Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Temmuz '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1988
 

Nişantaşılı imam eskisi yazar yenisi olursa!..

Nişantaşılı imam eskisi yazar yenisi olursa!..
 

Hz. Muhammed, risalet görevinin gereği olarak islamiyeti yaymak ve insanları irşat etmek amacıyla Taif kentine gitmişti de hiç de iyi bir şekilde karşılanmamıştı. Kentin çocukları Peygamberi ve beraberindeki Ashab'ı taş yağmuruna tutmuşlardı ve peygamber yaralanmış, kanlar içinde kalmıştı. Ashab'ın çok kızıp peygamberden beddua etmesini istemelerine rağmen, peygamber, tam aksine, o insanlara kin duymamış ve Allah'tan onları islah etmesini istemişti.

Nişantaşılı imam eskisi yazar yenisi olursa; İmam - Hatip okulunda Siyer dersinde okuduğu yukarıdaki olayı unutur, nefsinin esiri olur ve kaleminden kinini kusar da kusar...

***

Hz. Muhammed bir hadisinde: "Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim" buyurmaktadır. Yani islamiyetin özeti güzel ahlaktır. Ve İslamiyette esas olan Ahiret hayatıdır. Bu dünyada nefsine hakim olup güzel ahlaklı olursan sana ahirette cennet vaad edilir.

Nişantaşılı imam eskisi yazar yenisi olursa; yukarıdaki islamiyetle ilgili gerçeği yine unutur ve ahiretteki cennetten vazgeçer. Çünkü cennette vaad edilenden çok daha fazlasını Nişantaşı'nda bulmuştur. Vaadedilen cennettense bulduğu cenneti tercih eder ve bu dünyanın yalancı cennetinden ne varsa kaleminden döktürür de döktürür...

***

İslamiyet adaleti emreder. İslam'ın en büyük müçtehitlerinden İmam-ı Azam Ebu Hanife'ye Abbası sultanı yüksek maaşlar ve yüksek makamlar teklif etmiştir, ama Ebu Hanife icraatlarını adil bulmadığı Abbasi sultanını reddetmiştir. Reddetmekle de kalmamış, sultanın yanlışlarını halka anlatmaya devam etmiştir. Bu hareketinin karşılığı olarak da bir zindanda son nefesini vermiştir. Yani Ebu Hanife isteseydi saraylarda lüks içinde yaşayabilirdi.

Nişantaşılı imam eskisi yazar yenisi olursa; fetvalarını hep patronunun lehine verir, kraldan fazla kralcı olur, patronunun görünen düşmanları aleyhine döşendikçe döşenir.

***

Yine İslamiyet dedikoduyu, giybeti yasaklamıştır. Hüsnüniyeti emretmiştir. Yani insanlar hakkında hep iyi düşüneceksin, emin olmadıktan sonra onlar hakkında kötü şeyler aklına getirmeyeceksin, demektedir...

Nişantaşılı imam eskisi yazar yenisi olursa; hükümetin "hin oğlu hin" olduğunu, işinin gücünün millete tuzak kurmak olduğunu, bu itibarla anayasa değişikliğini de demokrasi için değil, yargıyı da ele geçirerek diktatörlüğünü ilan etmek için yaptığını yazar. Oysa imamlıktan bir hatıra olarak türbana nostalji duymakta ve türbana geçit vermeyenin de yargı olduğunu çok iyi bilmektedir. Olsun, hükümete çamur atayım da ben yüreğime taş basar kız kardeşlerime uygulanan zulüme katlanmaya devam ederim, mantığı sözkonusudur!

***

1990'lı yıllardaki gazeteciliği sebebiyle Ergenekonvari antidemokratik yapılanmalara birebir şahit olmuş ve onlarla mücadele etmiştir... Anayasa değişikliklerinin, esas itibariyle, Ergenekoncular aleyhine olduğunun, Ergenekonculuğu temelli olarak engellemek için yapıldığının farkındadır...

Bu gerçeği AB de görmüş, anayasa değişikliklerini olumlu bulduklarını ve desteklediklerini deklare etmişlerdir, ama...

Nişantaşılı imam eskisi yazar yenisi olursa; yakın geçmişte boğuştuğu Ergenekoncuları bir anda unutuverir, hatta onların avukatlığına soyunur, referandumu intikam almak için bir fırsat olarak görür ve kendi ifadeleriyle "hükümete ders vermek için" referandumda "hayır" oyu vereceğini iftiharla açıklar!

Referandumda anayasa değişiklikleri oylanacaktır. Kabul çıkması halinde vesayet rejiminden demokratik rejime geçilmiş olacaktır. Yani referandumun hükümetle direkt bir ilişkisi yoktur. Hükümet bugün vardır, yarın yoktur. Ama anayasa değişikliği ile gelen yeni düzen hep kalacaktır.

Ayrıca genel seçimlere bir yıldan az bir süre kalmıştır. Siyasette bu süre kısa bir süredir. Esasında beğenilmeyen iktidarlara ders verme yeri de seçim sandığıdır.

Bu ne yaman bir çelişkidir ve ne yaman bir kindir ki; hem diktatör olduğu söylenen hükümetin kısa bir süre sonra yapılacak seçimlerde kesin gideceği beklenir, iddia edilir (bu nasıl diktatördür ki ilk seçimde gidebiliyor!), hem de kısa bir süre sonra yapılacak seçimde değil de referandumda "ders" vermeye kalkılır!

Demek ki Nişantaşılı imam eskisi yazar yenisi olursa böyle oluyor...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazdıklarınıza tamamiyle iştirak ediyorum. Adam yeni çevresindeki yerini koruyabilmek, yeni abilerinden aferin alabilmek için eski çevresini (doğup büyüdüğü yeri) sürekli aşağılıyor. O, gerçekten sorunlu bir insan. Ruhsal tedaviye ihtiyacı var. Selamlar.

Hüseyin Atacan 
 13.07.2010 23:55
Cevap :
Kendini ve geçmişini inkar etmek söz konusu. Hiç değilse inkarında da tutarlı olabilse. Selamlar, saygılar...  14.07.2010 11:17
 

Yüzyıllardır bu topraklarda büyük dava ve dava adamları, büyük sevdalar ve sevda adamları yaşadı!.. Büyük imparatorluklar, uygarlıklar kuruldu. Ve bu insani sürece bu büyük davalara paralel de ihanetler ki, demek ki insanın doğasından gelen!... İnsanlık ve siyaset tarihi, Brütüs, Bernstein, Kautsky gibi farklı niteliklerde ve düzeylerde ve bizde de 1980 öncesi ülke başka düzeylerde öyle insanlarla karşılaştı ki,Nişantaşı imamını anmak,AKP düzeyinde politikaların baş tacı edildiği zamanlarda, Abdurrahman Çelebi oluyor demek!... ''Batılılaşma İhaneti ile başlayan süreçte bu ülke kurtuluşa doğru Sykes-Picot'u ve ateşi ve ihaneti, gördü, derin bir şekilde yaşadı!..Ve halen de farklı şekillerde yaşıyor...Ergenekon denilen şey, Soğuk Savaşın bu ülkeye armağanı!... Batı verdi, batı bir şekilde alıyor!...Şimdi önemli olan,demokrasi falan derken; cambaza bakarken çok büyük, ihanetleri farkında olmadan yaşamamak, abdestli kapitalizme ve bölünmeye karşı uyanık olmak, namusla namusu korumak!.

zeki etferat 
 13.07.2010 15:50
Cevap :
Merhaba Zeki Bey, yorumunuz yeni geldi. Gecekmenin benimle ilgili olmadığını bilmenizi isterim. Yorumunuz için teşekkür ederim. Selamlar, saygılar...  19.07.2010 20:53
 

"Yabani filler için en büyük düşman evcilleştirilmiş fillerdir" diye bir söz var. Bu Nişantaşılı yazarın durumu da aynen böyle... O artık evcil bir ve sahiplerine sadakatini her gün her olayda kanıtlaması gerek. Yoksa o Nişantaşı'nda gezdirmezler onu. Onun yazdıklarına bu açıdan da bakmak lazım. Yani kalemi mahkum öyle yazmaya... Elinize sağlık. Selamlar.

Murakami 
 13.07.2010 9:59
Cevap :
Aynen katılıyorum, Celal Bey. Değerli katkınız için çok teşekkür ediyorum. Düşmanın ekmeğini yiyen kılıcını da kuşanır, mantığı geçerli herhalde. Selam ve saygılarımla...  13.07.2010 10:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 337
Toplam yorum
: 1342
Toplam mesaj
: 70
Ort. okunma sayısı
: 3247
Kayıt tarihi
: 03.08.07
 
 

Hukukçuyum... Hukukun üstünlüğünün ve hukukçunun saygınlığının ülkemde gelişmesini ve kalıcı olma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster