Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Şubat '15

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
191
 

Newlaspi Hastalığı / Kadın - erkek psikolojisi

Newlaspi Hastalığı / Kadın - erkek psikolojisi
 

KADIN ERKEK PSİKOLOSJİSİ-Hikmetullah Yetkin


‘Bugün -seni seviyorum diyen, yarın başkasına -seni seviyorum der.’

Şuan yolunda giden güzel ilişkiniz olabilir. Ya da ilişkiniz olmayabilir. Lakin; bu demek değildir sürekli güzel olacak. Bu konuları bildiğinizi ve hiç gerek olmadığını söyleyebilirsiniz. Lakin anlamadığınız konulara değineceğim.

Uzun çalışmalar ve uzun araştırmalar sonucunda kadın erkek ilişkilerinde geçimsizlik ve boşanmalar meydana gelmektedir. Tabi bu nedenler, geçmişe olan özlemlerle başlar. Yani; eski eşi ya da sevgilisinden ayrılmış ama halen düşüncelerinde izler taşıyan bir ilişkide boşanma ve ayrılma doğal görülmektedir. Bunun yanı sıra flört dedikleri (yani kısa tanıma) ilişkilerinde bizim tabirimizle cik aylarında ayrılık pek olmasa da bilinçaltına yerleşen güzel anılar olmaktadır. Bu sebeple, ileriki hayatlarda istedikleri şartları bulamayınca ya da istedikleri şahsı bulmadıklarında; bunalma, stres, kavga ve ayrılık gibi nedenler oluşmaktadır. Bunun tam tersi de olabilmektedir. Tabi %99’u saydıklarım nedenlerden dolayı ayrılırlar ya da boşanırlar.  Bunlarla sınırlı kalmadan maddi imkânlar, yaşam şartları, sevgi eksikliği, aldatma ya da aldatılma, çocuk problemi, yaş problemi, nesnelerde takıntı gibi bir sürü nedenlerle boşananlar olmaktadır. Yukarıda anlattığım konuları hemen hemen hepiniz bilmektesiniz. Lakin; aşağıda anlatacağım ayrı konu bu yukarıda anlattıklarımın minnetsizliği, ukalalığı ve sevgi dedikleri ama sevgiden uzak bir kavram olan gerçek yaşantımıza değineceğim.

İlk önce aşk, sevgi denildiğinde; göze basit gelen ama derinliklerine indikçe muazzam gerçekleri görmemize sebep olan iki kelime karşımıza çıkar.

Bana göre aşk: Bedendir. Size göre ise; farklı bir durum. Bana göre sevgi: Ruhun bedene enjekte ettiği elektrik sistemidir. Fiziğinizdeki uyarıcılarından biri çalışmadığında sevgi ortadan kalkar. Nasılsa yön pusulamızın beynimizin alt bölümdeki çekirdek kabuğu kadar olan o minnacık ana bellekte fiziği yönetmesi ve o fiziğin çekirdek kabuğuna mahkûm kalması gibi… Size göre de: farklı bir durum olmaktadır.

Günlük hayatımızda hoşlantı bir nevi elektrik alıyorum demekmiş. (Karşınıza bir trafo çıkar o zaman görürsünüz elektriği… Demeden geçemeyeceğim.) Ama bunu suiistimal ettiğimizin farkında değiliz. Her gelene hoşlanıyorum söylersek, beynimizde oluşan bellek kartı çöker ve hayatımız karma karışık bir hal alır. Bu sebepten dolayı, kısa bellek uzun belleğe bazı simaları kaydeder. Bu da bizim gelecekte unutkanlığımıza sebep olacaktır.  Hayat akışımız yavaşlandırıp, fiziki yapımızı daha olgun gösterecektir. Aşkı ve sevgiyi yaşayanlar az çok anladığını düşünüyorum. Yaşamayan varsa da yaşamalarını tekli seçim olarak seçmelerini tavsiye ediyorum.

“Hayatımızın kuruluşundan bu yana bize dersler veren yaşamımız, az da olsa bizlere tecrübe ve bilgi katmıştır. Bu derslerin ana temasına geçmeden önce ‘varlığımızı üstünlük olarak görürsek, yokluğumuzu hiç olarak görürler.’ sözümle hayatımızda yaşadığımız ve yaşayacaklarımızın ölçümlerini gerçeklerini anlatayım:

‘Bizler bir çekirdek kabuğuyuz. İçimizde ki besin ne kadar iyi olursa bizim değerimizde o kadar yüksek olur.’

Güzel ve yolunda giden bir ilişkinizin olduğunu düşünün! Birbirinize çiçekler, papatyalar, mektuplar kısacası; güzel jestler yapıyorsunuz.  Cicim ayları dediğim. Lakin size göre flört dönemi (yani tanıma aşaması) denildiği aydasınız. Aylardan kasım ya da herhangi bir tanışma ayı… Siz mesaj atmadan duramıyorsunuz. O da size karşılık veriyor.

Siz ona;

– Seni seviyorum. Demeden önce; tatlı cümleler, tatlı kelimeler, tatlı güzellikler vaat ediyorsunuz veya söylüyorsunuz.  Doğum günleri, yılbaşları, sevililer günü, anneler ve babalar günü falan da filan günleri düzenliyorsunuz. Tam bir yılınız doluyor. Bekli de daha az ya da azın bir santim çoğu… İşte o zaman, gerçek kişiliğiniz ortaya çıkmaya başlıyor... Bir az sinirli, bir az maço ya da izin almalarda bıkmama, bir yerlere giderken sıkılma, arkadaş ortamlarından uzaklaşma, giyim kuşam ve en önemlisi(Birazdan bu konu) kaçmaya başlıyorsunuz. Bahaneler bulma yoluna ve sürekli yalanları dizelerde seçmeniz devreye giriyor... Bunun aksini düşünürsek; maddi imkânsızlık, geçmişe duyulan özlem ve ilişkisi yolunda gitmediğini fark etmesi…

Bunları iyice beyninizde canlandırın. Daha sonra… Yaşadığınız en ağır tartışmayı düşünün! Aldatma, giyim, arkadaşlarla dolaşma, kıskançlık, soğukluk, mesaj ve sanal ortamın düşüklüğü, öz çekimlerin yokluğu, beden ilişkilerinde soğuma, sevgi ve güvensizlik ve birçok nedeni düşündünüz.

Kavga ettiniz.

Bilirli nedenlerden dolayı ayrıldınız.

Bir hafta olmadan sanal ortamda birbirinizi panelde sildiniz. Tabi arkadaşlarınızda silmeye başladı.  İkinci hafta telefon rehberinde silmeye başladınız. Üçüncü hafta, sen arkadaşlarına onun hakkında kötü durumları anlattın ya da ayrılma nedenini anlattın. O da kendi arkadaşlarına sizin yaptığınızın iki katını ya da iki katından azını anlattı. Senin arkadaşın onu herhangi bir yerde gördüğünde sana kötü durumları enjekte etmeye başladı. Onun arkadaşı da… Ona kötü ya da iyi durumları anlattı. Öyle böyle iki ayı devirdiniz.

Sonra… O başkasıyla, sen başkasıyla çıkmaya başladın. Yine tekrar kaseti başa sardınız. Ta ki o düştüğünüz duruma tekrar düşene kadar devam ettiniz. Belki de evlendiniz.  

Sizler başkalarıyla evlendiğinizde aklınız sürekli o yaşadığınız geçmişte olmayacak mı? Olacak.

 

Her ne kadarda, 

“Ben geçmişimde yaşadığım kişiden nefret ediyorum. Ya da çok iyi biriydi ama kaybettim.” söylerseniz de iş işten geçmiş olacaktır. Bu nasıl sonuçlanacaktır?

 

Yeni eşinize olan ilginiz ve alakanız düşecek, kendinizi sürekli paralayacaksınız, yaptığınız hataları ders değil de anı olarak hatırlayacaksınız. Bu durumun, tam terside olabilir. Mutlu bir yuva ve şanslı bir eş olabilir.  

Şayet: İstediğiniz doğrultuda gidilmeyen bir ilişkide, istediğiniz sonuçları alamazsınız. Hayaller bazen, hayallerle kalabilirde. İşte; ne sen kabuk bağlarsın. Nede senin için kabuk bağlayan olur.

                           

Bunu da unutmayın asla ve asla! İlk değer ikinci değer verenin yerine geçmez. 

 

YAZAR ŞAİR YAYIMCI: HİKMETULLAH YETKİN KONFERANSLAR: 0544 409 03 28

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 114
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 785
Kayıt tarihi
: 15.10.12
 
 

1988 yılında Türkiye'de doğdu. Lisans eğitimini Türkiye'de tamamladı. Eğitim hakkında belirli pro..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster