Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mart '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
372
 

Neyi tartışmalıyız

Seçim ortamında söylemlerin farklılaşması, doğal karşılanabilir. Ülkeyi yöneten ve yönetime talip olan parti yöneticileri, sözcükleri seçerek ve düşünerek konuşmaları çok önemlidir. Bazı benzetmeler, siyasetin içeriğinde olması gereken hususlar olarak değerlendirilebilinir. Bu tür söylemler tartışılmaz bile. Kültür yapımızda farklılaşmaları simgeleyen sözcüklerin söylemlerin de çok düşünülmesi gerekliliği üzerinde durulmalıdır.

Bu söylemler, 22 Temmuz 2007 seçimlerinde de söylendi. Bu seçimlerde ise sık sık kullanılmaya başlanıldı. Sonucu, kültürel yapı ve demokrasi açısından nerelere doğru gittiğini iyi değerlendirilmesi gerekmektedir.

Kimi partilerin doğu ve güney doğuya, kimi partilerin batıya gidemeyeceğini belirterek, rakiplerinden üstün olduğunu vurgulamak anlayışının sonuçlarını düşünmek bile ürkütücü. Bu yaklaşımı sosyolojik açıdan nasıl değerlendirebiliriz? Kültürümüzü oluşturan unsurların, çatışma halinde olduğunu kabul etme anlayışından başka nasıl yorumlanabilir? Batman da, iki partinin mitinglerin de yaşanan olayları görüldükten sonra, bu tür söylemlerin ülke açısından yararlı olmadığı görülmektedir.

Toplumların heterojen yapıları iyi irdelenmelidir. Bu yapı, toplumların gelişmesinde önemli rol oynarlar. Kültür farklılıkları, karşılıklı etki tepki içerisinde yeni sentezlerin ortaya çıkmasına neden olabilirler. Bu gelişmeler, ülkeler için kültürel zenginlik olarak değerlendirilebilinir.

Kültür farklılıkları, o ülken zenginliği olarak gelişmelerini gösterirken, çoğulcu demokrasinin ön gördüğü hukuk kuralları içinde, insanların çağdaşlaşma ve onun yarattığı değerlerden yararlanma ortamına gidişi hızlandırır. Bu gelişmeleri, çağdaş dünya olarak yorumlayabiliriz.

Aydınlanma süreci, bu değerlerin etkinliğini ortadan kaldıran sosyal bir olgudur. Toplumumuz, aydınlanma sürecini gerçekleştiremediğinin sancılarını yaşamaktadır.

Ülke yönetimini elinde bulunduran güçler, işçi sınıfının bilinçlenmesini ve örgütsel güce erişmesini kendi yönetiminin egemenliğini engelleyecek unsur olarak görmeseydi, bugün kimse doğma değerler üzerinden siyaset yapma ortamını bulamayacaktı. Bu değerlerin tartışılmasının, ülke yönetimi açısından önemli bir etkisinin olmadığı görülecekti

Çağdaş dünya değerlerinin bugün geldiği nokta, sermaye sınıfı ile bilinçli işçi sınıfının çağdaş demokrasinin temel iki ayağı olduğu gerçeğidir Yaşanan kriz, insanlığa yeni öğretileri göstermiştir. Kalkınma ve gelişmişliğin temeli, sermaye ve emeğin yarattığı ortak değerlerin sonuçlarına bağlı olduğu anlaşılmıştır. Bu değerlerin ön gördüğü hukuk kuralları da, çağdaş demokrasi olarak kendini göstermektedir.

Sosyologlarımız, bugün toplumsal çatışmaya neden olan değerlerin, çağdaş demokrasi açısından önemli unsur olmadıkları üzerinde durmaları gerekirken, doğma değerlerin yarattığı baskıları ve çatışmaları gündeme taşımaktadırlar. Demografik yapının nitelikleri, çok önemli konularmış gibi tartışılmaktadır

Altmışlı yıllarda bu oranlar çok mu yüksekti? Bu tür siyasi söylemler ortada yoktu. Kültür farklılıklarımız çatışma unsuru olarak görülmüyordu. .Egemen sınıf, işçinin aydınlanmasını kominizim olarak yorumlayıp dinsel öğeleri ortaya çıkarınca, süreç hızlanmaya başlandı. Seçim propagandası sürecinde, namaz kılma sayıları arttı. Siyasi tartışmalarda, din öğesi daha fazla ortaya çıkarılarak bu günlere gelindi.

Bu gün, mezhep farklılıkları ve etnik farklılıkların siyasetin odağı olduğu görülmektedir. Zenginliğimiz diye öğündüğümüz değerlerin, ayrışmaya ve çatışmaya gittiği görülmektedir. Bu gidiş ülkeyi düşünen insanları korkutmaktadır.

Egemen sınıf, kara kara düşüne dursun, kontrol edemediği alanda sosyal dinamikler hızla gelişmektedir. Siyasi partilerimizin üç beş oy için bu söylemleri bırakmaları, sağlıklı analizler yapmaları sorumlulukların gereğidir. Miting alanlarındaki görüntüler, sosyal çatışmalara gebe olunduğu izlenimini yansıttığından, korkulmaya başlanılmıştır.

Bu yaklaşımlar çoğulcu demokrasi olarak yorumlanmamalıdır. Küreselleşen dünya gerçeğinde, sınıfların bilinçlenmesinin önemi ortaya çıkmıştır. İnsanlığın refahının bu gelişmelerde olduğu görülmektedir. Aydınlanmadan çağdaşlaşmanın gerçekleşemeyeceğini, dünya halkları öğrenmelidir.


M.FERİT KOTAN

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 97
Toplam yorum
: 23
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 444
Kayıt tarihi
: 07.02.09
 
 

1944 yılında Arapgir'de doğmuştur. İlk ve orta öğretimini Arapgir'de, lise öğrenimini Ankara Gazi Li..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster