Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Nisan '15

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
298
 

Neler yiyoruz!

Neler yiyoruz!
 

Afyonkarahisar' da tırda yakalanan kaçak et görüntüleri


Neler yiyormuşuz!

Ben ne yediğimi biliyorum, diyebilirsiniz. Ne var ki ne yediğimizi bilmiyoruz. Yediklerimiz, içtiklerimiz denetleniyor mu? Hangi kurum denetliyor? Etkili bir denetim olduğunu pek sanmıyorum. Bu konuda, yasal düzenlemeler de var da yeterli, etkili bir uygulama yok. Olsaydı, öylesine zararlı yiyecekler soframızda yer almazdı. Bizler de bilmeden yiyip hastane hastane dolaşmazdık. Ne kadar özenle seçim yaparsak yapalım, bilinen markalı yiyecekleri seçersek seçelim; şöyle ya da böyle denetimsiz, sağlıksız yiyecek ve içeceklerle karşılaşmamamız olanaksız. Her zaman cebinizdeki para,istediğinizi seçmeye de yetmiyor.

 26 Eylül 2008 tarih 27009 sayılı yönetmeliğin 4.maddesi şöyle:

a) Denetim: Ulusal düzeyde bu Yönetmelikte belirtilen kriterlere uygunluk işlemleri açısından Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı; bunun dışında gıda üretim, satış ve toplu tüketim yerlerinin denetlenmesi açısından kendi özel mevzuatına göre yetkili il özel idaresi, belediye ve Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı tarafından veya mahalli mülki idare amirin koordinasyonu veya işbirliğinde, gıda kontrol hizmetleri yapılır, deniyor.

Ben, bir tüketici olarak yıllardır yönetmelikte belirtilen kuruluşların denetleme yaptıklarını görmedim,duymadım da. Eskiden belediye zabıtası pazar esnafının sebze ve meyvelerin etiket fiyatlarını denetlerdi. Yıllardır görmüyorum.

Bu yönetimden önce Uğur Dündar, sağlıksız yiyecek üreten yerler için programlar yapar. Bizler de bu programları televizyonlardan izler, bilgilenirdik. Hileli, sağlıksız, bozuk ürünler gözler önüne serilir. İlgili iş yerleri, çoğu kez ne yapacaklarını şaşırırlardı. Şimdi böyle programlar yok. Programlar,  olmadığı gibi denetlemeler de yok ya da televizyonlarda, yazılı basında yer almıyor. Herkes istediği gibi hareket ediyor. Bunu, neden böyle yapıyorsun, diyen yok. Liberal ekonomi ya! Hani bırakınız yapsın, bırakınız geçsin, ekonomisi.(laissez faire laissez passer) Dünyanın büyük çoğunluğunda bu ekonomik sistem ya da bu ekonomik sisteme dayalı sistemler uygulamada; ama bizdeki gibi denetimsiz olduğunu sanmıyorum.

Yıllardan sonra ilk kez 26 Nisan 2015 tarihli “Hürriyet”in Pazar ekinde büyük puntolu “Dur!”ilgimi çekti. Bir de ne göreyim, hemen altında “Sakın o sucuğu, ağzına götürme!”yazıyor. Gerçi, bizim bundan sonra sucuk mucuk yediğimiz yok da parası olan alıyor da yiyor da. Birileri, sana ne benim yediğim sucuktan, diyebilir; ama küflü sucuklar tekrar satıştaymış. Buna, ne diyeceksiniz? Sadece sucuk mu? Daha neler…

·Antibiyotikli reçeller

·Hazır yemek hizmeti veren firmalar, numune kaplarına kokusuz çamaşır suyu damlatıyorlarmış

·Çocuk işçilerin çalıştığı bir dondurma fabrikasında, hatalı dondurmaları bir varile doldurup yeniden üretime katıyorlar. Bu nedenle zehirlenmeler oluyormuşAman dikkat!

·Kurtlu cevizler, kelebek kozalarıyla dolu badem kaysı çekirdeğiyle karıştırılıp toz hâline getirilip piyasaya sürülüyormuş.

·Yarı fiyatına bayat tavuk. Genellikle zehirlenmeler de bayat tavuktan oluyormuş.

·Küflü yoğurtlara katkı maddesi ekleyerek yeniden piyasaya sürme.Acıpayam Selüloz Fabrikasını gezerken un durumuna getirilmiş selülozları nerede kullanıyorsunuz, diye sormuştum. Yetkili, süt endüstrisinde demişti. Onun için sütler aylarca, yoğurtlar günlerce kalıyor. Yoğurtlar, sulanmıyor; oysa doğal yoğurt sulanır.

·Eski yağdan kepek ekmeği. 70 şubesi olan bir market zincirinde kullanma tarihi geçen yağlar ve un aynı firmanın ekmek üretimine katılıyormuş

·Yemekhanedeki fareleri yok etmek için orda çalışan sorumlu bir işçinin zorlamasıyla ilaçlama yapılıyormuş.

·İade helvalar, yeni helvalara karıştırılıyormuş.

·İade beyaz peynirler, baskıya alınarak tulum peyniri olarak satılıyormuş

·Kaşar peynirinin yağı tamamen alınıyor, bitkisel yağ katılıyor.Türkiye’de yaygın olan bir marketten kaşar peyniri aldım. Ekmek arasına koyup tost yaptım. Peynir eridi, yok oldu. O zaman, o kaşara margarin katıldığını anladım ve bir daha da o markete gitmedim. Neden durumu, ilgili birimlere bildirmediniz, diyeceksiniz. Peynirin yok olusunu nasıl kanıtlardım? Denetleme kuruluşları örnek alıp inceleyebilirler. Siz, hiç gıda maddelerini denetleyene rastladınız mı? Ben, görmedim.

·Yoğurt ve kaşar peynirlerine, küflenmelerini önlemek için “natamax” sıkılıyormuş.

·Lahmacun kıymasının içinde çok fazla sakatat kullanılıyormuş.

·Pizzaların satılmayan köfteleri, yıkanıp ertesi gün kullanılıyormuş.

·Kepekli ekmeklerde, kepek yerine malt tozu kullanılıyormuş.

Ülkemizde, kimi illerde, nallı kuzu eti de satılır; bazısının da yakalandığını yazılı ve sözlü basından duyarız. İşte,18 Nisan 2015’te Afyonkarahisar ’da yakalanan kaçak et haberi:

Afyonkarahisar Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şube ekipleri, kente kaçak et getirileceğine yönelik ihbar üzerine harekete geçti. Kaçak et taşıdığı öne sürülen 33 D 9463 plakalı TIR, et üretim tesislerinin yoğun olduğu Organize Sanayi Bölgesi’nin girişinde durduruldu. TIR’ın 34 ARM 54 plakalı dorsesinde menşei belli olmayan 7,2 tonu hayvansal yağ, yaklaşık 16 ton et ve işlenmemiş hayvansal ürün bulundu.

Gıda üretimi yapan işletmelerin hepsi böyle değil diyor TMMOB Gıda Mühendisleri Odası YK Başkanı Yusuf Songül.

Başkan böyle der de içinize bir kurt düşmez mi, neler yiyormuşuz, diye!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bilinen apaçık suçlar bile ceza görmüyor.Bozulan insan her şeyi bozuyor.Hırsızı niye yakalıyorsun diyen bir anlayış dünyanın neresinde görülmüş.Eskiden zabıtalarla sağlıkçılar doluşurdu aniden gıda satılan ve tüketilen işletmelere.El tırnak kontrolüne kadar yapılırdı.Şimdiye çivisi çıkmış bir ülkenin gittikçe büyüyen sorunları içinde debelenip duruyoruz.Çok yazık!..Eliniz sağlık Hüseyin bey.Bilgilendirdiğiniz için sağolun.Selamlar.

Abbas Oğuz 
 28.04.2015 18:56
Cevap :
Abbas Bey,yazdıklarım bilinmeyen durumlar değil;ama "Hürriyet"in pazar ekinde görünce ben de konuyla ilgili düşüncelerimi yazdım.Yorumuna katılıyorum.Öylesine duyarsız bir toplum olduk ki sorma gitsin.Belirttiğin gibi hırsızlığın,yolsuzluğun ödüllendirildiği bir ülkede,insanların ne yediğine de bakılmıyor.Böyle nereye kadar gidecek?!Selam ve saygılarımla.  29.04.2015 10:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 359
Toplam yorum
: 1251
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 2347
Kayıt tarihi
: 04.12.12
 
 

Hüseyin BAŞDOĞAN, 1942'de Malatya- Arapgir'de doğdu.Arapgir Ortaokulunu, Diyarbakır Öğretmen Okul..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster