Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Haziran '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
522
 

Nirvana

Para ve hırs dünyadaki tüm değer yagılarının üstünde bir güce sahip oldu günümüzde. Saygınlığın da, kalitenin de göstergesi para oldu adete. Sanki yaşamdan tek beklentimiz para kazanmak ve harcamak... Dünya kısır bir döngü içersinde, bütün gün para kazanmak için çalışırken, öte yandan bütün kazandıklarımızı harcamaya yöneliyoruz.

Para kazanma hırsı, önceliklerimizn en başında geliyor çoğu zaman. Bu hırsla o kadar iç içeyiz ki, elimizden akıp giden zamanı göremiyoruz bile.. Bir yandan çılgınlar gibi kazanma tutkusu, mal edinme telaşı içindeyken, öte yandan kaybettiklerimizi yine para ile satın alarak yerine koymaya çalışıyoruz. Maddi değerleri para ile karşılamak elbette mümkün, ama ya maneviyat. Sadece uyurken gördüğümüz çocuklarımız, e-mail ya da telefonla iletişim kurduğumuz dostlarımız, herşeyden çok da farkına varmadan tükettiğimiz kendimiz.... Bunları para ile satın alabilirmiyiz?

Yıllarca didinip muhteşem evler alıyor ama içinde bir kaç saat bile oturamadığımız otel odalarına çeviriyoruz yuvamızı. Orada yaşayamıyor, hatta oturamıyoruz, çünkü evin masraflarını karşılamak için yine para kazanmamız lazım...

Mülk edinmenin, dünyaya kök salmakla bir ilintisi yok aslında, çünkü dünya kimsenin mülkiyetinde değil. Hepimiz yaşam içinde bir duraktan binip diğerinde inen yolcularız aslında.. Ama bunu anlamak pek de mümkün olamıyor bu koşturmanın içinde...

Ömer Hayyam’ın güzel dizeleri belki de yaşama bakışımızı biraz olsun değiştirir kimbilir.

GEÇMİŞ GÜNÜ BEYHUDE YERE YAD ETME,

BİR GELMEMİŞ AN İÇİN DE FERYAT ETME,

GEÇMİŞ GELECEK MASAL BUNLAR HEP

EĞLENMENE BAK ÖMRÜNÜ BERBAT ETME.

NİCELERİ GELDİ, NELER İSTEDİLER,

SONUNDA DÜNYAYI BIRAKIP GİTTİLER.

SEN HİÇ GİTMEYECEK GİBİSİN DEĞİL Mİ?

O GİDENLER DE HEP SENİN GİBİYDİLER.

DÜNYADA NE VAR KENDİNE DERT EYLEYECEK,

BİR GÜN GELECEK Kİ CAN BEDENDEN GİDECEK,

ZÜMRÜT ÇAYIR ÜSTÜND SEFA SÜR İKİ GÜN...

ZİRA SENİN ÜSTÜNDE DE OTLAR BİTECEK....

Doğru söze ne denir? Denmez denmesine de, bu kadar da kolay değil elbette, dünya malı dünyada kalır, yan gelip yatalımla hayat geçmiyor.. Ödenecek faturalar, yenilecek yemekler, görülecek yerler var... Bunlar da bir bedel ödemeden sahip olabileceğimiz şeyler değil ne yazık ki, Robin Sharma gibi Ferrarimizi satıp gidemiyoruz ne yazık ki... Zaten gerçekten satmalımıyız onu da bilmiyorum.. Benim olsa satmazdım galiba....

Peki ne yapalım, nedir bu Nirvana’ya ulaşmak dedikleri

“Bugün dünyanın pek çok ülkesinde yaşanan ve beş yüz milyondan fazla müntesibi bulunan Budizm, herhangi bir Tanrı inancına sahip değildir. Budha ne Tanrı’ya inanmış ne de böyle bir şeyi takipçilerine telkin etmiştir. Hatta Budha’nın öğretisinde ruh ve öteki dünya gibi kavramlara da yer yoktur. Budizm’e benzer dinlerde sayısız doğuşlarla sonsuzluk ileri sürülürken, Budha, her şeyin geçici olduğunu söyleyerek, bunun tersini savunmuştur. Ona göre her şey sonsuz bir değişim içindedir. Ancak burada temel koşul nedensellik ilkesidir. Her şey birbirini doğuran fenomenler zinciriyle meydana gelir. Neden ve sonuç birbirine hiç benzemeyebilir ve bir sonucun birden fazla nedeni olabilir. Tanrı, ruh, sihir, büyü, özetle, metafizik problemlerle uğraşmayan Budha’nın düşünce sistemi, dinsel bir düzen ve din olarak kabul edilmekle birlikte, aslında Budha’nın Tanrı’dan bahsetmeyerek, yalnızca kendi düşüncelerini ortaya koyması, onun bir etik kurucu olarak değerlendirilmesine izin verebilir. Onun kurduğu ve din olarak değerlendirilen sistem, insanı ve toplumu, doğanın acımasız düzeninden çıkarıp sosyal bir varlık olarak, birbirini incitmeden yaşamanın yolunu göstermeye çalışmıştır. Budizm, ırk, ülke ve sınıf ayrımı gözetmeyen, bütün canlılara merhametle bakan, yani göksel dinler gibi evrensellik iddiasında bulunan bir yaşam felsefesidir. Budha’nın düşünceleri iki bin beş yüz yıldır yaşamaktadır. İnsanlar bu düşüncelere bağlanarak, herhangi bir soyut, metafizik yaptırım olmamasına rağmen iyi insan olmaya çalışmışlar, kötülük yapmamak için çaba harcamışlardır.

Budizm’deki Nirvana’ya ulaşma çabası da yine bu dünyayla ilgilidir. ‘Saf iyilik’ olarak tanımlanabilecek nirvanaya insan öldükten sonra değil, bu dünyada yani yaşarken ulaşır. Nirvana’ya ulaşmış insan ise artık ‘salt iyi’ haline gelmiştir istek, nefret, cehalet, gurur, rekabet duygusu, bencillik, aşırılık duygusu, kötülüğe neden olan aşırı cinsellik arzusu vb’nden tamamen uzaktır saf, nezaketli, merhametli, hoşgörülü ve özgecidir. Nirvana’ya ulaşamamış bedenin dünyaya yeniden gelmesi, yani yeniden yaşam, onun için acı veren büyük ve zahmetli bir yüktür. Budha yaşamdaki asıl amacın bu acıdan kurtulmak olduğunu ileri sürer bunun için izlenmesi gereken yolu ve kuralları açıklar. İşte bu yol erdem, adalet, hak, hukuk ve Budha’nın özgeciliği öğreten diğer bütün prensipleridir. Bunu yapmak için ılımlı olmak (orta yol), hırs ve tutkudan uzak, duyguların azdırdığı bencillik ve onun yarattığı savaştan uzak bir yaşam tarzını benimsemek gerekir. Budha’nın ortaya koyduğu prensiplerin bazılarını daha buraya almak, konunun daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır.

“Hiç kötülük işleme, iyilik yap ve kendi düşünceni temizle”, “kimseyi azarlama, kimseye vurma, kanunun sınırları içinde davran”, “gökten altın yağsa, insanın isteği doyurulamaz isteğin küçük bir zevk verdiğini ve aslında acıya neden olduğunu bilen kişi, bilge bir kişidir.” “İyiliği aramada ısrarlı olan ve huzura kavuşmayı isteyen kişi, becerikli, vicdanı duyarlı, nezaketli konuşan, alçak gönüllü biri olmalıdır.” “Bizden nefret edenlerden nefret etmeden yaşayalım”, “galibiyet nefreti doğurur, çünkü yenilen kişi mutsuzdur galibiyeti de yenilgiyi de terk eden kişi huzur içindedir”, “kişi öfkeyi sevgi ile, kötülüğü iyilikle yenmelidir açgözlülüğü cömertlikle, yalanı gerçekle yenmelidir”, “bedeninizin, dilinizin ve aklınızın öfkesinden kurtulun bedeninizle, dilinizle ve aklınızla erdemli olmaya çalışın.” Budizm’in temel öğretisi, dünyasal ve bedensel bütün zevklerden kurtulup mutlu olmaktır. Budha, dünyada kötülüğe sebep olan ve başkalarını incitme ihtimali olan her şeyden uzak durmayı öğütler iyi olmayı öğütler ‘başkalarının mutluluğu senin mutluluğundur’ anlayışını benimsetmeye çalışır kısaca özgeciliği öğretir. Bu prensipler Budistlerin kutsal kitaplarından biri olan Dhammapada isimli kitapta benzer bir şekilde yer almaktadır. Mesela burada şu ifadelere rastlıyoruz: “- O beni incitti, beni yendi, bana üstün geldi gibi düşünceler besleyen kişi asla nefretten kurtulamaz. Bu tür düşünceler taşımayan kişiyi nefret terk eder. Çünkü nefret hiçbir zaman nefretle yok edilemez nefret sevgi ile yok edilir, bu ölümsüz bir kanundur.” Bu prensiplerden çıkarılacak sonuç, dikkat edilirse, Budizm’in temel amacı olan ‘ego’nun yok edilmesine yöneliktir. Ancak, yaşama içgüdüsüyle egosu öne çıkan insanın, faydayı gözetme eğilimi, yalnızca ‘yapacağın eylemin sonuçlarını dikkate alma’ denilerek giderilebilir mi? Elbette herhangi bir motivasvonla desteklenmeyen, sadece ‘yapma’, ‘etme’ şeklindeki yalın direktifler fazlaca etkili olmayacaktır. Bu noktada Budizm’in prensipleri uygulatmadaki en önemli şartı içtenlik/samimiyettir.

Budizm’in insanları iyiye yönlendirmek ve prensiplerin uygulatılmasıyla ilgili olarak öne sürdüğü bir başka husus da, insanın kendini kontrol edebilmesidir. Ona göre erdemli bir kişinin kendini kontrol ederek yaşadığı bir tek gün, kendini kontrol etmeksizin yaşayan kimsenin yaşadığı yüz yıldan daha değerlidir. Budizm’in, prensiplerini benimsetmek için kullandığı bir diğer eğitim yöntemi de, dünyayı önemsememe, hatta boş sayma şeklinde, diğer konularda olduğu gibi, bu konuda da mistik olan bir düşünceyi öne çıkarmasıdır. Budizm bu noktada ölümü hatırlatmaktadır. Öğretiye göre, bu vücut boştur, hastalıklı ve zayıftır, kötülük yapan bu kötülük yığını, dağılır gider, çünkü yaşam ölümle biter. Budizm daha önce ölmüş olanların kemiklerine bakmayı önerir. Budha’ya göre, “kralların görkemli savaş arabaları bile yok olduktan sonra, insan vücudunun yok oluşu garip değil ancak iyi kişilerin erdemi asla yok olmaz.” Sanki, ‘bu dünyada baki kalan bir hoş sada imiş’ anlayışı vurgulanmakta ve ‘dünyanın dostu olma, bu dünyayı bir hava kabarcığı, bir serap gibi düşün’ öğüdünde bulunulmaktadır. Budizm, insanı istek ve arzuların en aza indirilmesi konusunda da eğitmeye çalışmaktadır. Hatta öğreti, isteklerin yok edilmesini bile tavsiye etmiş, böylece insanın kötülük yapma olasılığını en aza indirmeyi amaçlamıştır. Bilindiği gibi, Budist anlayışta farklı insanların çatışan farklı isteklerinin kötülüklere neden olacağı, iyiliği azaltacağı gerçeğinden yola çıkılarak, Budist rahiplerin ve aydınlanmış Budistlerin mülk edinme haklarının olmaması gerektiği ifade edilmiştir.”

Nirvana’ya ulaşmak mümkünmüdür, dünyevi zevkler bu kadar kolay bırakılır mı bilemem, ama sanırım her din ve öğretide bize verilmek istenen temel “erdemli” olmaktır... Erdemli olmayı, amaç edindiğimizde belki bir budist rahibi olamayız ama şu dünyada hoş bir seda bırakabiliriz....

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 15
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 470
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

Kendimi bildim bileli yazmayı çok sevdim ben. Duygularımı en iyi ifade ediş şeklinin yazmak olduğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster