Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Haziran '11

 
Kategori
Çalışma Yaşamı
Okunma Sayısı
339
 

Niyazi

Niyazi… Kirli kocaman elleri ve gariban bakışlarıyla mahallemizin yorgun bedenidir. İşçidir fabrikada. Sigortasızdır, 12 saat çalışır. Bir kazaya kurban gitse kayıtlarda geçmez adı. Asgari ücretlilerden ve hayatı asgari yaşayanlardandır. 

Zayıftır, gözlerinin feri sönmüş, bilekleri inceciktir. Güneş görmeyen yüzü, kanı çekilmişçesine sapsarıdır. Yürürken ayakları birbirine dolanır. Durduğunda boynu bükülür istemsiz. 

Yamalı ve bir tarafı yırtıktır elbisesinin hep. Bir oda, bir mutfak ve bir banyodan ibarettir evi. Ayakkabısı lastiktendir. Çoraplarından biri hep delik, kemeri belki on yıllıktır. Bayramdan bayrama aldığı sadece bir gömlektir. 

Evi kenttin arka sokaklarındadır. Hizmetin geç, ödenmeyen elektrik-su faturalarının erken ulaştığı kenttin yasak mahallesindedir. Fabrika servisi çamur diye gitmez oralara. Kışın çamur, yazın toz toprak içindeki mahallesinin binlerce benzerinden biridir. 

Sevap yatırımı yapılacak Müslüman, merhamet duygularını tatmin edecek gariban, seçimlerde oyu alınabilecek seçmen, sendikaya kaydı yapılabilecek bir yoldaştır. 

Yoksuldur işte. İşçidir. Garibandır. Emekçidir. Kiracıdır. Babasının oğludur. Memleket insanıdır. Büyük sözü dinler. Saygıda kusur etmez. Yoktur büyük halleri, geniş düşleri. Küçük dünyaların küçük insanıdır Niyazi. 

Birileri ona yoldaş, birileri kardeş dese de aldırmaz onlara, bilir, sadece bir çalışandır o. Günün 12 saati durmadan çalışan bir makine gibidir. Varlığı işin varlığıyladır. İş olmazsa, o da olmaz, iyi bilir. 

Sadece bakışlarıyla değil her şeyiyle garibandır Niyazi. Kimseye karışmaz, kendisine karışanlara da bir şey demez. 

İyi niyetlidir. Güçlü ama her şeyden de bıkkındır. Anladınız, derin vadilerin yaban çiçeği, bu düzenin gayri meşru çocuğudur Niyazi. 

Aldırmaz kimseye, kimsenin ona aldırmadığı gibi. Sormaz kimseye “neden böyle” diye kimsenin ona sormadığı gibi. 

Sorgulamaz, olduğu gibi yaşar hayatı. Allah’a şükür eder, patrona minnetlerini sunar hep. “Allah, başımızdan eksik etmezsin Mehmet begi” der. O olmazsa, halimiz nice olur diye de kaygılanır. 

Düşünmez, o hala kıt kanat geçinirken alınan evleri, yazlıkları, arabaları. Düşünmez, geçen zamanın ona kaybettirdiklerini… 

Geleceği, yarını öteler hep. Günü kurtarmanın derdindedir. Ama kurtaracağı günler bitmez. Her gün bir başka günün devamı çünkü. Her gün bir başka sorunun, bir başka kaygının başlangıcı çünkü. 

Ekmek parası der, meşrulaştırır uğradığı hakaretleri. Kaderimiz böyleymiş der, yaşadığı her eziyetten kendine bir çıkış bulur. 

Soramaz. Mutlu ediyor mu sizi daha fazla kazanmak diye? Soramaz, vadeli hesaplarınızın kabarması, yüzlük banknotlarınızı saymak, Kuşadası’nda yazlığınız, son model arabanız, güzelleşen cildiniz, verdiğiniz kilolar, aldığınız altınlar, denizle mavinin buluştuğu kıyılardaki resimleriniz, ben burada acı çekerken, sizi mutlu ediyor mu diye sormaz, soramaz. 

Bakın dese, bakın, hamal Hasan’ın bugün taşıyacağı yükü olmadı. Yusuf’un satamadığı domatesler tahta arabasında çürüdü çoktan. Bakkal İsmet amca da kapattı dükkanı. 

Mahallede de yas varmış dese. İzzet, tefecilerden kurtaramadı yakasını. Bırakıvermiş kendini Fırat’ın derin sularına. Ayşe bacı sızlanıp dursun artık, İzzet evi çoktan ipotek etmek zorunda kalmış tefecilere… 

Hacerlerin kızı Fatoş’tan ise hala haber yok dese. Aktris olacağım demiş arkadaşlarına. Gidiş o gidiş…Bir haber yok… Şimdi memleketimin hangi genel ya da özel evin de, hangi ipsizin parasıyla yaşadığı zevkin aracıdır bilinmez, dese... İçiniz acır, ağlar mıydınız dese? 

Ama demez Niyazi. Sormaz. Niye sorsun ki Hasan’ı, İsmet’i, Ayşe Bacıyı…Niye sorsun ki el alemin derdini başkalarına. Niye sorsun? 

İşçidir o. Garibandır. Emekçidir. Kiracıdır. Babasının oğludur. Memleket insanıdır. Haddini aşmaz. Fabrikada işçi, savaşta şehit, nüfus cüzdanında vatandaş sayıldığını iyi bilir. Ötesini sorgulamaz, aramaz. 

İyi bilir çünkü; “hayat başkalarının, o ve benzerleri sadece yaşıyor.” 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bilirim ki varsın can kardeş. Lakin gözükmezsin. Varsın ama yok gibi kabul edilerek. İnsanlık onurunun adeta yok olduğu dünyamda. Kaldı mı dersen "Onur" bugünlerde karaborsada bile bulunmuyor. Kırıntıları bazen rüzgarlı bir havada uçuşuyor. Niyazi kardeş;bilirim ki sen " önce sen bir kulsun, sonra bir insansın, sonrada emeğini helaliyle ortaya koyan bir işçisin." Seni görebilirler mi, seni hissedebilirler mi acaba. "Önce kul, sonra insan olduğunu algılamayan veya unutan bir kişi hangi işi yaparsa yapsın,sadece tiltiyle yaşar. Kulluk ve insanlık vasfından uzak olarak. Bilirim ki senin yüreğin vardır ve mangal gibidir. Yüreksiz olanlar o mangal yüreği anlamazlar Niyazi kardeş sen o yüreğinle hep yaşa , yaşadığını sanan zavallıların yanında...

hssensoz 
 27.06.2011 19:53
Cevap :
Kaleminize sağlık. Benim unuttuğum bazı şeyleri hatırlatmışsınız hocam.Varolun...  28.06.2011 16:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 20
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 471
Kayıt tarihi
: 26.03.11
 
 

Üniversite mezunuyum. Yerel bir gazetede çalışıyorum...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster