Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Nisan '08

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
518
 

Nedenler ve sonuçlar

Nedenler ve sonuçlar
 

Nedense hep “sonuçlar” üzerinde duruyoruz. Bir gün de oturup da “nedenler” üzerinde yoğunlaşıp, değerlendirmeler yapmıyoruz. Yaşamın her alanında karşılaşılan problemler sanki hiçbir nedene dayanmıyormuş gibi, sırf o probleme kilitleniyor, kimi zaman problemin bir parçası haline geliyor, kimi zaman da boş hayallere kapılıyoruz. Halbuki hiçbir şey durup dururken ortaya çıkmıyor. Eğer bir olumsuzluk yaşanıyorsa, muhakkak bu olumsuzluğa neden olan birçok etken vardır. Amacımız ortaya çıkan problemlere çözüm aramaksa, mutlaka o problemlerin kaynağına, yani bunun nedenlerine inmemiz gerekir.

Eğitimciler olarak elbette ki öncelikli olarak kafamızı yoracağımız şey, eğitim ve eğitimde boy gösteren problemler olacaktır. Gerçi eğitimin sorunlarına ilgi duymak ve bu sorunların kaygısını taşımak için eğitimci olmaya da gerek yok. Çünkü eğitim olayı, bu ülkede yaşayan her vatandaşı doğrudan etkileyen bir olaydır. Bu yönüyle her şeyin başıdır eğitim. Bir toplumun bütün yönleriyle kalkınabilmesi, ileri bir toplum olabilmesi, kendi kimliğini koruyarak var olabilmesi, her şeyden önemlisi, “dünyada ben de varım” diyebilmesi eğitimle mümkündür. Ama maalesef eğitim alanında dünyadaki çağdaş gelişmelerin gerisinde kaldığımız bilinen bir gerçektir. İşin üzücü tarafı, bu durumumuz hemen herkes tarafından bilindiği halde, bir türlü köklü çözümler üretilemiyor, gereken yapılar kurulamıyor.

Hiç kuşkusuz, eğitim alanında karşılaştığımız tüm sorunların temelinde, yıllardır devam eden eğitim ve kültür politikalarındaki belirsizlik yatıyor. Böyle bir işleyiş doğal olarak eğitim sistemini tepeden tırnağa etkiliyor ve amaçlarda sapmalara neden oluyor. Eğitimin en temel amaçlarını gerçekleştirme noktasında bile sorunlar yaşıyoruz. Yüklü müfredat programlarıyla zihinlerini bulandırdığımız gençleri bir de adına “çoktan seçmeli sınav” dediğimiz acımasız bir yarışa zorlayınca; ne istediğini bilmeyen, kendisini ifade edemeyen, fikir üretemeyen, insanlarla sağlıklı ilişkiler kuramayan, kişiliği oturmamış ve yaşamın gerçeklerinden uzak, mekanik bireyler ortaya çıkartıyoruz. Elbette ki bu bir sistem sorunudur. Ama o sistemi etkileyecek, tartışacak yerine göre şekillendirecek olan da yine o sistemin yaratıcısı olan bizlerden başkası değildir. Bu noktada eğitimle ilgili herkesin ve her kurumun ciddi ciddi düşünüp, yaşadığımız bu süreci enine boyuna sorgulaması gerekmektedir. Özellikle eğitim sisteminin motoru durumundaki eğitimciler, bu süreçteki açmazları iyi görmeli, iyi tahlil etmeli ve ellerinden gelen her şeyi yapmalıdırlar. Çünkü söz konusu olan yarınlarımızı emanet edeceğimiz gençlerimizin sağlıklı biçimde hayata hazırlanmalarıdır.

Unutmayalım ki karşılaşılan her problemin mutlaka birtakım nedenleri vardır. Çözümleri de o nedenlere inmek de saklıdır. Yeter ki değişmeye, gelişmeye açık olalım. Kendimizin de bir şeyler yapabileceği inancını yitirmeyelim. Ve yeter ki eğitimin önemini “dostlar pazarda görsün” mantığıyla değil de ta derinlerde, içimizde hissedelim

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 25
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1124
Kayıt tarihi
: 28.03.07
 
 

1968 yılında Sivas'ta doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Gürün'de tamamladı. Gazi Üniversitesi Kırşehir Eğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster