Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Nisan '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
921
 

Nefret beni alçaltamaz...

Nefret beni alçaltamaz...
 

"Hiç kimse beni, kendinden nefret etmemi sağlayacak kadar alçaltamaz. " [1] Annemin tüm itirazlarına rağmen yatağımın tam yanındaki duvara bu cümleyi koyu bir kalemle yazmıştım. Çünkü o duvar benim ruhumun aynası ve oraya yazdığım herşey ruhuma yazılmış gibi... Oraya her baktığımda ruhuma kazınan bu cümleyle bir kez daha özdeşleştim.

Uyandığım vakit ilk gördüğüm, bu cümle uzun zamandır. Her sabah gözbebeklerime yansıyıp oradan zehirlenmiş ruhuma ılık ılık akan kısa bir cümle bu... Ruhun içini zehirli çiçekleriyle kaplayan nefretten arınmak için her sabah aynı dozda alınan bir ilaç gibi... Neden bilmem bu sabah gözlerimi açtığımda üzerinde her sabahkinden fazla düşündüm. Nefretimin zehirli çiçeklerinin bir bir kuruduğunu, içimde aydınlık bir sabaha merhaba diyen o kayıtsız kız çocuğuna yeni nefes alma alanları açıldığını farkettim sevinçle...

Neydi nefretin kökenleri içimde? Ne zaman öğrenmiştim nefret etmeyi? İlkokulda koridorda koşarken nöbetçi öğretmenden yediğim sopayla mı? Muhtemelen... Çünkü ilk nefret ettiğim insan olarak onu hatırlıyorum. Ailesinden şiddet konusunda hiç bir şey görmemiş ve öğrenmemiş, şiddete maruz kaldığında canı yanması bir yana bunun anlamını çözmeye çalışan küçük bir çocuğun bu öğretmenden nefret etmesi kadar doğal ne olabilir ki? Üstelik bir başkasının hatası nedeniyle yemişse o sopayı incinen adalet duygusu da nefretini körüklemez mi? Yıllar boyu nefret ettim o öğretmenden. Lisede, üniversitede ve üniversite bittikten sonra her aklıma geldiğinde nefret ettim. İçimde kan kırmızı zehirli çiçekler açtı her defasında da...

Nefrete dair anımsadığım bir başka olay ise yan komşu ve bir kedi hakkında. Civcivlerini yediği için kediyi bir çuvala koyup onu öldüresiye döven yan komşunun kanlı elleri, hep aşamayacağımı sandığım bir nefret uyandırdı içimde. Bir canlıyı böyle zalim bir şekilde cezalandıran bir kadın için başka ne hissedebilirdim ki? Onu anlayabilir miydim? Ya da ona hak verebilir miydim? Hiç bir şey olmamış gibi yüzüne bakabilir miydim?

Mantıklı ya da mantıksız ruhumda derin yaralar açan olaylar ve insanlar nefret duygusu oluşturdu içimde. Ve bir gün bir yerde okuduğum bu cümle durdurdu beni; "Hiç kimse beni, kendinden nefret etmemi sağlayacak kadar alçaltamaz." O an farkettim ki; nefretimin o zehirli çiçekleriyle büyülenmiş, bunun içime akıttığı zehrin kendime saygımı ne ölçüde zedelediğinin ve kendi gözümde kendimi ne kadar da alçalttığımı hiç düşünmeden içimde büyütmüştüm onu. Nefretim içimde büyüdükçe ruhumun nefes alama alanı kısıtlanmış, verimli topraklarımı yabanıl otlar bürümüştü.

İnsan zaman geçmeden, ruhu hayatla çarpışmadan öğrenemiyor. Hazır olduğunda ise bir cümle bile yetiyor sana. Zehrinden arınman için tek bir cümleyi aklına kazıman yetiyor. Nefret duygusunun sadece ruhunun törpüsü olduğunu anlıyorsun.

Şimdi, nefret içimde eriyen kalıplaşmış bir buz kütlesi gibi... Eridikçe akıp gidiyor kalbimden...Ve artık biliyorum hiç kimse beni, kendinden nefret etmemi sağlayacak kadar alçaltamaz...


RESİM: Fernando Botero
[1] Ne yazık ki sözün kime ait olduğunu yazmayı unutmuşum duvara. Lavrance Jones olduğuna dair bir bilgiye ulaştım ama kesinliğinden çok emin değilim...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bazen kelimelere kendimiz bir anlam yüklüyoruz. Etrafımızda o kelimeyi kullananlara bakarak olabiliyor bu... Film seslendirmelerinde de bazen herhalde tam karşılığı bulunamayan kızgınlık ifadeleri, "nefret ediyorum, nefret ediyorum" diye tekrarlanarak beynimize kazınıyor. Kelimenin iki anlamı var biliyorsun, biri tiksinme, tiksinti.. Bunun için ortada bize bu duyguyu hatırlatacak somut bir şey olmalı. Mesela ben küçük beyaz kurtçuklardan nefret ederim. Ama onları görme ihtimalim çok az, gördüğümde de hemen bunu önlerim. İkinci anlam ise, bir kimsenin kötülüğünü, mutsuzluğunu istemeye yönelik duygu. Sizde böyle bir şey olacağını tahmin etmiyorum, olmasını da istemiyorum. Fakat öyle anlatıyorsunuz ki, sanki ona ayırdığınız özel bir bölüm var. Zehir oraya akıyor, doluyor veya yavaş yavaş boşalıyor. Önce o bölümü hemen yüreğinizden çıkarıp atın. Kesinlikle böyle bir duygunun orada işi yok. Sevgiye inanan bir yürekte başkasının kötülüğünü isteyen bir duygu barınabilir mi?

Ahmet YILMAZ 
 05.05.2007 13:33
Cevap :
Sevgili Ahmet Bey, Hayatım boyunca hiç bir zaman bana kötülüğü dokunan birinin bile kötülüğü istemedim. Nefretim birine zarar verici yönde değil sadece gösterilen tavırlaraydı. Yani birine dayak atanlara birine zarar verenler.Nefret için kalbimde özel bir bölüm olamaz. Böyle bir duygunun varlığından rahatsız olan biri nasıl böyle bir bölüm inşaa eder kalbine haksız mıyım? Şimdi içimde en ufak bir nefret yok. Kızıyorum, öfkeleniyorum ve isyan ediyorum her insan gibi ama uzun süreli nefretlerim yok.Çok teşekkür ederim değerli yorumunuz için.Saygı ve sevgilerimle...  05.05.2007 13:50
 

öğretilmemiş bir insan o duyguyu ve neden olduğu olumsuz davranışları yaşayamaz aslında.Sen de onlardan birisin bana göre.Hissedilen duygu,daha çok hayal kırıklığı,kendini koruma,savunma,kaçış,içine dönüştür bence.Birebir ilişkilerde daha net ifadesini bulan bu olgu,toplumsal olaylarda daha karmaşık ne yazık ki.Bizim dışımızda oluşan ama sonuçlarından doğrudan etkilendiğimiz,sadece kaçarak,içimize dönerek..çözemeyeceğimiz öyle karmaşık,büyük sorunlar var ki..Bunlara sadece iyimserlik,umutla müdahale edememek,hiç bir şeyi değiştirememek..deli ediyor beni.Aslında bu duygu da nefret değil.Daha çok kızgınlık ve isyan..Sevgiler Fulyacım.Sayende beyin jimnastiği yapıyoruz:))

Neşe İleri 
 04.05.2007 17:31
Cevap :
Canım Neşe'ciğim, Bak bu açıdan düşünmemiştim. Öyle ya bir duyguyu öğrenmeden onun yol açtığı sorunları nasıl anlayabiliriz? Toplumsal olaylardaki karmaşıklığın nefret değil kızgınlık ve isyan olduğu konusunda hemfikirim seninle...Hayatın içinde öyle çok haksız, onur kırıcı ve yaşadığına pişman ettiren olaylar oluyor ki bunlara isyan etmemek, kızmamak mümkün değil. Zaten asıl isyan ve kızgınlık olmazsa bir sorun var demektir, değil mi? Sevgilerimle...  04.05.2007 22:35
 

Benimde nefret ettiğim şeyler var herkes gibi ama ben boş yere nefret etmediğimi düşünmüşümdür hep.Elbetteki iyi bir şey değil ama gereksiz yere nefret etmem ben.Ama dediğinde haklısın, o nefret duygusunu törpülemek lazım.(Geç yorum yazabildiğim için kusura bakma, şimdi fırsat bulabildim)Sevgiler...

Sinefilozof 
 02.05.2007 9:05
Cevap :
Sevgili Abdülkerim, Aslında bir ayrım yapmak gerekiyor. Nefret sadece bize zarar veriyor ama dünya üzerinde nefret edilecek şeyler olduğu gerçeğini değiştirmiyor bu. Tepki koymak ve o nefret edilesi şeyleri düzeltmek elbette gerek ama bunun için insanın içindeki nefret duygusunu silmesi gerekiyor sanırım. Çünkü nefretle başlanan işlerin hiç birinin olumlu durumlara yol açacağını sanmıyorum. Sevgilerimle... Not: Sevgili Abdülkerim, bana yorum yazmak zorunda olduğunu hissetme lütfen. Ayrıca geç okuman konusunda özür dilemene de gerek yok benim sevgili dostum. Bilirim zaman kısıtlı.Okuduğun için çok teşekkür ederim.  02.05.2007 11:12
 

Sanırım senin yıllarca yaptığın bu olmuş. Yaşadığın o olaylarda hissettiğin nefret o kadar güçlüymüş ki yıllarca yetmiş sana. Bu denli nefret hissini sanırım tam zıttı olan çok yoğun bir sevgiyle silersin bünyenden. Sevgi göreceli tabi. Sen bir cümleyi sevmişsin ve nefreti silmişsin. Sevgiyle kal...

Gülün içinden 
 02.05.2007 0:44
Cevap :
Yıllarca nefretle beslenmedim. Sadece küçük küçük nefretlerin içimde zehir gibi biriktiğini hissettim. O küçük cümle ise bir aydınlık getirdi bana...Yoksa içi sadece nefretle dolu olan bir insan olmadım hiç bir zaman. Her insan gibi, her insan kadar oldu nefret içimde...Yani kısaca insan olmanın getirilerinden biriydi bu...Ama insan olgunlaştıkça bu duygunun gelişimde nasıl da engel olduğunu anlıyor. Farkettiğim buydu. Yorumunuz için teşekkür ederim.Saygılar...  02.05.2007 10:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1056
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster