Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

AYFER AYTAÇ GAZETECİ YAZAR

http://blog.milliyet.com.tr/ayferaytac

16 Eylül '18

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
56
 

Nereden Nereye

Nereden Nereye
 

Yaradan'dan dolayı yaratılmışı seveceğiz.


Son otuz, kırk sene içerisinde nerelerden nerelere geldik. Çoğunlukla iyi insanlardık, insanlığımızı betonlar arasında bıraktık. Tıkıldık apartman katlarına; tabiatın güzelliğini unutur olduk. Öfkeye büründük, şiddeti saadetin yerine koyduk. Komşuyla selamlaşmalar, hatır sormalar, bol gülümsemeli, gözgöze sohbetler kayboldu.
 
Ülkem çok konuda değişime uğradı. Peki bu hızlı değişimden hayvanlar nasıl nasiplendi? Maziye bir bakıverelim.
 
Yakın geçmişte belediyelerde köpek itlaf ekibi bulunurdu. Kendi yöremden biliyorum. Bu birimdeki görevliler, sabahın erken saatlerinde, henüz insanlar derin uykularındayken şehrin sokak aralarında dolaşarak, başı boş gezen köpekleri vururlar, kafalarını keserek belediyeye getirirler, kelle başına ücretlerini alırlardı. (Vahşet elbette, ama malesef öyleydi.)
 
Sabah namazına kalkan vatandaşlar, ardı ardına patlayan tüfeklerden (tak, tak, tak)atılan mermilerle yürek kalkması yaşarlar, kurşunlanan köpeklerin acı iniltisini duyduklarında vicdanları en derinden sızlardı. Bazı duyarlı vatandaşlar bu katliamın son bulması için belediye başkanına dilekçe üzerine dilekçe eklerlerdi.
 
Belediye başkanının kaldığı evin kapısına kadar giderek tepkisini dile getiren insaflı insanların sayıları da oldukça fazlaydı.Başkan itirazları önemsemezdi. Köpeklerin kuduz tehlikesi taşıdığını, bunun için öldürüldüklerini vurgulardı.
 
O zaman sanırım belediye bütçeleri kısıtlıydı, hayvanları aşılamaya para bulamıyorlardı.
 
Bir ara gül şehrimim çehresine kara sinekler üşüştü. Sinek istilasından rahatsız olan şehrimde yaşayan yaşlılar, toplanıp belediyeye gittiler. "Evlerimiz sinekhane oldu. Yiyeceğimizi ortada bırakamıyoruz, gözümüzün içine girecek şekilde pike yapıyorlar. Vızıltıları da cabası. Ne olur başkan bey bir çare" dediler. 
 
Başkan, mabadına yapışık makam koltuğunda şöyle bir gerindikten sonra, sinek şikayetçisi halka şunu söyledi: "Ne yapalım efendim sineklerin kıçına don mu bağlayalım. Onlar zararsızdır, uçuversinler. Benim elimde imkan olsa, hükümet ödenek gönderse  sinekleri derhal katlederdim. Derdinizi hükümete yazın, ödenek gönderirlerse, ilaç alır üzerlerine püskürterek sinek soyunu kuruturduk" deyiverdi pişkince.
 
Belediye başkanı, o yıllarda sokaklarda ayı oynatanlara da izin veriyordu. Halk eğlensin, stres yaşamasın diye değil. Dünyalığa dalsınlar, beni bana bıraksınlar kurnazlığıyla.
Burunlarına halka bağlanmış ayılar, tef çalan  sahiplerinin komutuyla mahalle aralarında oynatılırlardı. Elinde uzun sopası bulunan ayıcı, iki de bir sopayı ayıya dürterek ne isterse yaptırırdı. Yarım saatlik gösteri sonrası yorulan ayı, dinlenirken, ayıcı da tefini tepsi gibi tutar, az sayıdaki seyirciden ekmek parası diyerek rızkını kazanırdı.
 
 Şehrimin sakinleri, hayvana eziyet yapılıyor düşüncesiyle ayıcıya seyirci olmaktan kaçınır, belediyeye, hayvanlara eziyet yapılmaması için baskı üstüne baskı yapardı. Vatandaş en çok da köpeklerin kurşunlanmasına dertlenirdi. Bazı vicdan sahipleri evinin önünde başıboş gördüğü köpekleri bahçesine alır, kuytu bir yerde saklayarak, belediyenin itlaf ekibine yakalanmasına engel olmaya çalışırdı. Ne dünlerdi, geçti gitti. Biz yaştakilerin akıllarında eski belediye yönetimlerinin acizliği ve hayvanların çektiği acılar kaldı.
 
Günümüze gelindiğinde görüyoruz ve duyuyoruz ki, durum tam tersine dönmüş.Belediyeler sahipsiz köpeklere barınaklar yapmakta ve hatta köpekler için rehabilitasyon merkezleri kurmakta. Ve bu merkezlerin duyurumu için şehrin işlek caddelerine 72 puntoyla yazılmış (Sokak Hayvanları Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi ve Barınağı) tabelalar asmakta. Oralarda görev yapanlara tonla paralar ödenmekte. Köpeklere hazır mamalar verilmekte, bazen de belediyenin yemekhanesinden artan yemekler, "Hayvan dostlarımıza" denilerek köpeklere ikram edilmekte. Televizyonlarda sıklıkla gördüğünüz yemek programlarında, yenilmeyen yemekler için de aynı sözler kullanılıyor.
 
Her neyse, şimdiki zamanda belediyeler sokak köpeklerine manevi annelik yaparken, bu defa yine televizyon haberlerinden izlediklerimizden bildiğimiz üzere, hayvanlara işkence eden, onları katleden, arabalarının ardına bağlayıp, zulüm çektiren vatandaşların sayıları giderek çoğalmakta. Sadist ruhlu insanlar olarak düşündüğüm böyle kişiler, sanırım medyada kendilerinden söz edilmesi adına bu vahşi gösteriyi giderek yaygınlaştırıyorlar. Medya böylelerini teşhir ettikçe, bu hasta ruhlu insanlar da daha çok hayvanı öldürmekten zevk alır hale geleceklerdir.
 
Hayvanlar dostlarımız değildir, Yüce Allah hayvanları, eşrefi mahlükat olarak yarattığı insanoğluna hizmet etmek için var etmiştir. Köpek, bekçilik; at, binicilik; kedi, evde mutfağa dadanan bıyıklı, kalın kuyruklu, pisliklerde yaşayan yaratık için avcı olarak beslenirdi. Fakat hal böyle diye hizmet ettirdiğine zulüm yapılmazdı. Günümüzde farenin giremeyeceği beton evler çoğaldı. Atlar yarışlara koşuldu. Güvenlik görevlileri evlere bekçilik eder oldu. Teknoloji çağında pek çok hayvan hizmet dışı kaldı. Dolayısıyla başıboş hayvanlar göze batar durumuna geldiler. Onlarında belirli bir ömürleri var. Bu süreçte elimizden geldiğince, abartmadan, evlerimize kapatmadan hayvanlara şefkatimiz oranında ilgimizi göstereceğiz.
 
İster yönetici olalım, ister sıradan vatandaş, Yaradan'dan dolayı yaratılmışı seveceğiz.  Zira her canlı Allah-u Teala'nın kuludur ve bizler yüce Mevla huzurunda kuldan başka bir sıfata sahip değiliz. Hayvanlardan farkımız, aklımız. İnsanların birbirinden üstünlüğü takva iledir. Bu bilinçte olsak, bu bilinci toplumda yaygınlaştırsak ve hepimiz hasetten uzak sevgiyle yaşasak, ne güzel olur değil mi? Öyle olursak Rabbimizde bizden razı olur. Şu geçici dünyadan vebal yüklü olarak göçmemiş oluruz. Umarım televizyon haberciliği yapanlar da reytinglerinden çok insan olmanın erdemini kavratıcı yayınlar yaparlar.
 
Ayfer AYTAÇ - ayferaytac.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 425
Toplam yorum
: 206
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 161
Kayıt tarihi
: 08.12.14
 
 

Gazeteci-yazar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster