Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ocak '14

 
Kategori
Magazin
Okunma Sayısı
878
 

Nejat İşler’i içkiden siroz yapanlar zatürree olmasını neye yoracaklar...

Nejat İşler’i içkiden siroz yapanlar zatürree olmasını neye yoracaklar...
 

Bir süredir yoğun bakımda tutulan ve önceki gün İstanbul’a sevk edilen Nejat İşler’in sağlık durumu ile ilgili hastaneden yapılan açıklama zatürree nedeniyle şu anki duruma geldiği yönünde.

Ve yine doktorunun kesin bir dille yaptığı açıklama da karaciğer sirozu olmadığı.

Pek değerli meslektaşlarıma soruyorum şimdi; birilerine yaranmak için kalemlerinizle Nejat İşler’i alkolik yaptınız çıktınız.

Üstelik hastaneye yatmadan çok önceye dayanan yazılarınızla, haberlerinizle başladınız buna.

Herkeste karaciğer sirozu algısı yaratarak çok içtiği için hastalanmıştır dedirtiniz, dediniz.

Peki, şimdi ne diyeceksiniz üşüttü mü?

Doktoru ona da açıklık getirdi mikrobik.

Yani ne üşüttüğü için ne de içkiden hastalanmış.

Asılsız haberler yaparak ne geçti elinize?

Algıları bulandırmaktan başka, bazılarının eline koz vermekten başka, bir insanı yargılamalarına zemin oluşturmaktan başka neye yaradı yazdıklarınız!..

Sizlerin yaptığı asılsız haberlerden nem alanlar her mecrada bunu kullandılar.

Bir zamanlar Hıncal Uluç’ta Defne Joy’a yönelik; “su testisi suyolunda kırılır” demiş ölümünden önceki yaşam tarzını acımasızca eleştirmişti.

Tüm bu haberler yüzünden aynı durumu Nejat İşler yaşadı üstelik asılsızca ve acımasızca.

Şimdi yaptığınız tüm haberler yazdıklarınız yalan çıktı.

Hangi ara kalemlerinizi bu kadar birilerine yaranmak için kirlettiniz, hangi ara bir insanın hayatını haberlerinize meze yaptınız? Ne ara yok oldunuz?

Kaldı ki bir insanın içip içmemesinden size ne?

Sizler doktor musunuz ki hem teşhis koyup hem tedavi öneriyorsunuz…

Gazetecilik doğru haber yapmak, doğru bilgi vermektir. İnsanları kin ve nefret duygularına sevk etmek değildir.

Bu olayda tamda bu oldu. Üstelik aylar öncesinden başlayan bir karalamayla.

Nejat İşler’in hiçbir işini öyle beğenerek izlemedim, ne dizilerini ne de filmlerini öyle hayranı da değilim ama onun sıra dışı duruşunu, isyankâr, başkaldıran yanını takdir ediyorum.

Onu insan yapan, birkaç adım öne çıkaran bu özelliğinden dolayı farklı yaşam tarzını eleştirme hakkının kimse de olmadığını söylüyorum sadece.

İnsanların inançları, inançsızlıkları, ibadetleri, ibadet şekilleri, içmemesi ya da içkisini yargılamak kimsenin haddi değildir. İnsanların yaşamları, tarzları, seçimleri kimseyi ilgilendirmez, ilgilendirmemeli.

Beni hiç ama hiç ilgilendirmiyor mesela. Hayata karşı duruşu ve o duruşunda insanlığa kattıklarına bakarım.

Nejat İşler de bu anlamda tamda böyle bir insandır. Bırakın her şeyi bir kenara sadece bir insan olması bile yaşadığı bu duruma üzüntü duymayı gerektirir.

Orda bir insan var ve yaşam savaşı veriyor. Bu savaşı verirken bir yerlere bağlamak, ardında asıllı, asılsız nedenler sıralamak neyin kafası.

Bir insanı seversiniz ya da sevmezsiniz ama o insanı hedef tahtasına oturtmak işte bu başka bir şeydir.

Alkolikti vurun abalıya.

Tüm bunlara sebep olan medyayı bir kenara bırakalım buna dünden hazır sosyal medya silahşorlarına ne demeli?

Asıl alkolik sizsiniz diyorum bende. Bir pencerenin ardına sığınıp bilip bilmeden ahkâm kesme mastürbasyonu yaşıyorsunuz.

Çoğunuz o ekranın dışına çıktığınızda ise kimliksiz kimliklerinizden tek söz dahi sarf edemeyecekken ekranın verdiği cesaretle atıp tutuyorsunuz. Sarhoşun mektubu okunmaz ya o hesap içkinin ardına gizlenip saydırıp dökenlerden pekte farkınız yok.

Tüm değerleri tüketmiş, hiçbir şeye saygısı olmayan, birçok tanımın yerle bir olduğu, çokça da kirlendiği bir zamanın içindeyiz.

İnsanlığımızdan azar azar uzaklaşıyoruz.

Fazla anlam yüklememek gerek ama ama bari hayatla yaşam arasında savaş verenler için üzülenlere saygı duyun.

Farklı yaşamı, farklı çizgisi, farklı imajı olan bir insana onlarca yakıştırma yapanlar bir insanı sevmek zorunda olmasalar da ya da üzülmek zorunda insani bir duruma saygı duymak zorundalar.

Bu kadar mesnetsiz atışlar yapmak yerine susmak en büyük erdemdir haklarını kullansalardı keşke.

Ama nerde erdem olsa zaten susarlardı. Onca söz acımasız haksız eleştiri yapılmazdı.

Tüm bu yazıp çizmelere rağmen İşler kaybeden tarafta olmadı hiçbir şey yapmadan sevilen tarafta oldu. Yani kazanan tarafta.

Kaybeden taraf saygı duymayı unutmuş insanlık oldu…

Sevseniz de, sevmeseniz de, duysanız da, duymasanız da gerçek bu…

İnsanlığından bir şey kaybetmeyen adam çabuk iyileş ve seni sevenlerin arasına dön…

Hiçbir çaba göstermeden kendini sevdirdiğin bu insanları daha fazla bekletme bırak insanlığını kaybedenler söylensin sen yeter ki çabuk gel…

oyatekin@gmail.com                                         

https://twitter.com/#!/oyatekin (@oyatekin)

http://yurthaber.mynet.com/yazarlar/tum/1/o.tekin35

OYA TEKİN / MEDYABEY.COM

Oya Tekin/ Engelliler Haber ve Bilgi Portatalı Yaşadıkça.com köşe yazarı

Not: Burada yazılan tüm yazılarım elektronik imza ve zaman damgası güvencesi altında yasal hakları korunmaktadır. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilmeksizin izin alınmadan kullanılamaz.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Saygıdeğer Oya Tekin, bilirsiniz, Sanatın bir tanımı yoktur. İnsanı ilgilendiren, insana özgü çalışmalardır.“Sanaatkar”; hayal gücünü, farklılıklarını işe yansıtanlardır. Ustalardır. Sizinde işaret ettiğiniz gibi (sanat) görecelidir. Ancak, İnsanların olmadığı yerde bu çalışmalar bir değer taşımayacağından, Sanat; "Toplum içindir." Basın konusuna geldiğimizde; gazetecilik, istihbarat, deneyim ve yorumda ustalıktır. Devlet ve şirketler, amatörlere (yanlış) bilgi verir ve onlar üzerinden halkı yönlendirirler. Örnek; İngilizlerin, İstanbul'u işgal dönemi ve Yeni Devlet'in kurulması ile ilgili (gizli) bilgiler (açılmamamak üzere)kapalıdır. (Kaynak;Türk Tarih K. yayınları, Salahi R.Sonyel, Kurtuluş savaşı G.) Bizim Genelkurmay arşivi de kapalıdır.)Peki, Yazılan kitap-haber (bilgileri) nereden gelir? Meraklısı, bin farklı kitaptan iğne ile kuyu kazar,kırıntı toplar. büyük çoğunluk ise uydurur. Günlük haberler, tamamen uydurmadır. "Harmanı yel deliyi el döndürmektedir." Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 28.01.2014 7:48
Cevap :
:)) Basın noktasında farklı şeyler söylemiyoruz ayrıldığımız ufak tefek noktalar olmakla beraber bütünde aynı yerde buluşuyoruz. Yorumlarınızla sağladığınız katkı için teşekkürler. Selamlar, saygılar...  28.01.2014 22:20
 

Canmehmet Bey'e cevap yorumu devam Sanat toplum içindir meselesine gelince bu geniş bir kavram sanata bakılan yerle cevabı değişir. Sanat nedir ne değildir her yapılan iş sanat değeri taşır mı sanatçı kimdir kim değildir gibi açılımları olan geniş bir yelpazeyi kapsar. Ben toplum için yapılan işin sanat olduğunu düşünmeyenlerdenim. O zaman sanatın özgürlüğü biter. Tv işlerini ise sanat olarak görmüyorum. Geniş bir kitleye hitap ediyor o zaman ayarları olmalı toplumu bilinçlendirme özelliği taşımalıdır diyorum. Aslına bakarsanız Türkiye’de sanat ve sanatçı tanımına girmeyen pek çok iş ve kişi var. Basından sanata uzandı konu :) Şimdilik söyleyebileceklerim bunlar.:)) Selamlar…

Oya Tekin 
 27.01.2014 21:42
 

Değerli Oya Tekin, Meselelerini (bilgi-saygı çizgisinde) tartışan toplumlar, kendilerine en uygun çözümleri üreterek, huzur ve kalkınma (gelişme) ortamına katkı sağlarlar.Biz (maalesef) okuyan-araştıran bunların neticesinde tartışan toplum değiliz. Değerlerimize yakın olmayan görüşler ve sahipleri imha edilmesi gerekenlerdir! Fransız (sermaye)ihtilali'den sonra gazetecilik (haber verenler) bitirilmiş, Gazetecilik yerini, toplumun ikna edilmesine (aldatılmasına)bırakmıştır. Çarpıcı örnek; Kuveyt işgalinde Saddam'ın bombaları sonucu dünyaya uzun süre izlettirilen petrol içinde yüzen "Karabataklar", gerçeğinde Avrupada batan bir tankerin yaydığı petrolle ilgilidir. İşte saygın! Batı-Türk Medyası. Gezi Olaylarında, CNN'ni İtalya'da izlediğimde, yalanlarına bir kez daha şahit oldum. Bunlarla beraber, Toplumun kanaat önderleri ve sanatçıları, toplumun değerlerine uygun yaşamak zorundadır. (Sanat toplum içindir) Dilerseniz, bu konuyu (yorum-cevaplarla genişletebiliriz. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 27.01.2014 10:35
Cevap :
Merhaba Mehmet Bey. Evet maalesef bilgi eksikliğiyle birlikte tartışma kültürü olmayan bir toplumuz. Gazeteciliğe gelirsek böyle bir sürece sokulması çok şaşırtıcı değil. Kitle iletişim araçlarının gücünü biliyoruz toplum mühendisleri için en etkin alan, medya patronlarının da sermaye bekçileri olduğu düşünülürse kitle iletişim araçlarından biri olan medyayla yönlendirme yapmak en kolay etkin yol toplum mühendisleri için. Dünyadan farklı olmamız beklenemez bu haliyle. Ancak oradan farklı olan yerel basının saygınlığı. Biz yerel basını önemsemiyoruz. Oysa yerel basın kendi yağıyla kavrulur ve zor tekele alınır. Yani yurt dışında böyledir. Ve haberlerin gerçekliği de tartışılmaz. Çünkü doğrudur. Yönlendirmez. Haber yapar sadece. Bizde ise üç büyükler beş büyükler denir onlarında sermaye gücünü nereden aldığı artık bilinen bir gerçek. Devam ecek:))  27.01.2014 21:20
 

Basınla ilgili tartışmaları okudum, belki haddim değil ama basın özgürlüğünden ve basından ne anladığımızı anlatan buradaki arkadaşlara şaşıyorum Oya Hanım, düşünce ve diğer tüm özgürlüklere sınırlama getirilmesi başkasının özgürlüğünün ve kişisel haklarının çiğnenmesi ile başlar. İnsanlığın en önemli kazanımı olan özgürlüğü kim ve ne adına geri verip kısıtlayacakmışız, bakın adamlar basının bayramını bile kutluyorlar, bu konu ile ilgili bir blog yazmıştım izninizle paylaşmak istiyorum selamlar. http://blog.milliyet.com.tr/basin-bayramiymis--pohh-/Blog/?BlogNo=423431

Nizamettin BİBER 
 26.01.2014 21:39
Cevap :
Nizamettin Bey ortada tartışılan basın özgürlüğü değil basın etiği. Maalesef ki basın etiğinin olmadığı yerde düşünce özgürlüğünden söz edemeyiz. Yalan haberin adı da düşünce özgürlüğü olamaz. Tartışılan konu aslında bu yoksa baskıcı demokrasi oluşturmak değil. Bu noktada basın sektörü emekçisi olarak bende dahil olmak üzere basın yayın ilkelerini delik deşik eden meslektaşlarımızdan rahatsızlığımız var. Nejat İşler yazısı da bu rahatsızlıkla yazılmış bir yazı. Üzerine yapılan yorumlarda bu minvalde. Sizin anladığınız anlamda bir kısıtlama üzerine tartışma yok yani:) Yazınızı okudum. Tarihi sürece yer vermişsiniz. İyi de olmuş. Selamlar…  27.01.2014 3:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 295
Toplam yorum
: 561
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 3676
Kayıt tarihi
: 01.10.06
 
 

Milliyet Bloğa nasıl geldim ve nasıl yerimi aldım bilmiyorum. Sanırım uzun yıllar okuduğum bölüml..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster