Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Eylül '07

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
499
 

Niye yazıyorum ki ben?

Niye yazıyorum ki ben?
 

“Yazabilmek” kaygısı içimi ezmeye başladığında, kendimle bu oyunu oynuyorum hemen; “niye yazıyorum ki ben?” Bu iç bakıştan her zaman faydalanıyorum(kendimce bir kurnazlık işte); “Belki niye yazdığımı anlarsam, daha çok yazabilirim..”

Niye ile kalmıyor tabii sorular; ne yazıyorum, nerede, ne zaman, ne üzerine, niçin yazdım/yazıyorum.. Sorular öze, içeriğe, anlama yöneldiğinden anlamışsınızdır; biçimden çok "düşünce"yi kaygılıyorum.. Zaten yazmaktan çok düşünüyorum.. “Yazar” değil(yazı yazmayı iş edinmiş değilim çünkü) “yazan” olduğum gibi, “düşünür” değil ama “düşünen” olduğumu iyi biliyorum..

Yazdığım deneme mi, eleştiri mi, anlatı mı, bunu çok önemli bulmuyorum.. "Bir tarzım olsun" peşinde de değilim.. Daha çok tarz deneyip, onlardan değişik tatlar almayı seviyorum ama.. Belli bir kalıba bağlı kalmadan, düşüncelerimin akışını bozmadan, cümlelere yüklemeye çalışıyorum onları.. Zihnimin vanasını açıp, dökülen sözcükleri el çabukluğu ile derledikten sonra, ardı arkasına yetiştiriyorum.. Yine de asıl olan "düşünce" olduğu ve bunun daha iyi anlaşılabilmesi için düzeltmelerden, açıklamalardan(ki bazılarına gereksiz gelebilir), parantez içlerinden, geriye dönüşlerle yardım alıyorum.. Örnekler, betimlemeler, alıntılar, anekdotlar, hatta şiirler anlamı destekleyebilecekse kullanmaktan (hele bir de “cuk” oturduysa) büyük haz alıyorum.. Söz sanatlarından da haddimce faydalanmaya çalışıyorum arada..

Konuştuğum gibi yazmamalıyım zaten. Yazmak, konuşmaktan farklı ve her zaman onun önünde benim için. Önceden hazırlanmadıysak, konuşurken ağzımızdan ham(akılla işlenmemiş) sözcükler çıkabilir. Böyle bir konuşmada birikimimizi, felsefi bakışımızı söze tam katamayabiliriz (en azından benim için öyle). Yazmak bu yüzden "görkemli" bir araç zaten. Konuştuğumuzla anlatamadığımız / anlatmakta zorlandığımız düşüncelerimizi, yazmayı araç ederek çok daha anlaşılır ve etkili kılabiliriz çünkü.

Bir de “konuşmak” bazen kakofoni (ses kakışması, ses uyumsuzluğu, ahenksizlik) ile rahatsız edici bir durum haline gelebilir (tv’deki "tartışamama / sağırlar diyaloğu" programlarının izleyici üzerindeki etkisi budur genelde). Oysa “yazmak” son derece melodiktir. Bu kaygı ile yazıldıysa okuyucuyu yormaz, cümleler, paragraflar arası yumuşak geçişler, dilin zenginlikleri ile birleşerek okuyucuyu ana fikre ulaştırır.

"Kaygı" kelimesini çok kullandım bu satırlarda ama yazarken kaygım, tasam, derdim kalmadı/kalmıyor.

Kaygılandığım / dertlendiğim için yazıyorum ama...

“Niye” sorusuna bulduğum, en net yanıt da özetle bu zaten; “bir derdim var ve onu yazıyorum”.

Kendime, çevreme, ülkeme, gezegenime, kainata(“derdim dünyadan büyük” yani) ilişkin olumsuzlukları / her şeye rağmen olumlulukları dert edindim.

İşte ben, bu derdimi “dava edip” onu yazıyorum.

Not: "Anlaşılmak" ya asıl kaygım, belki bunu destekler diye aşağıya "yazabilmekle" ilgili iki blog yazımın bağlantısını aldım, daha önce rastlamayanlar bakabilir.

*Yarım kalmış yazılar ve yazabilme sancılarım..
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=55638

*Şişelerin içinde bloglar..
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=46596

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bende bu konuyu "milliyet blog değişimin yeni adlı" blogumda işlemiştim. 
acımı paylaştığınız için teşekkür ederim. 

Ruksan İLDAN 
 26.09.2007 19:55
Cevap :
Bloğunuzu keyifle okudum.. Yorumladığınız için teşekkür ederim.. Sevgilerimle..  27.09.2007 9:55
 

Boş boş konuşan o kadar çok insan var ki çevremizde.Sesiyle değil yazılarıyla ''konuşabilen''birleri istiyorum artık.

shalimar 
 21.09.2007 16:12
Cevap :
Konuşmayı da tü kaka etmemek gerekir yine de.. Konuşan/güzel konuşan aydınlık insanlara da ihtiyaç var tabi ki.. Sevgilerimle..  21.09.2007 23:16
 

MERHABA
YAZMAK KONUŞMANIN BİR TÜREVİ OLABİLİR Mİ DİYE DÜŞÜNDÜM YAZINIZI OKUYUNCA.
İNSANLAR OK KADAR BOŞ ŞEYLERLERLE MEŞGUL EDİLİYORKİ. BELKİ SİZİ SABIRLA DİNLEYECEK BİRİLERİNİN OLMAMASI YAZMA İÇGÜDÜSÜNÜ KAMÇILAMIŞ OLABİLİR. DİYORUM. MEŞHUR OLMAK HİÇ DE ÖNEMLİ DEĞİLBU BAĞLAMDA. ÖNEMLİ OLAN SÖYLEMEK İSTEDİKLERİNİZİ YAZAYARAK SÖYLEYEBİLMEK. HEM DE ÖZGÜRCE. HEM DE BİRİLERİ OKUUYARAK DİNLEMİŞ OLARAK. BU BAĞLAMDA MB BÜYÜK BİR BOŞLUĞU DOLDURMUŞTUR.
 BENİ AYKIRILIKLAR İLGİLENDİRİR. O NEDENLE KONUŞMALARIMI SABIRLA DİNLEYECEK İNSAN BULMAK ZOR OLUYOR. BEN DE YAZIYORUM. BAŞARILI OLDUĞUM KANISINDAYIM. ÇÜNKÜ ŞU AN SİZ BENİ DİNLEDİNİZ .UNDAN EMİNİM. SAYGILARIMLA.

Yapukay 
 21.09.2007 15:16
Cevap :
Yazmak konuşmanın süzülmüş hali gibi.. Konuşmak daha refleksif bir şey.. Yazarken bir takım süzgeçler kullanıyoruz.. Akıl, mantık süzgeci, bilim süzgeci, estetik süzgeç.. Belki oto sansür süzgeci.. Bir de kötü süzgeçler var tabii; riya süzgeci, takiye süzgeci gibi.. Yorumladığınız için teşekkür ederim.. Sevgilerimle..  21.09.2007 23:15
 

Yazima yaptiginiz yorumda ki ozenli ve duru yazi tarziniz dikkatimi cekti...yazilarinizi ziyaret istedim ve gordum ki bloglarinizin daha da ozenliymis...Bu son yaziniz da oyle. Kaleminize ve akliniza saglik. Sevgi ve saygilarimla.

Biraz 
 21.09.2007 14:35
Cevap :
Beğeniniz için teşekkür ederim.. Sevgi ve saygı ile..  21.09.2007 23:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 48
Toplam yorum
: 303
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1480
Kayıt tarihi
: 17.11.06
 
 

Konuştuğum gibi yazmamalıyım... Yazmak, konuşmaktan farklı ve her zaman onun önünde benim için.....

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster