Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Yeşim Varol İlişki ve Evlilik Danışmanı

http://blog.milliyet.com.tr/duruyasam

15 Temmuz '13

 
Kategori
Alışveriş - Moda
 

Nedir şu kadınların sahiplenmek dediği ?

 

Her ne kadar “Ben kadınları anlamaktan çoktan vazgeçtim” diye söylenip dursanız da, özellikle ilişkide kriz çıktığında, yana yana düşündüğünüzü, anlamak için uğraştığınızı biliyoruz. Herkesin bildiği artık sır değildir ama korkmayın. Aramızda kalacak.

İtiraf etmek gerekirse, erkeklerin işi kolay değil. Biz kadınlarda nazın biri bin para bu aralar. Tüm kadınlar sözleşmiş gibi, aynı şikâyet dillerinde. “Beni sahiplenmiyor şekerim” diye, sızlanıp duruyorlar. Erkekler bu şikâyete kırılıyor, alınıyor ama anlam veremiyor aslında.  “Neyi eksik yaptım? Az mı ilgi gösterdim desem, ama daha geçen hafta sonu tatil kaçamağı yapmıştık, yetmedi mi” soruları zihinlerine üşüşüyor. Nedir kadınların bu sahiplenmek dedikleri, bilen beri gelsin.

O kadar da karışık değil aslında. Nasıl mı?

Yeni nesil evliliklerde, kadınlar özgürlük istiyor. Annesi, teyzesi gibi ezilmek istemiyor. Ne giyeceğine, kiminle nereye gideceğine ve kaçta eve döneceğine, müdahale ettirtmiyor.  Ayakları üzerinde duruyor ya artık kadın, iş yemeklerine, seyahatlerine karışıp,  kariyerine engel olacak bir erkeği kabullenmiyor. “Tek taşımı kendim aldım” dillere marş olduktan sonra, “kaça aldın, niye aldın”  teranelerine katlanamıyor. Tatiline de gidiyor,  içmeye de çıkıyor. Kendisine engel olmayan, eve tıkmaya çalışmayan  erkeğe modern, velilik yapmaya çalışanına “geri kafalı” diyor.

 Her şey iyi güzel de, hayat böyle sürüp giderken bir noktada kadın, ilişkide neyin eksik olduğuna takılmaya  başlıyor. Düşünüyor, düşünüyor ve eksiği keşfediyor. “Beni sahiplenmiyor”, diyor.

Çünkü erkek, hayat arkadaşından ziyade, ev arkadaşı olmuş. Harcamalar ortak, şartlar eşit. Hayran olduğu güçlü  erkeğe sığınma, korunma içgüdüleri yüzeye çıkan kadın, bakıyor ki ne hayranlık var ne de korunma. Bu durumdan, öncelikle kadının libidosu yara alıyor. İlişkide tutku sönüveriyor. Erkekse şaşkın. Ne cinsel hayatlarının neden balon gibi söndüğünü, ne de kadının sahiplenmek dediğinin ne olduğunu, anlamıyor.

Erkeklerin anlamaması çok normal çünkü kadın bile zihninde tam olarak toparlayamamış ki bu olguyu. Tariflemeye çalışırken kadın bile  zorlanıyor. “Babam annemi sahiplenirdi” diyor mesela. Derine indiğinizde algı karışık. “ Babam annemi kıskanırdı da. Mesela giyimine çok karışırdı. Mini eteği bırak, pantolon bile giydirtmezdi. Annem her gideceği yer için izin alırdı babamdan. Komşuya bile habersiz gidemezdi. Annem çok ezdirdi kendini” diye devam ediyor. “Ama babam da annemi çok severdi, sahiplenirdi.”

Kendi ilişkisine baktığında, giyimine karışan, attığı adımın hesabını soran bir erkeği, elbette istemiyor. “Ama sahiplensin” diyor. İyi de nasıl olacak o iş?  Bu bir paket mi?   Ya sahiplendiğini kısıtlayarak gösterecek , ya hiç mi?    Değil elbette. Dinleyin.

Kadınlar, “Erkeğinizin  sahiplendiğini nasıl hissedersiniz” sorusuna farklı cevaplar veriyor;

 

 

 

Bengü,33 Bankacı;

“Beni bunaltmasın elbette ama arada bir kıskandığını hissettirsin istiyorum. Bu bluzu giyme demesin ama arada bir kaşıyla gözüyle yakan açılmış, diye işaret etsin mesela. Ben bileyim ki gözü üzerimde, beni kıskanıyor.”

Yağmur,27 Satış Temsilcisi;

“İş için yolculuğa çıkıyorum. İstiyorum ki bir arayıp sorsun, sağ salim vardım mı emin olsun. Aramadığında beni aklına bile getirmiyor, umursamıyor diye düşünüyorum.”

Nesrin,36 Ev hanımı;

“Eşim işi dolayısıyla sık sık seyahate çıkar. Her akşam mutlaka arar ama ilk sorusu çocuklar nasıl. Onlardan haber almak için beni arıyor gibi geliyor bana. Bir kere de sen nasılsın, günün nasıl geçti diye sorsa. Ya da beni özlediğini söylese”

Yasemin, 42 banka müdiresi;

“ Yok, ben artık sahiplensin falan istemiyorum. Eşim kredi kartı ekstrelerimi inceleyip hesap sormayı, telefonumu karıştırıp o kim, bu kim diye sorgulamayı,sahiplenmek sanıyor.  Gardiyana değil, ona ait olduğumu hissettirecek bir erkeğe ihtiyacım olduğunu anlamadı gitti. Gün içinde bir kere ara, beni düşündüğünü bileyim diyorum, o telefonu açıp, kimle yemek yiyorsun, yanında kim var diye soruyor. Vazgeçtim artık, sahiplenmesin.’

İşin özeti, kadınlar erkeğin kendilerini düşündüğünü, merak ettiğini ve kıskandığını hissetmek istiyor.  Ama başka erkeklerin bakışlarından tedirgin olup kadını kısıtlamasın, kadını varlığıyla korusun, sahiplensin istiyor. Arada bir aklımdasın desin, özlediğini hissettirsin ama bunaltmasın, engellemesin. Oraya gidemezsin demesin, ama seni ben bırakırım desin. Kadına özel hissettirsin. İlgilensin, sorsun ama sorgulamasın istiyor.

Çok mu karışık oldu?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sahiplenildiğini hissetmek gerçekten kadınların gereksinim duyduğu bir his.. Ama bunu karşı tarafın iyi dengelemesi gerek. Ne demişler; her şeyin azı karar çoğu zarar :) elinize sağlık. Sevgilerimle,

şeker bade 
 16.07.2013 15:30
 

Bence kadınlar ne istediğini bilmiyor.Evde kanki gibi yaşayalım,herşey ortak harcansın.Ben iş seyehatine kocamın karışamayacağı kıyafetlerle gideyim,o evde kalsın.Ama hergün heran beni düşünsün ve hep arasın "Seni özledim,sensiz yapamıyorum"desin.Zaten sensiz bir hayatı sürebiliyorsa, sen de istediğini yapmaktan vazgeçemiyorsan, erkeğin ne yapsın. Sonunda başının çaresine bakar...

Bosnalı 
 15.07.2013 15:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 171
Toplam yorum
: 165
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 2262
Kayıt tarihi
: 13.05.09
 
 

Davranış Bilimleri Uzmanı, İlişki ve Evlilik Danışmanı, Kurumsal Eğitmen ve Danışman Kitapları; U..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster