Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ocak '07

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
365
 

Neler atlatabiliriz;ne kadar dayanıklıyız?

Neler atlatabiliriz;ne kadar dayanıklıyız?
 

Hepimizin geçirdiği, geçirmekte olduğu zor günler olmuştur eminim. Benimde kendi çapımda atlatmakta zorlandığım hatta bu sebeple bunalıma sürüklendiğim bir dönemim oldu. Yaz tatilimin her gününü saymıştım artık bitsin diye. Her günüm zindan gibiydi, eve ağlayarak geliyor staja ağlayarak gidiyordum.

Sonunda o felaket yaz bitmişti, bende okuluma dönmüştüm. Ama bir farkla benden eser yoktu. Özgürlüğüne düşkün ben dışarı çıkmıyordum bile. Oturduğum yerde ağlamaya başlıyordum, hiçbir yere sığamıyordum. Ev kapkara geliyordu, dışarısını görmek istemiyordum. Kötü bir duruma gidiyordum iyice, çıkmaza. kendi kendime düşündüm düşündüm ve çözümü kendime bir uğraş bulup kendimi bu kara delikten kurtarmaya karar verdim. Öyle bir uğraş olmalıydı ki bu aynaya bakacak vaktim olmamalıydı. İş aramaya başladım, part time olması lazımdı. Gündüz saat 5 e kadar okul sonra iş artık saat kaça kadar olursa.

Muğla küçük yer tabi kim ne işçisi arasın hem de part time hem de öğrenci. Bir pasajın içinde fotokopi çektirmeye gittiğimde fotokopicinin eleman aradığını gördüm. Gittim konuştum, tek derdim kendimi kurtarmaktı. Olumlu cevaptan sonra başladım işe. İlk zamanlarda okulda yeni açıldığı için iş yeri sakindi. Vakitlice kapatıyorduk dükkanı. Sınavlar yaklaşmaya başlayınca bir yoğunlaştı ki ben artık saçımı bile kuaförde yıkatıyordum. Gece birde ikide eve geliyordum, hakikaten kendime ayıracak hiç vaktim kalmamıştı. Üstelik derslerimi bile kötü etkilememişti bu yoğun çalışma şartlarım. Üç ay sonra artık iyice işi öğrenmiş; herkese alışmıştım. Tam herşey yoluna girmişken bir sabah canım arkadaşımın bir kaybıyla uyandım bir çığlıkla... Çok kötü bir andı yazarken bile içim ürperiyor. Bütün gücümle onu toparlamaya, bu durumu en mormal şekilde atlatmasını sağlamaya çalıştım. Yine kendimi unuttum ve ben yine aynı noktaya döndüm. Uyuyamıyordum, yalnız kalamıyordum, ağlıyordum, korkuyordum. Hayatım yine felç olmuştu. Durumumu bir hekime danışmaya karar verdim eve bir antidepresan ilaçla geri döndüm. Bu herşeyi daha kötü yaptı, ot gibi biri oldum. Uyuyordum sürekli, derslere gidemiyordum ancak işe gidebiliyordum oradada ruh gibi iş yapıyordum. En son patronum kızdı 'bırak şu ilacı serseme döndün iyice toparlan artık' diye. Sonra ilacı bıraktım çünkü sadece erteliyordum korkumu, gözümü kapatıp görmüyordum. Yavaş yavaş toparlandım işin yoğunluğuyla atlattım herşeyi... Her ne kadar bir süre daha evdeki bütün ışıkları açık bıraktıysam da :) Allah a şükür geçti.

Bunları anlattım çünkü bana faydası olan şeyler oldu. Uğraş edinerek kendime bu dönemi atlattım belki bunu okuyan birileri de bundan yararlanır. Bir faydam olur. Bugünlerde en yakınımdakine bile faydam olmuyor bunlar belki işe yarar...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kimi zaman zorunlu ama eğer terapi (profesyonel yarenlik) olmazsa asla tedavi edici değil... Ben daraldığımda bir dostuma gidip, parmak kaldırıp, bir kahve randevusu istiyorum mesela... ve herkesin kendi gücünü aslında içinde barındırdığını biliyorum... Unutmamak gereken bir de başka konu var: Beni öldürmeyen şey GÜÇLENDİR!!! Sevgiyle...

Barış 
 06.01.2007 13:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 11
Toplam yorum
: 13
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 602
Kayıt tarihi
: 10.12.06
 
 

Tam bir kova burcu kadınıyım. Çok akıl veririm ama kendime bulamam. Arkadaşlarım hep önceliklidir. Ç..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster