Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Mart '13

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
219
 

Nefretin çocukları

Nefretin çocukları
 

İhanetin, riyakârlığın ve acıların vatanı Orta Doğu.Her yıl ölen binlerce insandan,felaketlerden, acımasızca atılmış roketlerden ziyade ''uluslararası güçlerin'' çekişmesiyle adı zikredilir bu toprakların.Şu anda Suriye'de yaşanan dram, Gazze’deki iç karartıcı durum, Sabra&Şatilla katliamı, 90'larda Saddam'ın gaddarlığı, daha nicesi... Bütün bunlar hayatları teker teker kararmış çocuklar yarattı. Bizim yaptığımız şey ise, uzaktan izleyip istatistiki veriler üzerinden konuşmak. Umursamazlığın başka bir yönü yani. Benim elimden gelen az da olsa ''vicdan'' sızlaması yaratabilecek yaşanmışlıklar aktarmak.


Suriye'den kaçan insanların sığındığı mülteci kamplarında çocuklarla yapılan röportajları umutsuzlukla izliyorum. Bakışları, konuşma şekilleri öfke dolu. "Devrim" gerçekleştikten sonra ülkedeki Esad yanlılarını, Alevileri kısaca Sünnilik dışında kim varsa hepsini kesmekten bahsediyorlar. "Yaptıklarının bedelini ödeyecekler." Henüz 9 yaşındaki bir çocuk için cüretkâr bir tutum. Bu durumun pratiğini İndependent yazarı Patrick Cockburn aktarmıştı; "Eline bıçak verilen çocuğun esir tutulan rejim askerlerinin boğazlarını kestiğini izledim. Gelecek adına pek umutlu değilim." Suriye'de şimdiye kadar 60.000'in üzerinde insan hayatını kaybetti. Kadınlar ve çocuklar ölüm hattında. Kaderleri uluslararası güçlerin yaptıkları toplantılara bağlanmış. Katıldığım bir konferansta Suriyeli muhalifin şu tespiti üzerinde konuşmaya ve düşünmeye değer: "Ülkedeki çocukların durumunu mu soruyorsun? Gelecek yoksa umut da yoktur."


İsrail'in tahakkümü altındaki Gazze'de durum pek iç açıcı değil. Fiili ambargo, seçim vaadi olan ''operasyonlar’ ‘sefalet. Gittikçe artan doğum oranları. Bu durum İsrail açısından demografik kriz anlamına geliyor. Aslında nefreti, acımasızlığı içselleştirmiş çocukların çığ gibi gelmesi demek daha doğru. Abu Nizar 17 yaşında katılmış El Fetih hareketine.2005'te İsrail operasyonu sonucunda okul arkadaşını kaybetmiş.''Cebaliye'ye operasyon düzenlenmişti. Apache helikopteri arkadaşımın hayatına sebep oldu" diyor. Çocukluğunda yaşadığı acılar onu savaşçı haline getirmiş. "Ben Yahudilerle konuşmak dahi istemiyorum. Onların tamamı işgalci ve düşman. Üç yaşındayken kendime sormaya başladım. Niçin böyle? Niçin böyle gidiyor, roket saldırılarının sebebi nedir? Tüm bunlar beni İsrail'den nefret etmem konusunda ikna etti" diyor.


2009 yılında Guardian'a konuşan çocuk psikiyatristi Dr. Abdül Aziz Musa Thabet, "çarpışmaların, şiddetin çocuklar üzerinde travma etkisi yarattığını, aşırı stres bozukluğunun gençlerin %65'ine sirayet ettiğini" söylemişti. Robert Fisk'e göre, "Gazze'de kimse trajedi ve farsı izlemekten kaçamaz. Shakespeare, Scott Fitzgerald ve pandomimin, intikam ve vodvilin bir araya gelişidir bu." Onun kitabından bir bölüm aktarmakta fayda var. "Çocukların bu kadar rahat öldürüldüğü bir başka savaşa tanık olacağımı sanmıyorum. Kâh Filistinli bir keskin nişancının namlusunun ucundaki İsrailli bebek, kâh İsraillilerin havaya uçurmak için seçtiği bir Hamas bürosunun dışında dikilecek kadar akılsız ve canı sıkılan iki Filistinli çocuk''.
Daha niceleri var anlatılması, duyurulması gereken. Halepçe’de kimyasala boğulan çocuklar, Irak işgali sırasında Felluce'de yaşananlar, oradaki sakat bebekler. Fotoğraflarına baktıkça aklımıza kazınır hepsi. Anlaşılması gereken şudur: Bu coğrafyadaki çocukların ölümlerinin acıları, karartılmış hayatları ''mezhep veya milliyet'' perspektifinden bakıldıkça anlaşılamaz. Bu dramda bize söz geçirmesi gereken yegâne şey vicdanımızdır, kalbimizdir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 866
Kayıt tarihi
: 18.02.13
 
 

İstanbul Üniversitesi/Gazetecilik Bölümü ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster