Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ocak '19

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
45
 

Neriman Uğur

Hayatta bir şey elde etmek istiyorsan, istediğin konuda kendini yetiştirmen ve adım adım ilerlemen gerekir. Tabi önce bu mesleği sevmen ve azimle durmadan çalışman gerekir. Burada yazdığım kadar kolay olmadığı kesin… Ama sonuç net, istediğin yeteneklere ve başarıya sahip olursun.

Bu yazımda eğitim hayatından başlayarak her anını tiyatro ve sinemaya zaman ayırmış, gönül vermiş değerli bir sanatçıya ayırdım.

Neriman Uğur birçok dizi film, film ve tiyatro da hayranlıkla seyrettiğim hep tanışmak istediğim bir oyuncu. Bir tiyatro oyununa başlayacağını söylemişti tam röportaj yapacaktık, TV'de ‘Siyah İnci’ adlı diziye başladı. Tabi böyle güzel bir proje çok zaman alıyordu, röportaj için ısrar etmedim. Sonunda aralık ayında buluştuk. Gerçekten sade güzel kültürlü ve zeki bir kişiliğe sahip bir sanatçı… Böyle değerli bir sanatçı ile tanışmaktan gurur duydum.

 

M. Haluk Yalçınkaya: Oyunculuk sizce ne ifade ediyor, neden oyuncu oldunuz?

Neriman Uğur: Çocukluğumda büyüyünce ne olmak istiyorsun dediklerinde, “Hostes olmak istiyorum” derdim. Çünkü gezme görme tutkum çok üstteydi. Ama sonra unuttum gitti. Çevremde doktor, mühendis, diş hekimi gibi en çok istenilen meslekler ise benim hiç ilgimi çekmiyordu. Hayallerimde sahnede olmak, insanlara bir şeyler anlatmak, roller yapmak yani oyuncu olmak vardı hep… Güzel Sanatlar Fakültesi’nin oyunculuk bölümü sınavlarına girdim ve kazandım.

Gerçekte akademik anlamda Oyunculuk eğitimi kişiye sanatçı olmanın yoluna açarken bir yandan da kendini tanımasına ve geliştirmesine de olanak sağlıyor. Üstelik bitmeyen bir eğitim, yaşam boyunca devam ediyor. Günlerce devam eden dramaturji çalışmaları ile hazırlandığınız, sahnede canlandırdığınız karakterin yaşam içindeki inişli çıkışlı serüvenini seyirci şile paylaşıyor, sizi izleyenleri düşündürüp dönüştürürken siz de bu değişimden kendinize düşen payı alıyorsunuz. Üstelik ödülünüz de hemen karşınızda, alkışlar… Şimdi size soruyorum, kim oyuncu olmak istemez.

 

M. Haluk Yalçınkaya: Sizce herkes oyuncu olabilir mi?

Neriman Uğur: Oyunculuğun tanımını yaparak bu soruya yanıt vermeye çalışalım. Oyuncu derken tiyatro, sinema veya televizyondaki oyunculukları ayırmıyorum. Elbette bunlar arasında teknik açıdan birçok fark vardır. Bunlara girmeden oyuncu, yaşamı seyirciye yansıtan sanatın yani tiyatronun önemli bir parçasıdır. Bu ise insanın pedagojiden, antropolojiye, psikolojiden sanat tarihine, pandomimden, insan anatomisine kadar birçok alandan haberdar olmasını gerektirir. Diğer yandan hepimizin yaşamda birer oyuncu olduğumuz söylenebilir. Ancak burada sözünü ettiğim derinlikli, uzun soluklu, neredeyse insanın genlerine kadar işleyen ,onu kısa bir zaman diliminde sarsan ,dönüştüren bir eylemden söz ediyorum. Bu anlamda oyunculuk sanatın ta kendisidir. İddiası bu olan herkes elbette oyuncu olabilir.

 

M. Haluk Yalçınkaya: Sinema ve televizyon sektöründe güzel ya da yakışıklı olmak yeterli mi, nasıl değerlendiriyorsunuz?

Neriman Uğur: Yetenek ve eğitim olmadan bu özelliklerin bir anlamı yok diye düşünüyorum. Çevremde oyuncu olmak isteyen birçok genç insanın bu isteklerinin altında; tiyatroya, sanata, insana, toplumu değiştirmeye duydukları tutku değil, meşhur olmak, tanınır olmak, zengin olmak var. Ayrıca toplumlar sadece güzel ve yakışıklı insanlardan oluşmuyor. Günümüzde hayranlıkla izlediğimiz birçok iyi oyuncunun güzel ve yakışıklı olması yanında birçoğunun da bu tanıma uymadığını görürüz.

 

M. Haluk Yalçınkaya: Tiyatro sahnesindeki ilk deneyimlerinizden söz eder misiniz?

Neriman Uğur: Bursa Devlet Tiyatrosu’nda görev aldığım ilk oyun, A. Çehov’un ‘Ayı’ isimli oyunuydu. Öyle heyecanlıydım ki provalarda sahnede sürekli hareket halindeydim ve bir şeyler yapmak istiyordum. Yönetmenimiz Macit Flordun ise beni bir sandalyeye oturttu ve hiç hareket etmeden repliklerimi söylememi istiyordu. “Neden oturup duruyorum, mutlu değilim böyle” diye itiraz etmiştim. ‘Bana ısrarla oturacaksın’ dedi. Ben de oturdum. Oyun seyirciyle buluştuğunda en büyük tepkiyi sandalyede oturduğum sahne aldı. Yönetmenimizin yorumu çok doğruydu. O zaman anladım ki, bilgi birikimi ve deneyim her sahada olduğu gibi oyunculukta da çok önemli.

 

M. Haluk Yalçınkaya:  Sahne serüveninizden söz eder misiniz?

Neriman Uğur: Çok iyi oyuncu ve yönetmenlerle çalıştım. Tiyatro aşkını, disiplinini, sahnede durmayı, paylaşmayı onlarla çalışırken öğrendim. Tiyatro sahne önünde olduğu kadar belki de daha fazlasıyla sahne arkasındaki ekiple kotarılır. Tiyatro; terzisi, perukacısı, aksesuarcısı, sahne amiri ve teknik destek sağlayan birçok profesyonel kişi ile yönetmen ve oyuncuların, müthiş bir disiplin, saygı ve sevgi içinde çalışarak bir illüzyon gerçekleştirmesidir. Sadece bir kaç saat devam edip bitecek, ağlatıp güldürecek, yaşamımızı değiştirecek bir illüzyon… Yıllar içinde bu yaratıcı süreçlerde hep keyifle, heyecanla yer aldım. Brecht’ten Arthur Miller’e, Müsahipzade Celal’den Turgut Özakman’a kadar birçok yabancı ve yerli yazarın oyunlarında oynadım. Sahneye ilk çıktığım günlerden bugüne giderek deneyim kazandım, tiyatro bilgim, görgüm arttı, birçok karakter canlandırırken bir o kadar kendimi tanıdım ve değiştim. Ancak yıllar içinde her akşam sahneye çıkarkenki yürek çırpıntılarım hiç değişmedi.

 

M. Haluk Yalçınkaya: Bunca oyun içinde iyi kötü anılarınız da olmuştur, onlardan söz eder misiniz?

Neriman Uğur: Orkestra isimli oyununda Fania Fenelon karakterini oynarken, hızlı bir sahne değişimi vardı. Sahneden çıkıp kimonoyu giyip, peruk takıp, yüzüme pudra ve dudağıma ruj sürüp iki dakikada sahneye bir şarkı söyleyerek dönmem gerekiyordu. Sahne arkasına geçtiğimde terzi tuvalete gitmek zorunda kalkmış, mecburen kendi başıma giyindim, makyajımı yaptım ve peruğu aceleyle takarak kendimi sahneye attım. Bir yandan da şarkımı söylüyordum Arkadaşlarımın yüzünde şaşkınlığı gördüm. Rolüme devam ederken bir yan dan da ne olup bittiğini anlamaya çalışıyordum. Peruğumun ters takılmış olduğunu fark ettim ve arkadaşlarımın yardımıyla peruğu düzelttim. Saniyelerle sınırlı o anlarda yaşadığım karmaşık duyguları hiç unutamam.

 

M. Haluk Yalçınkaya: Bir çok dizide sinema filminde ve tiyatro oyununda rol aldınız. Oyunculuk açısından farklar nelerdir ?

Neriman Uğur: Kamera önünde bir sahne çekilirken yönetmen yakındı, uzaktı, geneldi, ışıktı derken siz aklınızdan ezberinizi geçiyor bir yandan da sahnenize konsantre olmaya çalışıyorsunuz. Duyguya giriyorsunuz tam o anda örneğin uçak geçiyor ve sahne tekrar edilmek zorunda kalıyor. Bu ve benzeri durumlar nedeniyle bir sahne defalarca çekiliyor. Siz de defalarca duygu, tavır içine girip çıkıyorsunuz. Kimi zaman yönetmen “Hadi ağlayın ışık hazır” diyebiliyor. Teknik olarak hazır ve hızlı olmanız gerekiyor. Bu kamera önünün zorlukları... Tiyatroda ise bildiğiniz gibi hikaye baştan sona kesintisiz akıyor. Durdurup tekrar etme şansınız yok, tıpkı yaşamdaki gibi. Bir fark da işin sonunda… Kamera önündeki iş bitiminde sıklıkla “geçmiş olsun arkadaşlar” denilirken, tiyatroda ise müthiş bir karşılık geliyor. Alkışlar, alkışlar.

M. Haluk Yalçınkaya:  Severek oynadığınız roller nelerdir?

Neriman Uğur: Müzikalleri seviyorum, çünkü şarklı söylemeyi seviyorum. Beni zorlayan rolleri seviyorum.

Televizyonda böyle bir rol henüz yakalayamadım. Ancak tiyatroda heyecan verici rolleri çok oynadım. Orkestra (Fania fenelon), Cadı Kazanı (Elizabeth), Zilli Zarife (Zarife), Kadıncıklar(Neriman ) Kadın Oyunları (Medea) bunlardan bazıları.

 

M.Haluk Yalçınkaya: Profesyonel zaman dışında neler yaparsınız?

Neriman Uğur: Çalışmayı seviyorum. Çok güzel, lezzetli yemek yaparım. Akdeniz mutfağına bayılırım. En azından eşim ve arkadaşlarım öyle diyor. Arkadaşlarımla kahve içip oradan buradan konuşmayı severim. Dünya radyolarını, dünya müziğini daha çok da Latin müziklerini dinlerim. Bolca oyun okurum. İyi bir sinema izleyicisiyimdir. Oyunları kaçırmamaya çalışırım.

 

M. Haluk Yalçınkaya: Son olarak söylemek istediğiniz son sözünüz var mı?

Neriman Uğur: Sanat, özelde tiyatro, su, hava, ekmek kadar insanın olmazsa olmazlarındandır. Ülkemiz insanlarının bu temel gereksimden mahrum kalmamasını dilerim.

 

Bazı insanlarla konuşurken satır aralarından bilgiler alırsınız, Neriman Uğur'da böyle sanatçılardan biri güzel bir söyleşi oldu.

2019 yılının ilk röportajı oldu. Bana vakit ayırdığı için Neriman Uğur'a teşekkür ederim. Yeni projelerini çalışmalarını merakla bekliyor ve takip ediyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 63
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 13715
Kayıt tarihi
: 09.05.15
 
 

Bursa karagöz sinema atölyesinde "iki yıl sinema,  iki yıl senaryo yazarlığı, bir yıl oyunculuk" ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster