Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ocak '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
251
 

Nihayet

Nihayet
 

Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt, türban ile ilgili düşüncelerini nihayet açıkladı. Nihayet diyorum; çünkü kamuoyu ve duyarlı(!) basınımız, bu önemli açıklamayı merakla bekliyordu.

Gündemimizde türban konusu var. Bu konuda asker ne düşünüyor diye soruluyor. Türk toplumunun katmalarında askerin bu konudaki düşüncesini bilmeyen yok. Bir kez daha söylemek malumun ilanından öteye gitmez.”[1] İşte bu açıklamalar, Büyükanıt’a ait.

Her nedense, basınımızın büyük bir kesimi, askerin politikaya sürekli müdahale etmesini istiyor. Asker istemese de, basın zorluyor. Bu açıklamalar öncesinde basın, askerin türban ile ilgili sert bir açıklama yapmasını düşlüyordu. Fakat olmadı.

Büyükanıt’ın açıklamaları birçok açıdan, farklı şekillerde yorumlanabilir. Basınımızın büyük kesimini oluşturanlar bu açıklamayı, her zaman olduğu gibi, askerin sert açıklaması şeklinde yorumlayacaklardır. Askerin, siyasete müdahale ettiğini ve bunun olması gereken bir şey olduğu şeklinde yorumlar hakim olacaktır. Hatta yine bu kesim, darbe çığırtkanlığı yaparak, askerin türban konusundaki bu açıklamalarını, bir muhtıra şeklinde de yorumlayabilirler. Fakat bu durum, öküz altında buzağı aramaktan öteye geçmeyecektir.


Ben, basının büyük kesiminden farklı olarak, Büyükanıt’ın bu açıklamalarını, “demokrasi adına” çok olumlu karşılamaktayım. Kanımca Büyükanıt, bu açıklamalarıyla türban konusunda askerin düşüncesinin bilindiğini ve bu durumda da yeni bir açıklama yapmanın siyasete karışmak anlamına geleceğini belirtmiştir. Asker, bu tavrıyla, siyasetten mümkün olduğunca uzak durmak istediğini göstermiştir.

Atatürk, Türkiye’yi kurduktan sonra, askeri üniformasını çıkarmış ve siyasete öyle atılmıştır. Siyasete atılmak isteyen arkadaşlarının da askeri üniformayı çıkarmasını şart koşmuştur. Atatürk ki, asker mesleğine aşıktır. Gençken, askeri okula gidebilmek için birçok zorluğa göğüs germiştir. Fakat Atatürk, demokrasi için, ülkesi için, askerlikten vazgeçmiştir.

Durum böyleyken, basının darbe çığırtkanlığı yapması ve askerden, siyasete karışması yönünde sürekli açıklama beklemesi nasıl açıklanabilir? Atatürk’ün ilke ve inkılaplarının savunuculuğuna soyunan, demokrasi çığlıkları atan da, basınımızın yine aynı kesimi değil mi? Kendilerini Atatürkçü olarak niteleyen basınımızın bu büyük kesimi, Atatürk’ün çizdiği yolla çelişmiyor mu? Bu, ne büyük bir tezat!

Artık bu ülkede demokrasinin gelişmesi ve özgürlüklerin azami düzeyde yaşanabilmesi için her kurum ve kuruluşun üzerine düşen görevi layıkıyla yapması gerekmektedir. Darbe çığırtkanlığı yaparak, askeri siyasete sokmaya çalışarak ne elde edebilirsiniz? Türkiye’ye ne gibi katkılarda bulunabilirsiniz? Eğer Atatürk’ün çizdiği yoldan gideceksek; eğer Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacaksak; geçmişte Atatürk’ün neler yaptığını çok iyi incelemeli ve hareketlerimizi bu doğrultuda yönlendirmeliyiz.

[1] http://www.hurriyet.com.tr/gundem/8131315.asp?gid=229&sz=93378, 30.01.2008

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 49
Toplam yorum
: 31
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 1020
Kayıt tarihi
: 10.12.07
 
 

Karadeniz Teknik Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümü 4. sınıf öğrencisiyim. Kitap okumayı, yazı yazmay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster