Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Şubat '21

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
112
 

NİSYAN

Kelime manası olarak insan; Evreni kavrama yetisine sahip, biçimlendirme ve değiştirme özellikleri oldukça gelişkin varlık, beşer veya Âdemoğlu olarak tanımlanmaktadır.

Arapçadan dilimize yerleşmiş olan "insan” kelimesi, pek çok dilbilimciye göre; “Nisyan ve ünsiyet” köklerinden türemiştir. Bu kökler aynı zamanda birbirini tamamlama niteliğini de yapılarında barındırlar. "Nisyan” unutan, unutabilen anlamına gelirken, "Ünsiyet, biriyle veya bir şeyle huzur bulma, sükûna erme manasını taşımaktadır.” Yani insan ünsiyet ettiğinden (Huzur bulup sükûna erdiğinden) gayrısını nisyandır. (Unutan, unutabilendir.)

Bu iki güçlü kök insana dair yapılan tüm tanımları alaşağı ederek, ikincil plana düşürmektedir. Bediüzzaman Hazretleri'ne göre; insan, her şeyi unutmaya meyilli bir varlık olması hasebiyle, sırf bu sebepten “Nisyan” ismini almıştır.

İnsan ismiyle bu denli özdeşleşmiş, hatta insandan türemiş bu kök; ilk bakıldığında içerisinde sanki olumsuz duygular barındırıyormuş gibi dursa da, gerçekte doğru olan da budur aslında.

İnsan unutur, unutmalıdır da!

- - - -

Cemal Süreyya'nın;

Zaman lâzım sadece,

Unutacaksın!

Nasıl unuttuysan çocukluğunu,

Kırılan oyuncaklarını,

Kırılan kalbini de öyle unutacaksın! dediği dizelerdeki gibi unutmalı insan, unutabilmeli...

Fıtrat da zaten gizli gizli bunu fısıldar kulaklarımıza. Öyle ki en başta Rabbimize kulluk vazifelerimizi dahi unutmuş olan bizler, daha neleri unutabiliriz bir düşünün, derim.

Ölmüşlerimizi unuturuz meselâ günün birinde. Bırakın sevemediklerimizi, sevdiklerimizi, hikâyelerimizi dahi unuturuz biz.

En yapamam dediklerimizi günün birinde yaşar, onu da unuturuz bir anda. Bazen pas tutan yerlerimizin varlığını fark etmekten korkar, unuturuz. Hele bir de beynimiz öyle olması gerektiğine inandırmışsa bizi, unutamayacağımız hiçbir şey yoktur bizim. Hatta bazen, mümkün olsa, kendimizi dahi unutsak dediğimiz olmamış mıdır sizce de?

 

* * *

Peki, unutma yeteneği bu kadar aktif olan insanın diğer yanda da unutulmaktan bir o kadar korkma acizliğine ne demeli? Geçmişten günümüze, neredeyse tüm şarkıların ana teması daima unutma tehdidi ve unutulma korkusu üzerine bina edilmemiş miydi? Örneğin, Sezen bu korkusunu; “Beni unutma” şarkısında apaçık dile getirirken, “Güvercin” şarkısında ise o sessiz sedasız yakarışının temelinde yatan ve iliklerimize kadar hissettiğimiz şeyin adı da tabii yine aynı duyguydu.

Bir de iyi unutanlar vardır tabi. Unutmayı kolay başaramayanlara karşı, daima bir sıfır önde gidenlerdir bunlar. Üstünlük duygusunun verdiği o paha biçilemez haz ise onlara göre işin en tatminkâr boyutudur belki de. Unutamayanlarsa daima zayıf olan taraftır, güçsüzdür hatta ve hatta dirayetsizdir, biraz da o iyi unutabilenlerin nazarında.

- - - -

Ancak tam da bu nokta da karşımıza çıkan öyle sihirli bir cümle vardır ki şaşırtır hepimizi; “Kolay unutanlar, yine kolay hatırlayanlardır.” der o adına yaşam dediğimiz olgu bizlere... İnsan hatırlamak için önce unutmalıdır çünkü. Doğal olarak önce kendini hatırlamalı, sınırlarını, düşündüklerini, yazdıklarını, yaptıklarını hatta yapamadıklarını hatırlamalıdır bazen. Tabii, yolun sonunda da öyle olması gerekiyorsa öyle de olmalıdır. Hani aynen yaşamın da bizlere diretmiş olduğu o çok iyi bildiğimizi zannettiklerimiz gibi.

Yenilmemek için yenilenmeye olan bu zaafımız da en güçlü yönümüzdür bizim.

Önce, kendine hayran olan insan her koşulda doğal olarak kendini kayırma eğilimindedir. Ve kendini kayırmanın bir şeyleri feda edebilme gücüyle doğru orantılı yürüdüğünün de yine en iyi bilenidir. Unutmaksa, bunu başarabilmenin tek anahtarıdır insan için. Üstad Kahraman Tazeoğlu'nun da dediği gibi; “Eğer insan unutmak istemezse bir günü bile hatırlar on yıl sonra...

Ve unutmak isteyen bir günde unutur on yılı...

Kimi bir anda, kimi bir asırda da olsa unutur insan işte.

Ne de olsa insan nisyan ile malul idi en nihayetinde...”

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 89
Kayıt tarihi
: 22.12.20
 
 

1976 Sakarya/Hendek doğumlu, Halkla İlişkiler okudu... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster