Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Haziran '07

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
594
 

Neredeyim?

Neredeyim?
 

Bilmediğim bir kentin ıssız bir sokağındayım. Saat gece yarısını geçeli çok olmuş sanırım; ortalık o kadar sessiz ki! Sadece nefesimin sesini duyabiliyorum. Ne bir köpek havlaması, ne de bir korna … Buraya nasıl geldiğimi bile bilmiyorum. Sanki şu andan öncesini hiç yaşamamışım ya da tümüyle hafızamdan silinmiş gibi… Ne yapacağımı bilemez bir şekilde çevreme ürkekçe göz gezdiriyorum. Arnavut kaldırımı taşlarla döşenmiş minik bir sokaktayım.

Sanırım biraz önce yağmur yağmış. Taşların üzerinde , sokağın sonunda bulunan sokak lambasının cılız ışığının yansımalarını görebiliyorum. Elimle saçlarıma dokunuyorum; ıslaklar… Üzerimdeki giysiler de öyle… Şaşırıyorum. Yağmurun altında, nerede olduğunu bile bilmediğim bu sokakta ne işim var benim? Başımı kaldırıp gökyüzüne bakıyorum. Hala yağmur bulutları üzerimde olsa gerek, çünkü tek bir yıldız bile göremiyorum. Yüzüme birkaç tane taze yağmur damlası düşüp, yanaklarımdan boynuma doğru süzülüyor. “Buradan bir an önce gitmem lazım” diye düşünüyorum…

Sokağın iki yanında dizilmiş taştan evlere, bir ışık görmek umuduyla bakıyorum. Hepsi de cılız ışığın yarım yamalak aydınlattığı duvarlarıyla ve gölgede kalan gizleriyle beni ürkütüyor. Pencerelerde tek bir ışık bile yok. Perdeler, sanki orada yaşayanlar bir daha dönmemek üzere bir yolculuğa çıkmışçasına sımsıkı kapalı… Uyumuş olabileceklerini düşünüyorum. Bana en yakın evin kapısına yöneliyorum. Üzerinde yaprak motifleri olan süslü bir kapının önündeyim şimdi. Aslan başı şeklinde olan tokmağa doğru titreyen elimle uzanıyorum. Tedirgin bir şekilde tokmağı bir kere kapıya dokunduruyorum. Şiddeti o kadar zayıf ki, kendim bile çıkan sesi duymakta zorlanıyorum. Biraz bekleyip, hiçbir hareket olmadığını gördükten sonra, tüm cesaretimi toplayıp tekrar tokmağı kapıya vuruyorum, iki kere… Çıkan tok ses, omzumun üzerinden boş sokağa yayılıp, sokağın sonunda yankılanıyor. “Sadece bu evdekiler değil, bütün sokak uyanacak şimdi” diye huzursuzlanıyorum. Bekliyorum… Hiçbir kıpırtı yok. Telaşla başka bir evin kapısına koşuyorum. Bütün sokakta ne kadar ev varsa hepsinin kapılarını birer birer çalıyorum. Sessizliğin sesi kulak zarlarımı patlatacak gibi geliyor birden.Hafifçe çiselemeye başlayan yağmurda, giderek kuruyan bedenim, üşümeye başlıyor yine…

Kaldırımın kenarına oturuyorum. Titremeye başlayan dizlerim, bedenimi taşımıyor artık. Yağmurun altında, terkedilmiş bir çocuk gibi minicik olmuş, yüzümden damlalar süzülürken, dizlerimi kollarımla kucaklamış, düşünüyorum. Ne yaparsam yapayım bu sokaktan çıkamıyorum. Sanki iki ucu da çıkmaz bir sokak burası. Bütün dikkatimi yoğunlaştırarak olanları hatırlamaya zorluyorum . “Sakinleşmeliyim” diyorum sürekli kendi kendime… Birden gözüm sağ ayağıma kayıyor. Ayakkabım ayağımda yok! Ne zamandan beri ayakkabısızım? Ayakkabım nerede peki? Telaşla etrafıma bakınıyorum. Tabanımın hem acıdığını, hem de üşüdüğünü hissediyorum. Acıyan yerleri incelediğimde, iki tane derin yara ve bir sürü sıyrık olduğunu görüyorum. Daha önce fark etmemiş olmama şaşırıyorum. Hem, ayakkabım olmadan nasıl gideceğim buradan?

Kaldırımın kenarında, yağmurun altında, bir ayakkabım kaybolmuş ve üşüyorken, öylece oturuyorum. Hiçbir şey yapamadan… Tek başına…Sadece yağmurun ve nefesimin sesi… Ve yoğun bir karanlık. Ben karanlıktan korkarım. Şimdi de korkuyorum zaten… Neredeyim ben? Nasıl çıkacağım bu sokaktan? Bir an önce günün doğmasını istiyorum… Üşüyorum!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sürükleyici denemenizi okurken, fotoğraftaki sizi, gözümde canlandırmaya çalıştım:) Çok da başarılı olamamama rağmen "üzülme uyanacaksın ve bu sokak sevdiklerinle dolacak" demek geldi içimden..:) Sevgiyle kalın..

Serdar Özdemir 
 22.06.2007 18:53
Cevap :
Herkesi ve kendimi bu kadar germeyi başardığıma göre, gerilim filmi senaryosu yazma denemelerime başlayabilirim:) Şaka bir yana aslında bir çok sokakta sevdiklerim var ne mutlu bana ki. Sadece yanlış bir sokağa girmişim işte aksilik bu ya:) Yine çıkarım, her zaman çıktım... Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim sevgili meslekdaşım:)  23.06.2007 18:16
 

Seslandiğinizde her zaman cevap verebilecek kadar yakın dostlarınız olsun.. İçimizdeki çıkmazların her daim bir çıkışı vardır değil mi.Enfes bir yazı.Eline sağlık. SEVGİLERİMLE...

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 22.06.2007 18:42
Cevap :
Bazen oluyor böyle ruh halleri değil mi Serap'çığım? Bir çıkmaza giriyoruz, biraz debelendikten sonra bir çıkış mutlaka buluyoruz. Cesaret verici yorumundan dolayı çok teşekkür ederim. Beğenmene çok sevindim... Kucak dolusu sevgiler...  23.06.2007 18:18
 

karanlık ve cılık ışıklı sokak kendi içimizde Sevgili Yeşim, hep var karanlıklarımız, çıkmazlarımız, yetmeyenler-yetemediklerimiz. Işığı takip et aydınlık o tarafta. İçimizde olsada karanlık sokaklara fazla takılma başımıza ne geleceğini bilemeyiz sonra:) Sevgiyle ve hep aydınlıklarda kal

kevser şekercioğlu akın 
 22.06.2007 17:28
Cevap :
Yaa sorma Kevser! Gece sokakta yalnız başıma kalmaktan çok korkarım. Bundan yıllar önce bir şekilde başıma gelmişti. Eve nasıl gittiğimi bilemiyorum. Kabus gibiydi. Tabii düşüncelerimize bazen çeki düzen verinceye kadar, kendimizi çok da iyi hissetmediğimiz anlar oluyor. Bu yazı da öyle bir akşamda yazılmıştı. Her zaman ışığa ilerlemen dileğimle. Güzel yorumun için çok teşekkür ederim. Sevgiler...  23.06.2007 18:22
 

Herhalde en tedirgin edici olan dışımızdaki değil içimizdeki karanlıktır değil mi? Bazen aydınlanır, etrafımızı da ışıtır bazen de içimize bakmaya korkarız. Gelen kötü haberler, endişeler de arttırır bunu. Çizdiğin atmosfer tedirgin edici ama hep kurgu olarak kalmasını dilerim. Çok selam...

Murakami 
 21.06.2007 16:28
Cevap :
Bazen içimize bakmaya korkarız haklısın. Üstelik içindeki karanlığın ne zaman aydınlanacağına doğa değil bir şekilde sen karar veriyorsun. Şu an için elbette kurgu olan bir an, ama yazarken bile içim ürperdi... Biraz da üzücü olaylar dizisinin mutlaka ki rolü vardır. Umarım hiçbir zaman gerçek olmaz. Selamlar...  21.06.2007 19:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 78
Toplam yorum
: 1402
Toplam mesaj
: 249
Ort. okunma sayısı
: 1640
Kayıt tarihi
: 04.10.06
 
 

30 yıldır Antalya'da yaşıyorum. Akdeniz Üniv. Tıp Fakültesi mezunuyum. "Tıbbiyeden her şey çıkar, ar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster