Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Eylül '13

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
660
 

Neler oldu neler?

Neler oldu neler?
 

Güç savaşları sona erdi. Ünal Aysal;  ani bir hamle yaparak Fatih Terim'i "oybirliği" ile gönderdi ve savaşı (şimdilik) kazandı!

Cümledeki "şimdilik" ve "oybirliği" kelimeleri çok çok ama çok önemli; lütfen gözden kaçırmayın.

Olayın gelişim süreci herkesin malumu! Geçen sene devre arası transfer döneminde başlayan, daha yeni şampiyon olunmuşken alınan kongre kararıyla zirveye tırmanan bir güç savaşı izledik yaklaşık 1 senedir. Yanlış düşünmeyin; son 2 ay içinde yaşananlar ve Milli Takım süreci, çoktan çıkılmış olan zirvede yapılan "göğüs göğüse muharebe"ydi.

Gelinen noktada; kimin nerede hata yaptığının hiç bir önemi kalmamıştır. Çünkü artık yollar ayrılmış, her iki taraf da biraz olsun rahatlamıştır.

Öncelikle şunu söyleyeyim.. Galatasaraylı mutlaka rahat olmalı. Fatih Terim'e haksızlık yapılmış olduğunu düşünenler olabilir. Fatih Terim'in saygısızlık ettiğini düşünenler de olabilir. Eğer ki; BJK tribünlerine sızmış 3-5yüz kişi, bu karışıklıktan yararlanıp bu kez Galatasaray tribünlerine sızmaya kalkışırsa, Galatasaray'ı hocasız ve başkansız kalmaktan bile daha zor günler bekler. Taraftara düşen, ölçüsünce tepkisini gösterip maçın başlama düdüğünden itibaren takıma destek vermektir. 

Gelelim süreç boyunca yaşananlara...

Galatasaray; çift başlı mitolojik bir varlık haline dönmüştü! Terim; emir almayı sevmiyor, Aysal ise, "emir almayan elemanı" sevmiyordu. Nitekim "eleman" kelimesinin altında yatan asıl sebeplerden biri de buydu! Çünkü Aysal; hayatı boyunca patronluk yapmış, Galatasaray başkanlığına da, kulübün en zor döneminde, şartlarını açıklayarak binbir rica ile getirilmişti. Kongrede Fatih Terim'in tekrar gelmesine vesile olan Ali Dürüst ve Abdurrahim Albayrak yönetime alınmayınca, kamuoyundan gizli yapılan bu savaş gün yüzüne çıktı. 

Bu savaşı gören ve kendisine bir çıkış yolu arayan TFF de; fırsat bu fırsat deyip, şaşılacak bir şekilde sadece 3 günde, kulüpten de izin alarak Terim'i Milli Takım'ın başına getirdi. Bu konuyla ilgili görüşlerimi daha önce yazdım. Yıldırım Demirören'in bugün yaptığı açıklamalar için de bu yazımdan hemen sonra bir yazı yazacağım.

Benim görüşüme gelince...

Milli Takım kozu; Terim'in kendisini bitiren hamlesi olmuştur. Bitiren derken tabi ki Galatasaray'daki Terim'den bahsediyorum. Zira Milli Takım zaten dünya kupasına gidemeyeceğine göre; neler olacağını görmek için daha 1 yıl beklemek durumundayız. 

Terim de aslında bu hamle ile yanlış yaptığını anlamış; ancak bir haftada 8 golle alınan Andorra ve Romanya maçlarının kendisini kurtarabileceğine az da olsa inanmıştı. Tam da böyle düşünürken Real Madrid'den yenilen yarım düzine gol bugünün habercisiydi!

Yukarıda söylediğimiz gibi; Ünal Aysal "patron" zihniyetine sahip bir başkan! Galatasaray'ı da "patron gibi" olmasa bile CEO gibi yönetmek istiyor. Beğenir ya da beğenmezsiniz! Kongre kararını vermiş, bu ekibi yönetime seçmiştir. Bundan sonra  çalşanlara (sporcu, antrenör, malzemeci, temizlikçi, şoför, vs vs) düşen görev; yaptıkları sözleşmenin gereklerini yerine getirmektir! Zira, amirleri ile açıkça çatışmak gibi bir lüks yoktur hiç bir kurumda! Nasıl ki; antrenör bir futbolcu kendisine saygısızlık yaptığında kadro dışı bırakıyor, futbolcuyu idmandan kovuyor, hatta sözleşmesini feshettiriyorsa... Başkan da bu çalışanların herhangi birine aynı yaklaşımı sergileyebilir. Hele hele; iddia edildiği gibi günlerce başkanın telefonuna dönüş yapılmadıysa; bu apaçık olarak "seninle çalışmak istemiyorum" demektir. Terim burada en büyük yanlışı yapmıştır. Zira; Ali Şen açıkladı, Demirören açıkladı ki; onların telefonlarına dönmemezlik etmiyormuş! Başkasına gösterdiği saygıyı; şahsiyetini sevmiyor olsa bile, Galatasaray Başkanı'na fazlasıyla göstermeliydi.

Aynı şekilde; Ünal Aysal'ın geçen sezon sonunda açık bir şekilde "sizinle çalışmak istemiyorum" demek varken, dolambaçlı yollara girmesi de onun ayıbıdır. Zira Fatih Terim; herkes biliyor ki, böyle bir durumda kalsaydı "Başkan, siz taraftarı karşınıza almayın, ben kendim çıkarım istifa ediyorum derim" diyebilecek kadar "ÖZ Galatasaray"lıdır! Transfer döneminde alınmayan/satılmayan futbolcular da cabası! Alper, Kerim, Gökhan gibi futbolcular bir türlü transfer edilemedi.Belki de; Terim mutsuz olsun diye bilerek alınmadı. Galatasaray'dan dışarıya çok haber sızar ama; en can alıcı durumlar hep içerde kalır. Bu süreçten sonra, ne Terim, ne de başka birisi çıkıp da, süreç boyunca yaşananları anlatmaz. Her şey sır olarak kalır. 

Sonuçta, taraftar her ne kadar rahatsız olsa bile, hem Terim, hem de Aysal cephesi gerçek anlamıyla üzerlerindeki yükü atmışlardır. Bugün Terim gitti, yarın Aysal gidebilir. Kulüp her zaman kalıcıdır. Kişilere bağlı kalınmamalıdır ki; Terim 3. kez geldiğinde ben bu fikre karşıydım. Zira; Galatasaray gibi bir büyük kulübün, kurtuluşu sadece Terim'de görmesi, ona bel bağlamasını taraftar olarak kendime yediremiyordum. Galatasaray; artık kişilere bağımlı kalmadan başarı elde etmeyi kendine hedef seçmelidir. Terim gitti diye galatasaray hocasız mı kalacak? "Efendim şampiyon olamayız"! Olma kardeşim. Şampiyonluk üstüne mi tapulu? Hem ne biliyorsun olmayacağını? daha 4 haftada sadece 6 puan almış; Real'den 6 yemiş bir takımdan bahsediyoruz. Bu takımdan mı şampiyon olmasını, gruptan çıkmasını bekliyorsunuz? Metin Oktay hiç teknik direktörlük yaptı mı Galatasaray'da? Ama hala efsane! Metin Oktay'ın yaşadığını görmeyenler bile onun hakkında birçok şey biliyorken; Fatih Terim'in bu şekilde bile olsa gönderilmesi ismini zedeler mi? Daha ne kadar oldu; yardımcılarıyla birlikte sahadan atılıp utanç verici cezalar aldığı? Herkesin sevabı var günahı var. Kimse haşa ilah değil! Bugün Terim gider başkası gelir. Yarın Aysal gider başkası gelir. Yerince, ölçüsünce istediğiniz eleştiriyi yapın. 

Ama siz siz olun; kişileri galatasaray'dan üstün görmeyin! Bugün Terim'i, Hakan'ı, Tugay2ı, Ümit'i... onları geçtim. Adnan Polat, ali Dürüst, Faruk Süren, Ünal Aysal ve diğerlerini bize öğreten Galatasaraydır. Bugünden sonra gelecek olanların da; Galatasaray sayesinde isimleri olacaktır.

Dolayısıyla; aslolan Galatasaraydır. İsimlere saygı duyulur, verdikleri emeğe teşekkür edilir. Ama Galatasaray; hangi şartta olursa olsun; asıl sevilendir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Başkan doğrusunu yapmıştır. "Aslolan Galatasaray'dır" deyip, aslolan kendisi gibi davranan bir kişiye kim olursa olsun yol verilir..

Bekir Gümüş 
 26.09.2013 0:00
Cevap :
Ben de doğru yapıldığını düşünüyorum Bekir Bey.. Hele hele hem Ali Şen hem de Yıldırım demirören "benim telefonlarıma çıkmamazlık etmiyor" dedikten sonra; tamamen buna inandım. Çünkü Ünal Aysal "şahsiyet" olarak değil, "Galatasaray Spor Kulübü Başkanı" olarak kendisini arıyorsa o telefon mutlaka açılmalıdır!  26.09.2013 18:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 93
Toplam yorum
: 66
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 551
Kayıt tarihi
: 27.01.09
 
 

Elektronik ve haberleşme mühendisiyim. Galatasaray taraftarı; evli; 1 erkek çocuk babasıyım. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster