Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Şubat '14

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
291
 

Nerde trak orda Prag / Dresden 1

Nerde trak orda Prag / Dresden 1
 

Yağmur yağınca müzik çalan bina, Dresden


Jicin'den saat 11:30 sırasında yola çıkıyoruz. "Nevin" adını taktığımız navigasyon cihazımız Dresden'e 2 saat 30 dakikalık yolculuk süresi veriyor. Arkadaşım Hüsamettin Bey yola çıkmadan önce uyarıyor, "Murat, aracın sol arka lastiğinin havası inmiş. Bir benzinci görürsen dur da lastiğe hava basalım." "Tamam." Jicin'den çıktıktan sonra birbiri ardına sıralanmış irili ufaklı köylerden geçiyoruz. Bir köyün bittiği yerde bir başka köyün levhası çıkıyor karşımıza. Bir süre sonra bir benzinci görüyoruz ancak benzincideki hava pompası çalışmıyor. Artık bir sonraki benzinciye bakacağız.  Bir sonraki benzin istasyonunu Turnov kasabasının girişinde buluyoruz. Bu istasyonda hava pompasına benzer bir nesne dahi göremiyoruz. Aracı bir kenara park edip, istasyon çalışanlarından bilgi almaya karar veriyorum. İstasyondaki ofiste çalışanların tamamı genç kız. Bu kızlardan birine "Aracımızın bir lastiğinin havası indi. Acaba nerede lastiğe hava basabileceğimizi biliyor musunuz?" diye soruyorum. "Kapının yanındaki pompayı kullanabilirsiniz." Kapının yanında biraz elektrik süpürgesini biraz da piknik tüpünü andıran bir cihaz var. "Bunu mu kastediyorsunuz?" "Evet, kullanabilirsiniz." "Ben bunun nasıl kullanılacağını bilmiyorum ki." "Ben size yardımcı olayım." "Teşekkürler." Genç kız elektrik süpürgesi/piknik tüpü benzeri zavazingoyu kapının yanından alıyor, kendisini takip etmemi söylüyor. Bu zavazingoyu ofisin dışında, istasyonun bir köşesindeki bir boruya kenetleyen genç kız, "Bu cihaza burada hava dolduruyoruz. Cihaz havayla dolunca 'zııııızz' diye bir ses çıkacak. Evet... Siz de duydunuz mu? Cihaz hava doldu. Şimdi bu cihazı inik lastiğin yanına götürüp hava basacağız." Aracın yanına gittiğimizde genç kız lastiğe nasıl hava basılacağını bize gösteriyor. "Bu cihazdaki hava yetmeyebilir. Bittiği zaman cihaza tekrar hava doldurup devam edin." "Siz olmasaydınız Dresden'e kadar inik lastikle gidecektik. Teşekkür ederiz." Tekrar Dresden'e doğru yola koyulduğumuzda içimden bir şarkı söylemeye başlıyorum "Gördün mü gördün mü. Havaları basmayı gördün mü. Gördün mü gördün mü. Havaları basmayı gördün mü..."

6 dakikada 3 ülke

Yaklaşık bir saat daha Çek Cumhuriyeti içinde yolculuk yaptıktan sonra işaret levhalarından sınıra yaklaştığımızı anlıyoruz. "Arkadaşlar artık Almanya'ya giriyoruz." Derken Çek Cumhuriyeti'nden çıkıyoruz ancak gördüğümüz trafik levhalarındaki yazılar Almanca değil. Birkaç yüz metre sonra birr levha üzerinde 'Polonya'ya hoş geldiniz!' yazısını görüyoruz. Tam bu sırada yol kenarında pejmurde giyimli yaşlıca bir adam gözümüze çarpıyor. Adam hoplaya zıplaya bize el sallayıp, bir şeyler söylüyor. Arkadaşım Serdar "Polonya'da da göre göre Polonya'nın delisini gördük ya!" diye hayıflanıyor. "Arkadaşlar ne dersiniz bir yere park edip Polonya topraklarına ayak basalım mı?" Arkadaşlarım kararsız kalıyorlar. "Tamam yola devam ediyorum." Bir iki dakika sonra Almanya topraklarına giriş yapıyoruz. Aşağı yukarı 6 dakika içinde 3 değişik ülkenin topraklarında yol alıyoruz. Bu yazıyı yazarken bölge haritasını incelediğimde Polonya'nın Sieniawka köyünden geçerek Almanya topraklarına girdiğimizi anlıyorum. Saat 14:30 sularında Dresden şehrinde konaklayacağımız Park Inn oteline ulaşıyoruz. Aracımızı otelin önünde bulunan caddeye park edip, resepsiyon görevlisinden odalarımızın kartlarını alıyoruz. Tüm arkadaşlar odalarımızda yarım saat dinlenip daha sonra şehri gezmek için dışarı çıkmaya karar veriyoruz. 

Saat 15:00'de şehri gezmek üzere otelimizden ayrılıyoruz. Dresden şehrinin ortasından geçen Elbe Nehri şehri ikiye bölüyor: Altstadt ve Neustadt. Yani Eski Şehir ve Yeni Şehir. Bizim konakladığımız otel Yeni şehir bölgesinde. Elbe üzerindeki Albertbrücke köprüsünden geçerek Eski Şehrin merkezine doğru yürüyoruz. Şehir merkezine girmeden sol yanımızda bütün ihtişamıyla Hochschule für Bildende Künste Dresden binasını görüyoruz.. Birkaç dakika sonra Eski Şehrin içinde buluyoruz kendimizi. Şehre girerken Kutscherschaenke isimli bir restoran görüp, gezimizin sonunda buraya uğramaya karar veriyoruz. Eski Şehirin merkezinde görülmesi gereken önemli binaları beğeniyle geziyoruz. Fürstenzug'u (Prensler Geçidi) çok beğeniyorum. Fürstenzug dünyadaki en büyük porselen duvar resmi. Resimde Wettin hanedanlığının 1000 yıl süren hükümdarlığı anısına Sakson prensleri ve düklerinin yürüyüşü betimleniyor.  Porselen imalatçısı Meissen tarafından imal edilen 25,000 adet fayanstan yapılmış 330 feet uzunluğundaki resim  Augustusstrasse caddesindeki Saray Ahırları'nın duvarını süslüyor. Dresden Eski Şehir merkezindeki gezimizi tamamladıktan sonra Kutscherschaenke restoranına gidiyoruz. 

Kutscherschaenke şehrin gözde restoran ve publarına ev sahipliği yapan Münzgasse bölgesinde bulunuyor. Restoranın içindeki eşyalar ağırlıklı olarak ahşap. Restoranın dört bir yanı tipik at ve at arabaları aksesuarları ile süslenmiş. Bu restoran tarihi Münzgasse ahırlarının bitişiğinde yer aldığı için geçmişte hem insanlar hem de atlar için popüler bir dinlenme ve serinleme yeriymiş. Genç bir garson siparişlerimizi almaya geliyor. "Arkadaş şu sizin kova gibi bira bardaklarınız var ya. Bir tanesini bira doldur ve büyük bir tabak da patates kızartması alalım. Ortaya."  Kutscherschaenke'de biraz zaman geçirdikten sonra geldiğimiz yoldan yürüyerek otelimize geri dönüyoruz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 42
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1011
Kayıt tarihi
: 13.11.12
 
 

1995 yılında İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi İngiliz Dili Eğitimi Bölümü'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster