Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ekim '14

 
Kategori
Çevre Bilinci
Okunma Sayısı
58
 

Nereye kadar tüketeceğiz

Nereye kadar tüketeceğiz
 

Tüketim Çılgınlığı


 
Uzun zaman önce izlediğim bir Ayi Yogi çizgi filmini hiç unutamam. Bu çizgi filmde Yogi ve arkadaşları uçan gemileri ile yolculuk yaparken bir adaya rastlarlar. Merak edip ziyaret ederler. Ada sahibi ile tanışırlar. Bu ziyaretten çok mutlu olduğunu söyleyen ada sahibi, Yogi ve arkadaşlarına adada istedikleri gibi gezip eğlenebileceklerini ve adanın zengin imkanlarından sonuna kadar faydalanabileceklerini söyler. Eylence ve yiyecek düşkünü Yogi teklifi sevinçle kabul eder ve cümbüş başlar.
 
Yogi ve arkadaşları canlarının her istediğini yemekte, istedikleri gibi gezip eğlenmekte, çeşitli oyunlar oynamaktadır. Ada sahibi de onlara yol göstermekte ve yardımcı olmaktadır. Fakat tuhaf olanı ise ada sahibinin misafirlerine, her tattıkları yemeğin en lezzetli kısmının ilk lokması olduğunu ve her kullandıkları eşyanın bir sefer kullanılıp atılmasının daha zevkli olduğunu söyler. Buna uyan Yogi ve arkadaşları adayı bir israf cennetine dönüştürürler. Ortalık azıcık tadına bakılmış yiyecek artıkları ile, bir serfer giyilmiş ve atılmış elbiselerle vb. Dolup taşmaktadır. 
 
Günler böyle akarken Bobo birşeylerin ters gittiini farkeder ve olup bitenin arkasını araştırmaya başlar. Farkeder ki, onlara bu lüksü, israfı sağlamak için arka planda makinalar adanın doğasını baştan sona yoketmekte, ağaçları kökünden sökmekte, adanın vahşi hayatını yoketmektedirler. Sonra arkadaşlarını uyarır ve adadaki doğal hayatın tamamen yok olmasını engeller. 
 
Ne zaman günümüzdeki israf çılgınlığını ve sonu gelmeyen tüketim arzumuzu düşünsem bu hikayeyi hatırlarım. Bizler şehirlerimize kapanmış bir yandan kazanmaya bir yandan harcamaya dalmışken, bir yerlerde bu harcamaların maddelerini üretebilmek için ağaçlar kesilmekte, petrol kaynakları son damlasına kadar yer altından çekilmekte, fabrikalar zehirlerini denizlere salmaktalar. Her gün Amazon ormanlarının bilmem ne kadar azaldığını biliyoruz, buzulların bilmem kaç yıl sonra eriyip ne kadar ülkeyi su altında bırakacağını da. Ama bilmek bizi şehirlerimizdeki hayatın dışını önemsemek için yeterli değil galiba.
 
Dünya insanları kapitalizmi keşfedene kadar doğanın yok olması gibi bir sorunumuz yoktu aslında. Ama bu gün bizi saran bu çılgınlık ne kadar daha devam edecek bilemiyoruz. Daha yakın bir zamana kadar yamalı kıyafet giymekle ilgili bir sorunumuz yoktu. Pantolonlarımız, ayakkabılarımız yamalı olabiliyordu. Bir defterin sonuna kadar kullanılmadan çöpe atılmasını kimse düşünmezdi. Ekmek israfı sürekli işlenir, kuru ekmeklerin nasıl değerleneceği önemli gazete yazısı olurdu. Geçen sürede elde ettiğimiz zenginlik bizlere bunları unutturdu.
 
Tüketimimizin derecesini ihtiyaçlarımızla değil parasal imkanlarımızla belirliyoruz. Daha üst bir tüketim seviyesini erdemlilik olarak kabul ediyoruz. Daha az tüketme eğilimlerini ise dudak bükerek karşılıyor, ayıplıyoruz. Bu yönde girişimde bulunanlar aktivist olarak değer görmek yerine absürd olarak kabul ediliyorlar. Üstelik nereye kadar böyle devam edebileceğimizi düşünmeden yapıyoruz bunları. Teknoloji bizlere daha az araçla daha çok iş yapma imkanını sağladığında daha az eşya ile hayatımıza devam ediyor olmamız gerekirken, ucuzlayan üretim imkanları ile fiyatı düşen eşyalarla hayatımızı doldurmaya devam ediyoruz. 
 
Fakat bu böyle devam etmeyecek. Bilmekte fayda var. Bir kaç yıl sonra bu gün sıradan gördüğümüz bir çok şey, lüks olacak veya ulaşması imkansız hale gelecek. Bir kaçyıl sonra, bu gün ihmal ettiğimiz tasarrufu zorunlu olarak yapmaya başlayacağız. Yamalı elbise giymek tekrar normalleşecek. Uzmanlar bazen yayınladıkları raporlarda hangi üretim kaynağının kaç yıl daha yetebileceğine dair bilgiler veriyorlar.
 
Bu böyle mi devam etmeli. Bence yolun sonuna gelmeden bir şeylerin farkına varmakta fayda var. Bilmeliyiz ki en zengimiz dünya kaynaklarına en çok zarar verenimiz. Bu şekilde olmak zorunda değil. Dünyayı ve kaynaklarımızı yok etmek zorunda değiliz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1190
Kayıt tarihi
: 23.12.13
 
 

Merhaba. Sayfama hoş geldiniz. Bu alanda; yaşam, dünya ve ülkemize ilişkin deneme yazılarımı, öyk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster