Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Eylül '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
492
 

Nehir akıyor, akıyor, akıyor...

Nehir akıyor, akıyor, akıyor...
 

Odanın içini öyle bir dolduruyor ki müzik sanki tüm duvarlara çarpıyor odanın içinde bir daire çizip tam orta noktada toplanıyor. Üzerimden kayıp gidiyor. Kulaklarıma böyle dolarsa kafamın içindeki herşey boşalacak da ben de kurtulacakmışım gibi geliyor. Şimdi anlıyorum o çocukları. Odasına kapanıp da teyplerinin seslerini sonuna kadar açıp yataklarında öylece tavana bakan ne yetişkin ne de çocuk olan arada kalmışları. Ben arada değilim. Sadece yorgunum. Bu sözü kendime söylemekten hiç hoşlanmıyorum. "Yorgunum yorgunum yorgunum..."Neymiş yorgunmuşum. Pöffff ne ucuz bahane. Hayır ben yorulmam diyorum öfkeyle kendime. Yorgun olmak kabul etmektir hayatın üzerine geldiğini. Ben bunu kabul etmiyorum.

Bizler, sanıyoruz ki hayat bize hep zor sınavlar sunuyor, hep üzerimize geliyor ve bir türlü huzur vermiyor. Yaşamlarımızı bir trajedi sanıyoruz. Oysa dünya üzerinde bizim gibi binlerce insan var. Her yükün altından kalkanlar kalkamayanlar, kaldıkları yerden devam edenler edemeyenler, bir acıyı hayatın bitişi olarak görenler acıyı kabul edip üzerini örtmeyi başaranlar... Binlerce acı ve binlerce insan.

Hayatı içindeki herşeyle kabul etmeyi becerebildiğinde farklı bakıyorsun hayata. O zaman asla "Bu neden benim başıma geldi?" demiyorsun mesela. Bu başıma geldi ise bir sebebi olmalı diye düşünmeye başlıyorsun. Ve biliyorsun ki başına gelen sana öyle çok şey öğretmiş oluyor ki bunu zaman geçtikçe anlıyorsun. Tüm bunları kabul ettiğinde ve hayatı devam ettirecek gücü bacaklarında hissettiğinde kendini çok daha güçlü hissediyorsun. Çünkü aslında o zaman farkediyorsun ki insanoğlu sandığından çok daha güçlü.

Şu soru çok yanlış ve karanlık bir soru: "Şimdi ne yapacağım ben?" Cevap basit. Yaşayacaksın. Yaşayacak ve gün geçtikçe göreceksin hayatın sana neler sunduğunu. İnançlarını kaybetmeyeceksin mesela. Kendine ve hayata... İnançlar aslında bacaklarındaki güç. Seni yürüten yegane güç.

Bazen hayat böyle damla damla birikiyor insanın içinde. Sanıyorsun ki her yandan sökülüyor hayat elbisen. O sökükleri dikmeye, yırtıkları yamamaya çalışıyorsun. Artıyorlar ve yine aynı yerlerden sökülüyorlar çünkü sağlam dikmiyorsun.Sonra da söyleniyorsun "hayat üzerime geliyor" diye. Hayat kimsenin üzerine gelmez o akar gider. Sadece sana bir iğne ve iplik verir o akıntı içindeki yıpranmalara karşı elbiseni yama diye. Bu akış içinde hayat elbisesi yırtılmayan hiç kimse yoktur. Oysa sen sanırsın ki herkes yol sonuna ilk günkü gibi pırıl pırıl elbiselerle ulaşır. Değil. Sadece iyi yamayanlar ve de sökükleri ile başa çıkamayanlar arasındaki farktır gördüğün. Aslında iyi bir hayat yaşamış olmak söküklerini ne kadar iyi dikebildiğinle ilgilidir.

Odanın içindeki müzik dönüp dolaşıp kulaklarıma beynime doluyor. Ben tavana bakarak bunları düşünüyorum. O an sanki o müzik eşliğinde yeni bir perde açılıyor tavanın beyaz yüzeyinde. Akıp giden nehir içinde yüzen ben. O nehirde kollarımdaki yırtıklara bakan ben. O yırtıkları, sökükleri diken yamayan ben. Ve başını güneşe kaldırıp gülümseyen ben. Yola devam eden ben. İnançla ayağa kalkıp yürüyen ben.

İnançla, inatla ve yamalardan gocunmadan yürüyebilmeyi diliyorum şarkının bitişinde. Kalkıp sokağa çıkıyorum.Nehir akıyor akıyor akıyor...

Fotoğraf: http://pixeloclast.deviantart.com/art/Walking-to-the-Distant-Green-11273493

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"hayatı en çok meşakkat görmüşler ve cenneti de sıratı yaşamış olanlar bilir" diyorya bir yazar. Ve yaşadım diyenler de, elbette bu ifadenin ardında ayakta dimdik duranlardır. Ve artık anlatacak, aktaracak, kayda değer, ne çok kıymetli nasihatlari vardır dillerinde. Ve ne çok hayat bulaşığı hallerinde. Evet nehir akıyor akıyor akıyor, iğne ve iplikleri çıkaralımbakalım, sonrasıan gösretecek yaşam yamaları olsun üztümüzde, kayda değer olalım, yaşadım diyelim. Yaşamak kadar çoğul olsun ömrün, sevgiyle kanka

Yücel! 
 06.09.2007 17:39
Cevap :
Benim Sevgili Dostum, O yamalardan gocunmamayı öğrenmeli insan. O yamaların her birinin birer öğretmen ve o nehir içinde yüzebilmek için birer kanat olduğunu bilmeli. "Yaşadım" diyebilmek için "ben gerçekten yaşadım" diyebilmek için...En içten sevgilerimle...  06.09.2007 17:44
 

Nehir akıp gidiyor... Aslına bakarsan duran hiç birşey yok. Sadece yorulan bizler varız.. Akan nehire fırlatılan taşlar, set yapmaya çalışan olaylar var... İnatla akmalı hemde coşkun coşkun ve hiç durmadan... Deli gibi hiç durmadan... Sevgimle.. Tatilden kocaman selamlar...

Hoşsada 
 06.09.2007 14:07
Cevap :
Canım Seda'cığım, O nehir hiç durmadan akıyor. Setler engeller elbet olacak. Ama o engeller üzerinden ne kadar atlayabildiğin değil mi önemli olan. Kocaman öptüm seni...  06.09.2007 14:12
 

isteğimiz her ne ise onu gerçekten istediğimize karar verdikten sonra bir adım geri çekilmeyi bilsek her şey çok daha kolay oluyor. Evet insanın ne istediğini bilmesi çok büyük bir meziyet.Bilelim kalpten isteyelim.Pozitif düşünelim. Gerçekleşmesi için yapmamız gerekenleri de yapalım.Ama asla onlara sıkı sıkı sarılmayalım.Geri çekilip gelişmeleri gözlemleyelim.Bu gözlem süresi bir nevi sabır gösterme süresidir. Sabır bir şeyi gerçekten isteyip istemediğimizi veya istediğimiz şeye gerçekten ihtiyaç duyup duymadığımızı anlayacağımız süredir. İstediğimiz şeyi bekleme süresidir. Bu isteğimizin bizim için gerçekten olumlu sonuçlar getirecekse gerçek olmasını bekleyelim.Olmazsa da olmama sebebinin bizim o an için fark edemediğimiz ve ya göremediğimiz bizim için hayırlı olan sebeblerden kaynaklandığını düşünelim. Fikrimizi ve kalbimizi serbest bırakarak istemeyi bilelim.

nurberrak 
 04.09.2007 23:42
Cevap :
Sevgili Nurberrak, Çok teşekkür ederim bu anlamlı yorum için. Üzerine söylenecek tek söz yok. Sevgilerimle...  05.09.2007 0:04
 

umut çiçekleri açmalı insanın..tek tek büyümeli yüreğinde..Sevgilerimle canım..

aygoz Özlem Eryoldaş 
 04.09.2007 21:56
Cevap :
O çiçekler her daim olsun bahçemizde.En içten sevgilerimle...  04.09.2007 23:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1059
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster