Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Nisan '20

 
Kategori
TV Programları
Okunma Sayısı
154
 

Netflix'in Bilinç Parkı: Freud

 

Kâşif ve devrimci mi?

Aykırı biriyim.

O zaman burası sizin eviniz.

Ben sadece bir Yahudi’yim ve cemiyetimde uyumsuz görülüyorum; bir şarlatan olarak.

O zaman cemiyetiniz kendini size uydurmalı.

Benim de planım bu. Hedefim bu.

 

   Şarlatanlık mıydı yaptığı yoksa kendini kanıtlama çabası mı? İsmi ne olarak adlandırılırsa adlandırılsın kendine ve bilimine karşı olan insanlardan güç alıyordu. Çözülmesi gereken çok şey vardı. Hayatın gerçeklerine mi odaklanması gerekiyordu yoksa hayallerinden oluşturduğu tutkularına mı? Her ne kadar derinlere inmek istese de gerçekler peşini bırakmıyordu. Dünya onun için gerçekten oynaması gereken bir oyundu. Bu oyunun kurallarını kendi koymak istemesine rağmen, yazarı buna izin vermiyordu. Belki de eline geçen fırsatları değerlendirmesi gerekiyordu. Sadece parçaları toplayıp, birleştirip bir ürün ortaya çıkarmak…

   Önemli olan onun mu insanları tanıması yoksa insanların mı onu tanıması? Hayal gücü insana ne katabilir ki? İşte bu soruların cevabı Avusturya-Almanya ortak yapımı olan Netflix’in yeni dizisi Freud da beklenenin çok dışında ama heyecanını kaybetmeden veriliyor. Biyografik olması beklenirken  Stefan Brunner, Benjamin Hessler ve Marvin Kren’inkaleminden tamamen olmasa da kurgusal ve etkileyici bir hikâye çıkıyor. İlk sezon 8 bölümden oluşuyor. Dizi olayların özüne hemen inmiyor, tüm gerçekler nedenleri ile birlikte zamanla açığa çıkıyor. İnsan hayatı için neyin daha önemli olduğu ya da hangi noktada yaşamın çekilmez derecede zor olacağı karakterlerin hayat hikâyeleriyle özdeşleştiriliyor.

   Sigmund Freud, gördüğü rüyaların kaydını tutan Yahudi bir doktordur. Histeri ve ruhsal hastalıklar ilgi alanına girmektedir. Bu alanlarda çok az doktor olması ve ilgilenilmeyen alanlar olmaları, Freud’un daha başarılı olabileceği izlenimine kapılmasına sebep olmuştur. Çünkü hastanelerde, Yahudi bilim adamlarına sınırlı bir kontenjan tanınmaktadır. Başarılı olamasa bile fark edilebileceğine inanmaktaydı. Geleneksel tedavi yollarını reddetmesi onu aykırı biri olarak göstermişti. Soğuk suya sokulan hastaları, bağlanan ya da zincir takılan hastaları görmek ona yeni tedavi yolları arama ya da keşfetme isteği, arzusu sunuyordu. Fiziksel bir sorun olduğu düşünülmeden, hipnoz (bilinçaltı) kullanmanın faydalı ve ilerlenebilecek tedavi yollarından biri olmasını savunmasına rağmen tüm bunların kabul edilmesi hiç de kolay olmayacaktı. Zamanla insanlara bağlı olmak ve sürekli kendini kanıtlamaya çalışmak dayanılmaz hale gelecek ve bağımsız çalışma kararı alacaktı. Peki, hastalarını konuşturarak tedavi etmek işe yarayacak mıydı?  Baskı altında tutulan suçluluk duygusu geride bırakılabilir miydi ya da travmaları iyileştirebilecek miydi? Fikirlerini her ne kadar analizlerinden yola çıkarak kanıtlamak istese de, kendi gerçekleri kimseyi memnun etmeyecekti. Ona ve fikirlerine karşı çıkanlar, onun sunduklarını dinlemek ve anlamak yerine sadece karşı çıkacaktı. Sadece, bir grup Yahudi onu desteklemiş ve bilimini önemsemişti. En büyük korkularından biri de Yahudi olmasının kendinden ziyade savunduklarının önüne çıkmasıydı ki çıkıyordu da. 

   Freud, kendi düşünceleri dışındaki herhangi bir düşünceyi kesinlikle reddetmiş, kendi düşüncelerini sonuna kadar savunmuştur. Hayatın gerçekleri ise ona farklı kapıların da olduğunu göstermiştir. Zamanla tatminsizliği, doyumsuzluğu ve farklı oluşu fikirlerinin tüm dünyada yankılanmasını sağlamıştır.

   Dizide, bir medyum ve dedektifle katillerin yakalanması için çaba sarf ederken aynı zamanda da kendini geliştirmek ve savunduklarını ispatlamak için çalışmaktadır. Dizi 23 Mart 2020 tarihinde yayına girmiştir. Her bölüme bir isim verilmiştir ve olaylar isimlerle bağlantılı ve kanıtlayıcıdır (histeritotem ve taburegresyonkatarsis gibi kavramlar). Freud’un hayat hikâyesini bilenler için tam anlamıyla sürpriz niteliğinde. O kadar bağımsız ve kendine güvenen bir karakter çıkıyor ki karşımıza, diğer karakterlerle uyumuna odaklanmaktan ziyade, onları kendine bir mıknatıs gibi çekişini izliyor seyirci. Çözümlere ulaştıkça, sıradaki hikâye merak ediliyor ve insanların zayıf yönleri gözler önüne seriliyor.

   Güçlü olanlar hayatta kalmayı başarıyor, psikolojik olarak güçlü olanlar ise hayatlarına devam ediyor. Tüm bunlar bilinçaltında yer edinse de onları açığa çıkaracak gücü kendinde bulan Freud, onlara yardım edecek ve bilimine devam edecektir. 

Bilinçaltının gücü…

En derinlerimizde gerçekten istediğimiz şey bize gelecektir.

Öyle ya da böyle…

Ya da tam tersi…

İnsanın dönüştüğü şeyin, aslında en derindeki arzusu olduğunu söyleyebiliriz.

  

 

 

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 47
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 218
Kayıt tarihi
: 18.07.15
 
 

1992 yılı İstanbul doğumlu. İlkokulu İstanbul'da okudu, ortaokulu ve liseyi Edirne'de bitirdi. Kara..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster