 20’li yaşlarımda oldu.. Ama işte o yaşlar hep bir telaştır. Bir an önce birşey olma arzusu vardır insanda, zaman içinde savrulursun, hayat sürekli yukarı çıkılması gereken bir yokuş gibi gelir. Varabileceğin nokta her neyse oraya vardığında dümdüz bir ovaya çıkarsın.. Hayat o kadar tırmanılası birşey değil de gezilesi, yürünülesi birşeydir aslında..

Şimdi 30’lu yaşlarımın başındayım. Hala içimde kaybolmayan tek boşluk yazma arzusu.. Bu sefer söz verdim kendime tekrar o *seçmediğim* ama birşekilde yıllardır içinde olduğum kendinden başka her türlü şekle girmen gereken dünyayı kurtarma aşırı yüküne dönmeyeceğim.

Yaptığım herşeyin nedenini arayan ve sürekli kendimle uğraşan halim neden yazmak istediğimle çok meşgul olmamı sağladı. Web de bulunabilecek “neden yazıyorum”, “nasıl yazıyorum” gibi başlıklı tüm yazıları, yazarların nasıl yazdıklarını, hangi ruh hali içinde olduklarını, günü nasıl kullandıklarını, sabah mı yoksa gece mi daha iyi yazılırları vs. bulabildiğim tüm yazı ve makaleleri okudum. Sonuç olarak, yazmanın ne kadar bireysel olduğunu, temel teknikler dışında aslında herşeyin kendi doğasında geliştiğini ve başka hiçbir temeli olmadığını gördüm... Bir kısım yazar sabahı tercih etmiş, bir kısım gece karanlığını, fakat hepsinin kendime has ritüelleri varmış.

Tüm bu okumalar sırasında;

En sevdiğim başucu kitabı;  Orhan Pamuk - Saf ve düşünceli romancı,

Ve çok hoşuma giden bir metin;  George Orwell  - Neden yazıyorum? (Sel Yayıncılık)

"-Tüm yazarlar kibirli, bencil ve tembeldir ve yazma güdülerinin temelinde bir gizem yatar. Bir kitap yazmak korkutucu, zahmetli bir uğraş, uzun süren ağrılı bir hastalık gibi. Bu öyle bir durum ki ancak bir iblisin tahrikiyle hareket eden biri böyle bir çabaya girişir, bu iblise de ne karşı koymak mümkündür ne de onu anlamak. Bildiğimiz tek şey bu iblisin, bir bebeği ilgi çekmek için ciyaklatan aynı içgüdü olduğu. Doğru olan bir şey daha var ki o da bir kimsenin kendi kişiliğini gizleme çabası olmadan doğru düzgün bir şey yazamayacağıdır. İyi yazı bir göz pencere camı gibidir. Dürtülerimden hangisinin daha kuvvetli olduğunu kesin bir şekilde söylemem mümkün değil, ama hangilerinin peşinden gidilmeyi hakettiklerini biliyorum.

“Yazmak ciddi bir işdeğildir. Bir keyiftir o, bir kutlamadır. Yazarken eğleniyor olmalısınız. ‘Eyvah, şimdi hangi kelime? Aman Tanrım…’ diye kasılan yazarlara kulak asmayın. Cehennemin dibine kadar yolları var. Bu bir işdeğil. Eğer iş olarak görüyorsanız, derhal bırakıp başka bir şey yapın.” (edebiyathaber.com)"

Yaratıcı yazarlık atölyesinin ilk dersinde herkesin bir deli defteri alması söylenmişti. Defterin tek kuralı, kendin hakkında hiçbirşey yazmamak. Bu şekilde defterin günlüğe dönmesini engellemiş oluyorsun. Bende bu durumu bahane ederek bloguma yazıyorum.

Şimdi kitaplarım defterlerim kalemlerim kahvem ve sigaramla bloguma dönüşümü kutluyoruz…

Hoşgeldim, özlettim..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevmek için de yazmak için de bir sürü neden sayılabilir. Belirttiğiniz gibi bu nedenler kişiden kişiye değişmektedir de. Ama her ikisi de, kendini, toplumunu ve de insanlığı keşfe çıkanların işidir biraz. Ama bu iş diğer işlere benzemez, onları aşan bir şeydir yazmak. Tabii ki herkes arzuladığı oranda başarı sağlar bu yolda, arada sırada dinlenmekte iyi gelir. Yazmaya ne kadar arzulu olduğunu anlama anları olur, bu gibi dinlenmeler… Yazmak, biraz da kendi kaderini yazmaktır, dahası toplumsal kaderine de katkı sunmak. Yazarak öğrenmekle başlar bu işte, eğer uygulayabilirse yazan, o dakika itibariyle başlar kaderine hükmetmek. İlla ki yazan yapacak değildir bu işi, bazen de yazılanlar üzerinden yazılır bireysel ve de toplumsal kaderler. Ama yazılmamış bir kaderin yaşandığına da şahit olmamıştır insanlık henüz. Tekrar hoş geldiniz. Görüşmek üzere, sevgi ve saygılar.

Rıza Üsküdar 
 24.09.2014 23:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 33
Toplam yorum
: 35
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 707
Kayıt tarihi
: 06.06.07
 
 

Seyahat etmek, gezmek, fotoğraf çekmek, okumak ve yazmak en sevdiklerim..O yüzden bu blogu kurdum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster