Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ağustos '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
885
 

Nereye Sayın Baykal nereye? …

Nereye Sayın Baykal nereye? …
 

NEREYE SN. BAYKAL NEREYE ???


“Kürt açılımı” tartışmaları sürecinde SHP'de 1989 yılında Deniz Baykal başkanlığında Fuat Atalay, Hikmet Çetin, Cumhur Keskin ve Eşref Erdem tarafından hazırlanan “SHP'nin Doğu ve Güneydoğu Sorunlarına Bakış ve Çözüm Önerileri” raporu ile CHP'nin 1999 ve 2001 yıllarında yayımladığı “Doğu ve Güneydoğu” ile “Demokratikleşme, İnsan Hakları” raporları da yeniden gündeme geldi. SHP'nin raporunun ardından DGM soruşturma başlatmıştı.

Bu raporun bazı bölümlerini bilgi güncellemesi açısından aşağıda bu sayfanın okurlarına sunuyorum.

***

“Cumhuriyeti kuranlar laikliği ve etnik çoğulculuğu temel ilke olarak benimsemişlerdir. Türkiye Cumhuriyeti bir din, mezhep, ırk ve kafatası cumhuriyeti değildir. Türkiye, etnik köken açısından çoğulcu bir yapıya sahiptir. Dolayısıyla cumhuriyetimizin temel özelliği, onun bir siyasal bilinç cumhuriyeti olmasındadır. Cumhuriyet, Kurtuluş Savaşı sürecinde bu anlayışla Anadolu'da yaşayan ve değişik etnik kökenden gelen herkesin ortak katkısı ve eşit ağırlığı ile kurulmuştur. Bu zengin mozaiğin unsurlarından birini ya da birkaçını yok sayan anlayış ve politikalar gerçeklere uymaz ve kabul edilemez.

***

DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU SORUNU DA, KÜRT SORUNU DA TÜRKİYE'NİN DEMOKRATİKLEŞME VE DEMOKRATİK HAKLAR SORUNU İLE İÇ İÇEDİR. NİTEKİM SORUNLARIN YOĞUNLAŞARAK ARTTIĞI DÖNEM, DEMOKRASİNİN ASKIYA ALINDIĞI DÖNEMDİR.

***

Terörle mücadele elbette yapılacaktır. Ancak terör örgütünün silahlı mücadelesi ileri sürülerek halka yapılan baskı haklı gösterilemez. Bu, silahlı terör örgütlerinin tuzağına düşmektir.

***

DEMOKRATİKLEŞME DÜZENLEMESİ İÇERİSİNDE ANAYASADAN BAŞLAYARAK BÜTÜN İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER DEMOKRATİK HUKUK İLKELERİNE UYGUN HALE GETİRİLECEKTİR. BÖLGE VALİLİĞİ UYGULAMASINA SON VERİLECEKTİR. KÖY KORUCULUĞU UYGULAMASINA SON VERİLECEKTİR.

***

Kürt kimliğini kabul ederek kendine “Kürt kökenliyim” diyen yurttaşlara bu kişiliklerine hayatın her alanında istedikleri gibi ve özgürce belirleme hakkına sahip olmaları olanağı sağlanacaktır.

***

BU ÇERÇEVEDE ANADİL YASAĞI İLE İLGİLİ HER TÜRLÜ YASAL DÜZENLEME YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILACAK, YURTTAŞLARIN ANADİLLERİNDE SERBESTÇE KONUŞABİLMELERİ, YAZABİLMELERİ, ÖĞRETEBİLMELERİ, BU DİLLERDE DEĞİŞİK KÜLTÜR ETKİNLİĞİNDE BULUNMALARI GÜVENCE ALTINA ALINACAKTIR. ANADİL YASAĞININ KALKMASI İLE ANADİLLERİN YURTTAŞLARIN YAŞAMINDA ÖZGÜRCE KULLANILMASI VE BU DİLLERDE YAYIN YAPILMASI OLANAĞI SAĞLANMIŞ OLACAKTIR.

***

Hiç kuşku yok ki Türkçe Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi dili olacak ve eğitim dili olarak kullanılacaktır. Ayrıca Türkçenin tüm yurttaşlara öğretilmesi için gerekli önlemler alınacak ve uygulanacaktır.

***

TOPLUMDAKİ DEĞİŞİK KÜLTÜR VE DİLLERİN TOPLUMA, TARİHE VE KÜLTÜRLERE SAYGI ANLAYIŞI İÇERİSİNDE AKADEMİK BİR ÇALIŞMA OLARAK ARAŞTIRILMASI DEVLET ELİYLE DÜZENLENECEK, BU AMAÇLA ARAŞTIRMA BİRİMLERİ, ENSTİTÜLER KURULACAKTIR.

***

Temel anlayış olarak yurttaşların suçsuzluğu esas alınacak, yurttaşların her türlü temel hak ve özgürlüklerine sonuna kadar saygı gösterilecektir. Zora dayalı istihbarat elemanı görevlendirmelerine son verilecektir. “ ( 1 )

***

"SUNUŞ :

Türkiye'nin demokratikleşme sürecinin başarıya ulaşabilmesi için tabu sayılan konuların bir bir ele alınıp açıklığa kavuşturulması gerekir.

Arkadaşlarımızın ortaklaşa emeğinin ürünü olan bu çalışmada, Türkiye'nin demokratik bir toplumsal yapıya kavuşabilmesi için çözmesi şart olan Kürt sorununa, ilk defa iktidara aday kitlesel bir partinin uygulama programında yazılı bir belge ile yer veriliyor.

RESMİ POLİTİKALARIN YOK SAYDIĞI BU KONU ÖNYARGISIZ BİR ANLAYIŞLA, KORKUSUZCA TARTIŞILMADIĞI SÜRECE TOPLUMSAL BARIŞI SAĞLAYACAK SİYASİ PROGRAMLARIN ORTAYA ÇIKARILMASI OLANAKLI DEĞİLDİR.

Türkiye, insanların dil, etnik köken, gelenek, kültür farklılaşmasını toplumun bütünlüğü içinde ortaya koymaktan korkmamalıdır.

Devletin bu farklılaşmaları yasaklar koyarak engellemesi de özendirmesi de yanlıştır.

Asimilasyona, var olan bir etnik yapıyı inkâra dönük yaklaşımlarla bu sorunun çözülemeyeceği artık anlaşılmalıdır.

Bu çalışmayla Kürt sorunu kapalı kapılar ardında konuşulan ve sözün belirsizliğine dayanan bulanıklığından kurtularak partimiz öncülüğünde gün ışığına çıkmış oluyor.” ( 1 )

***

Sunuş başlıklı bölümün altındaki imza dönemin SHP genel sekreteri Deniz Baykal’ a aittir.

Yani Sunuş yazısı Deniz Baykal’ ın imzasını koyduğu bir yazıdır.

***

Aradan 20 yıl geçmiş. 20 yıl boyunca gerilim, çatışma devam etmiş, kan akmaya devam etmiş, analar ağıt yakmaya, geceleri odalarında beddua etmeye devam etmiş….

***

Deniz Baykal’ın, 24 Ağustos 2009 da yaptığı açıklamadan bazı bölümler aşağıdadır. Bu basın toplantısında yer alan açıklamalar için linki aşağıda veriyorum. Ben sadece bir bölümü üzerinde durmak istiyorum :

*

Sayın Deniz Baykal 20 yıl sonra diyor ki :

“Ortada henüz proje netleşmiş değildir. Herhangi bir uygulama gerçekleşmiş değildir. Ama başlatılan çalışma ve tartışmalar, düşünceler görüşler Türkiye'yi olumsuz etkilemeye başlamıştır.

Sanatçılar bölünmeye başlamıştır. Toplumun sevdiği saydığı sanatçılar bile bölünmektedir. "

*

Sayın Deniz Baykal 20 yıl sonra diyor ki :

“ Bu işte Türkiye'yi ayrıştırma projesidir. Bunu bir demokrasi projesi diye kabul ettirmek mümkün değildir. Etnik kimlikleri eğitimle ayrıştırmayı öngörüyorlar. Elbette herkes anadilini özgürce kullanacaktır ama bu ayrı. ben devlet olarak anadillerden birisini üniversitede bir eğitim konusu olarak öğreteceğim sonra öğrenciler seçmeli ders olarak okulda öğretecekler sonra o anadilde edebiyat öğreteceğiz tarih öğreteceğiz. Bütün bunların amacı gençlerimizi bu toplumun bir parçası olmaktan çıkartmaktır"

*

Sayın Deniz Baykal 20 yıl sonra diyor ki :

"Herkesin kendi anadilini öğrenmesi konuşması geliştirmesi haktır. Ama devletin resmi görevi o anadili öğretmek değildir. Anayasamızda bu çok net ifadelerle yasaklanmıştır.

Anadilde eğitimin kapısı açılacaktır. Ve Mustafa Kemal'in kurduğu Türkilye Cumhuriyeti devleti çok ciddi biçimde dağılmaya gidecektir. Bu süreç buraya doğru gidiyor bilerek ya da bilmeyerek...Devlet başka dilde eğitimin önünü açamaz."

*

Sayın Deniz Baykal 20 yıl sonra diyor ki :

“1989 raporunun hala arkasındayız. Onun içindir ki eğitimin başına milli sıfatı eklenmiştir. Ama biz etnik kimlikleri özendiren eğitim yapılmasını özendirirsek o zaman milliyi kaldırmak gerekir, bu bir aldatmacadır.

Üniter devlet sözü milli kimliğini örtbas etmesi için kullanılamaz. Devlet üniter ama kimlikler parçalanmış. Üniter devlet sözü kamufle için kullanılamaz. "

***

Sayın Deniz Baykal 20 yıl sonra diyor ki :

“ Bu sürecin sonunda çatışma çıkar. Bu sürece göz yumanlar tarihi bir ayıbın içindedirler. Bu tarihi bir sorumluluktur. Bu ayıptan dönülmelidir. Bizi terör bölemez. Bizi bölerse dil böler.Şimdi birileri bunu çok iyi bilerek hareket ediyor. Etnik dilde eğitim yapmak için adımlar atarak aslında Türkiye'yi ayrıştırmaya yöneltmektedirler.

O bölgede özellikle çocukların Türkiye üzerinde kendilerini söz sahibi görmekten hızla uzaklaşmaları. Zaten en önemli sorun bu. O çocukları kurtarmak lazım. türkiye'de söz sahibi olmalarına imkan verecek şekilde Türkçe' yi öğretelim derken o çocukları şimdi başka bir dünyaya yönlendirmenin hazırlıkları yapılıyor. Sözlerim yeterince ağırdır diye düşünüyorum. Kimseyi kırmak istemiyorum.”

*

Sayın Deniz Baykal 20 yıl sonra diyor ki :

“ Hükümet CHP'yi de sürecin içine sokmak istemiştir. Biz CHP olarak ne istediğine karar ver öyle gel konuşalım demişizdir. Biz CHP olarak rotasını bilmediğimiz gemiye, hangi limana demirleneceği belli olmayan gemiye binmeyiz. Gideceğimiz yer belli, anaların gözyaşına gideceğiz sözleri bir saptırmadır.” ( 2 )

***

SON SÖZ :

İki sunum birlikte okununca aradaki fark ve çelişkiler açıkca görülüyor.

Kanımca Sayın Deniz Baykal ve CHP 20 yıl öncesine göre asıl şimdi “ROTASINI BİLMEDİĞİMİZ GEMİ“ durumundadır.

Bu mudur sosyal demokrasi ?

İktidarın hazır rapor sunmaması daha iyi değil mi ?

Sayın Baykal, siz 20 yıl önce sorumlu ve duyarlı bir davranışla hazırlanan ve bu gün bile henüz daha iyisi ifade edilmeyen Parti raporunuzu alarak hükümete “Gelin, bunun üstünde görüşelim!“ çağrısını neden yapmıyorsunuz?

Kendi kendinizle çelişmiyor musunuz Sayın Baykal?

***

Uzun yıllar sahnelenen çok güzel bir tiyatro oyunu geldi aklıma .

AST’ ta sahnelenen “Nereye Payidar Nereye?” oyunu.

BEN DE SORMAK İSTİYORUM:

NEREYE SAYIN BAYKAL NEREYE?

*

( 1 ) SHP'de 1989 yılında Deniz Baykal başkanlığında Fuat Atalay, Hikmet Çetin, Cumhur Keskin ve Eşref Erdem tarafından hazırlanan “SHP'nin Doğu ve Güneydoğu Sorunlarına Bakış ve Çözüm Önerileri” raporu

http://www.ensonhaber.com/politika/223059/iste-deniz-baykalin-kurt- raporu.html

( 2 ) http://www.interaktifhaber.com/news_detail.php?id=28031#Scene_1

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Şimdi CHP'nin raporunda belirttiği ve bakış açısının da özü olan cümleyi alıntılıyorum, bloğunuzun ikinci paragrafından: "Cumhuriyeti kuranlar laikliği ve etnik çoğulculuğu temel ilke olarak benimsemişlerdir. Türkiye Cumhuriyeti bir din, mezhep, ırk ve kafatası cumhuriyeti değildir. Türkiye etnik köken açısından çoğulcu bir yapıya sahiptir. Dolaysıyla cumhuriyetimizin temel özelliği onun bir SİYASAL BİLİNÇ CUMHURİYETİ olmasındadır." Burada belirtilenlerle Deniz Baykalı'ın son günlerdeki söylemi arasında nasıl bir çelişki var? CHP raporunda, köken açısından çoğulculuğa dayandığını açıkça belirtmişken Baykal'ın günümüzde etnik köken nedeni ile ülkenin bölünme durumuna düşebileceği konusunda kaygı duyması çelişki değil ki.

Ezgi Umut 
 14.09.2009 14:01
 

Değerli arkadaşım yazacak çok şey var daha ancak sizden pek de beklemediğim üslüp tarzınız da belki benim de şu an içinde olduğum zamansızlıktan kaynaklandı. Rapor ve söylemleri aktarmak yerine, Baykal'ın çelişki olarak gördüğünüz söylemlerini ı kendi fikirlerinizle açıkça belirtmek daha yararlı ve açık olurdu. CHP'nin raporunu ve ardından da Deniz Baykal'ın söylemlerini ard arda verdikten sonra , yorum olarak da olayları açmanız gerekirken sadece kıyaslamayı kişilere, okurlara bırakıp, yıllardır dökülen kanın tüm faturası Baykal eliyle yazılmışçasına cümleler kurmanız beni yadırgattı. Bu CHP raporu ve Baykal'ın söylemlerini bir tıkla bulabiliriz ama sizin çelişki olarak öne sürdüğünüz doneleri açıkça dile getirmezseniz nasıl göreceğiz. Rapor ve bugünkü söylemde bir fark yok çünkü. Açıkçası CHP'nin bu derece önemli bir raporunu, Baykal'ı suçlama malzemesi işlevini yüklemiş olmanız dikkatle okuyan ve konuya hakim kişiler de sanırım üzmüştür. sağlıcakla kalın.

Ezgi Umut 
 14.09.2009 8:21
 

Öte yandan açılımdan bahseden hükümet mecliste bulunan bazı DTP milletvekillerinin yargılanmasına mahkemelere çağrılmasına ses çıkarmamaktadır ki bu da "gerçek demokrasi" özleyen insanlar için son derece umut kırıcı bir durumdur. DEniz feneri eV davasının Türkiye'deki uzantıları için özerk bir kurumun genel müdürünü, kurum özerk olduğu için mahkemeye çıkarılmayan bir ülkede, halkın iradesi demekten haz alan bir hükümet, tam da halkın iradesiyle meclise girmiş bir kısım millet vekilleri dir, ki bu kişiler DTP'nin vekilleri mahkemeye çıkmalarında bir beis görmüyorsa; o zaman bizler demokrasi özlemlerimizi daha çook çekeceğiz gibi görünmüyor mu size de?

Ezgi Umut 
 14.09.2009 7:36
 

Ayrıca, CHP hiç bir şey yapmıyor imajına yaratılmasına, yanlış söylemlerle yardımcı olmak, hiç etik gelmiyor. CHP pek çok AKP kendi salt çoğunluğu ile hiç sağa sola aldırmadan ve fikir alma ihtiyacı duymadan yasaları çıkarmakta CHP ye de o yasaların iptal davalarını açmak düşmektedir. Şimdi başbakanın iki partiye görüşme teklifi de bir zaman kazanma ve süreci uzatma olarak değerlendiriyorum. Öylesi bir dünyada yaşıyoruz ki, açılım olayını solda sıfır bırakacak ani gündemler gökten düşebilir yağmur felaketinde olduğu gibi. O nedenle bu bir zaman kazanma sürecini çağrıştırıyor diyorum. Hükümetin "açılım" deyip çekilerek beklerken ya da gizli görüşmelerle konuya çözüm arayışlarını sürdürür görünken, bu ülkede yaşayan insanlar yani toplum içinde tansiyonu tırmandırdığını pek fark edememesi çok üzücü. Öte yandan açılımdan bahseden hükümet mecliste bulunan bazı DTP milletvekillerinin yargılanmasına mahkemelere çağrılmasına ses çıkarmamaktadır ki bu da "gerçek demokrasi" özleyen insan

Ezgi Umut 
 14.09.2009 7:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 61
Toplam yorum
: 397
Toplam mesaj
: 55
Ort. okunma sayısı
: 3331
Kayıt tarihi
: 25.12.08
 
 

İnşaat mühendisiyim. İTÜ mezunuyum.   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster