Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Eylül '13

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
182
 

Neyi tercih ediyorsunuz ?

Neyi tercih ediyorsunuz ?
 

Bu aralar tüm bu yaşadıklarımızın ne kadarını hak ettiğimiz ile ilgili sorular dönüyor beynimde. Ne olmaya hakkımız var? Mesela ne kadar zengin olacağımız ya da olmayacağımız neye bağlı?

Huzurlu, mutlu, keyifli, sağlıklı ve eğlenceli bir yaşam sürmek için ihtiyaç duyduğumuz şey para mı?

Peki buna kalbimiz, beynimiz ve bedenimiz ne diyor? Hayatımızda paranın yerini  konumlandırabilmiş durumda mıyız? Parayı sevmeli miyiz? Yoksa tamamen bize öğretildiği üzere, ‘’ Para tüm kötülüklerin efendisidir. Para konuşmak ayıptır. Para ile saadet olmaz. Para insanın elinin kiridir. ‘’düşünceleriyle mi yaşamalıyız?  

Bu bize ne sağlar? Neyi yaşamak istiyoruz? Daha fazla gelire sahip olmak ne ifade ediyor?

Yoksulluk gerçekten de iyi bir insan olmanın olmazsa olmaz şartı mıdır? Yüzyıllardır alışılagelmiş bu inançlarımızın yerine hangi inancı koymalıyız? Bu ifadeler size karışık ve psikopatolojik görünebilir. Ama hiç değilse bir kez düşünün.

Pek çoğumuz hayatımızın bir döneminde paradan hoşlanmamış veya korkmuşuzdur. Öte yandan bir baksanıza zengin insanların para ile ilgili yargılarına. Hiçbirinin ağzından duymamışızdır, ‘’ Para kötüdür. ‘’ diye.

Kimilerimize göre para aynı zamanda bir güçtür de. Yoksulluk bilinçaltımıza ait bir semptomdur. Belirtileri şiddetli ise o hayalini kurduğumuz refah hayata hiçbir zaman ulaşamayız.

Daha önce de belirtmiştim. BİLİNÇALTIMIZ’a neyi gönderirsek o da o dizayna uygun bir workshop hazırlıyor. Peki biz neyi seçiyor olmalıyız?

Öncelikle para konusundaki gediklerimizi masaya yatırmalıyız. İnançlarımızı değiştirmeli ve bunu bilinçli olarak hayatımıza geçirip alışkanlık haline getirmeliyiz. Her şeyden önce bunu istemeliyiz. Stratejilerimizi planlamalı ve harekete geçmeliyiz. Bunun için belki de bu durumu zihninizde yaşamalı hatta bedeninizin her hücresinde bunu hissetmelisiniz. Şimdi izin verirseniz hani siz istediğiniz sürece yaşam yolculuğunuzda yanınızda olacağımı taahhüt etmiştim ya. Lütfen gözlerinizi kapayın. Paranın hayatınızda olduğu o en güzel resmi görmeye odaklanın. Oradaki duyguyu hissetmelisiniz. Tam da bu anda siz kim oluyorsunuz? Nelere sahipsiniz? Oraya sizi taşıyan en güçlü duyguyu net olarak ifade edebiliyor musunuz?

Rengi nasıl?

Büyüklüğü ne kadar?                                                         

Neye benziyor?

Kokusu var mı?

Yanınızda kimler var?

Ve şimdi açın gözlerinizi iki elinizle oradaki duyguyla tüm bedeninize sımsıkı sarılın ve buna layık olduğunuzu düşünün.

Evet bunu birkaç kez yüksek sesle tekrarlayın kendinize. Eğer kalbiniz para için çarpıyorsa bekleyin, bilinçaltınız tüm dikkatini ve birikimlerini size yönlendirecek. Sadece bunun üzerine yoğunlaşın.

Tüm bunları yaparken gerçekten ne istediğinizi düşünün?

Parayı seviyor musunuz?

Parayı hayatınızda faydalı, adaletli ve sevgi dolu alanlarda amaca yönelik araç olarak mı görüyorsunuz? Ya da size sadece zihninizin zenginliği olarak mı görünüyor?

Yaşamınızı parasal konularda yanlış yorumlarsanız bilinçaltımız da yanlış kodlanmış oluyor.

Başkalarının zenginliğinden ve kaynaklarından kendi hayatımıza çektiğimiz pozitif olumlamalar bizi hedefe götürecektir.

Dediğim gibi tamamen inancımızı paranın bize ve hayatımıza sağlık, güzellik ve huzur getireceği konusunda değiştirirsek ve bunu her gece kendimize söylersek hiç ummadığımız şekilde geliyor. Hem de günden güne artarak. Demek istediğim bunu önce zihnimizde yaşamalıyız. Sonra da rüyalarımızın nasıl gerçekleştiğini izlemeliyiz. Bu deneyim bizi bir sonraki hedefe taşıyacaktır. İstemenin gücüne inanın. Bizler neyi hisseder ve istersek onu yaşarız. Cesaretli olun. Paranın sadece bir sembol olduğunu unutmayın. Kendi ben’lik anayasanızı oluşturun. Ve ilk üç maddesi asla değiştirilemez gibi sloganlar taşısın. Bir şey vermeden alamayacağınızı unutmayın. Bunun için bilinçaltınıza devamlı verin. Mutluyken isteyin. Ve öyle bir imaj yaratın ki, bunu yaparken öyle cömert olun ki o da buna inansın ve sizinle iş birliği yapsın. Bilinçaltınızı işe alın. Bir nevi ortaklık  sağlayın aranızda. Patron olmayı unutmayın. Tüm ipler sizin elinizde olsun. Arzunuzun gerçekleştiği hayalinin keyif ve huzurunu yaşayın.

Yapacağınız tek yatırım uyumlu ve dengeli bir düşünme sistemi geliştirmek. En büyük zenginliğe sahip olduğunuzu fark edin ve tüm bedeninizle onu kabul edip şükredin.

Sevgiyle Kalın…

 Yaşam Koçu

Şelale Bilgiç Uruk.                                 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 40
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 223
Kayıt tarihi
: 29.05.13
 
 

15.04.1981 Ankara doğumluyum. Akademik hayatım bittikten sonra kendimi mutlu hissettiğim ve görme..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster