Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Eylül '17

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
52
 

Niçin Mutsuzlar Ülkesiyiz?

Niçin Mutsuzlar Ülkesiyiz?
 

En basit şekliyle; Çocuklarımız, çocukluklarını yaşayamadıkları için. Onlara çocukluklarını yaşatamadığımız için. Spor yoksa, oyun yoksa, müzik, resim, edebiyat yoksa nasıl insan olunacak, nasıl insan kalınacak?

Bunun farkında olan kaç anne-baba, kaç öğretmen, kaç siyasetçi, kaç yönetici var ülkemizde? Kör bir yarışın içindeyiz. Bile bile, göre göre kendi evlatlarımızın çocukluğunu,  gençliğini, geleceğini elinden alıyoruz. Her şeye açlık çeken, doymak bilmeyen, asla mutlu olamayan, her şeyi maddiyata bağlayan ve maddiyat için her yolu mübah gören yeni bir kuşak çıkıyor karşımıza ve önce bizi yakıyor.

Sürüklenişi durdurmak için ortak aklın ürünü olan örgütlü bir çaba ortaya koyamıyoruz. Bu bağlamda iktidar da, muhalefet de, sivil toplum örgütleri, üniversiteler de sorunlu.

Başında Milli kavramı bulunan iki bakanlık vardır. Birisi Milli Eğitim Bakanlığı, diğeri Milli Savunma Bakanlığı’dır. Burada temel politikaların hükümetlere, bakanlara göre değişmemesi, liyakat sisteminin esas alınması gerektiği halde bu anlayışı terk edeli yıllar oldu.  Hepimizin içini acıtan bu manzaranın ortasında bulduk kendimizi.

Bakın bir öğrencinin ve velisinin söylediklerine;

“Her okulun kendi sınavını yapması durumunda rüşvet geçerli olabilir. Bizler mağdur oluruz. Sürekli sistemi değiştirdikleri için hem ailelerin hem de öğrencilerin düzeni bozuluyor. TEOG için herkes test kitapları aldı, özel derslere, kurslara para verildi. Sonra birden sınavın kalktığını açıkladılar. Kendimi haksızlığa uğramış hissediyorum. Bu yaz tatil yapamadım. Gelecek yazı iple çekiyorum.”

 “Alt yapı olmadan değişiklik yaparak çocukların geleceğiyle oynuyorlar. Şimdi yetenek puanı diyorlar. Aileler TEOG var diye, çocuklarını ne spora ne geziye ne de müzikle ilgili bir kursa gönderdi. Çocuklar müzik yerine matematik kursuna gittiler. Ek puan, yolsuzluklara da neden olabilir”

Şu iki ifade eğitimde içine yuvarlandığımız durumu çok net açıklıyor. Toplum güven bunalımı yaşıyor, ahlaki çöküntüyü kabul ediyor. Değerler sistemini yerleştirmeleri gereken okullara, okul yöneticilerine, öğretmenlere endişeyle bakıyor. Hayatımızda, spor, sanat, edebiyat, doğa, sosyal ilişki yok. Hayatımız test, kurs, özel okul olmuş.

Şu an eğitim ülkenin en önemli milli sorunu haline gelmiştir. Günübirlik karşı çıkışlarla bu sürükleniş durdurulamaz. Nesnel verilere bakarak, çağın ve ülkemizin ihtiyaçlarını dikkate alarak ortak aklın ürettiği milli bir eğitim ve aydınlanma devrimine ihtiyaç var.

Eğitimi ve öğretmeni kullanarak bizi bu noktaya getirdiler. Şimdi bunun tersini yapabilirsek kurtuluruz. Bu ülkede rahat, huzurlu, mutlu yaşamak ve neslimizi devam ettirmek istiyorsak vatandaşlar olarak sorunun uzlaşarak çözülmesine katkı yapmamız gerekiyor. Eğitim Bakanlığının yeniden Milli, liyakata dayalı, aklı ve bilimi temel alan bir anlayışla yönetilmesi vatandaşlarımızın ortak talebi olmalı, siyasetin bu noktaya evrilmesi için hepimiz, her platformda çaba harcamalıyız.

Artık taklitçilik ve takipçilik zamanı değildir. Ayakları yere basan, ihtiyaçlardan doğan, çözüm odaklı yeni eğitim politikalarına ihtiyaç var. Sadece eleştirmek sonuç getirmez. Olması gerekeni projelendirmek ve savunmak sonuç getirir.

Vatandaş olarak ben ne yapabilirim ki demek yerine doğru önermeleri takip etmek, savunucusu olmak, olanaklar elverdiği ölçüde yaşama geçirmeye çalışmak herhalde hiçbir şey yapmamaktan daha iyidir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 114
Toplam yorum
: 65
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 845
Kayıt tarihi
: 29.12.06
 
 

Osmaniye Düziçi doğumluyum. Sınıf öğretmenliği, ilköğretim müfettişliği, il milli eğitim müdürlüğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster