Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Şubat '21

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
145
 

Niyet ve Çaba İşbirliği

Niyet yerine tam getirilmeli. Niyet ile Eylem bir bütünlük oluşturmalı.  Eksik olduğunda artan enerji boşta kalır ve beslenemez. Bir yere ait değildir ve kimyasal yapısı değişmeye başlar.  Çünkü açtır, çünkü aidiyet duygusunu kaybetmiştir.  Saldırganlaşır. Böylece olması gerekenin zıddına dönüşür. 
 
Niyet gücü ile çabalama yada yerine getirme gücü ya tam bölünmeli yada çıkarmada 0 olmalıdır.  İkisinden biri kafidir.
 
Örneğin niyetiniz 11 gücünde ise yerine getirme uğraşınız da 11 gücünde  olmalıdır.  11-11=0
Bu dengeli enerji Hakka hizmet eder.
 
Niyetiniz 12 gücünde ise yerine getirme eylemlerinin de en az 3 veya 4 olması gerekir.
12÷3=4   12÷4=3
Tam bölünme! Yine denge ve Kontrol tamdır. 
Bu dengeli enerji Bütüne hizmet eder.
 
Niyet 12 gücünde ve çaba gösterme 7 gücünde  ise 12-7= 5 olur. Böylece 5 gücünde bir enerji boşta kalır. 
Yada 12÷7=1 olur fakat kalan da 5 dir.   O zaman açığa çıkan 5 gücündeki enerji boşta kalır ve denge ve kontrol sağlanamaz.
Niyet 15 gücünde ve çaba gösterme veya hayata geçirme gücü 2 ise
15-2=13 olur ve 13 gücünde bir enerji boşta kalır.  Yada 15÷2=7 olur fakat kalan da 1 dır.  O zaman 1 gücündeki enerji boşta kalır.  Denge ve Kontrol sağlanamaz.
 
Artan enerji bir niyet taşır lakin çaba ile desteklenmediği için peşinizi bırakmaz.  Onu yok zannedersiniz ve beslemezsiniz. Yok saymanız -yok hükmünde- olduğunu -yok olduğunu- belirtmez. Tam tersi -vardır- fakat boşlukta asılı kalmıştır.
 İşte sizin karmanıza yapışan zavallı enerjiler. Boş düşünce, vesvese, kuruntu üretirler.  Daha da ileri gidebilirler. Karanlıkta kalan diğer enerjilere yapışarak hayatınızı tehdit ederler.
 
Böylece
 
Düşünce ile Eylem
Niyet ile Eylem
Dua ile Eylem
Söz ile Eylem
Adak ile Eylem
 
Düşünce ile Çaba
Niyet ile Hayata Geçirme
Dua ile Karakter
Söz ile Davraniş
Adak ile Yerine Getirme
 
Bu ikililer mutlaka Denge ve Kontrol ile salınmalıdır evrende....
 
Ürettiğimiz her düşünce formu, her niyet enerjisi,  olmasını dilediğimiz istekler ve arzular gerçekleşmediği sürece paçamıza yapışık vaziyette olurlar.
Düşünce ve isteklerine dua ve adaklarina ya dikkat edeceksin yada gerçekleştirmek için çaba göstereceksin.  Seçim bize ait. Boşa savrulacak tek bir enerji form olmamalı.
Hani ayette diyor ya "Kutsal Tuva'dasın. Pabuçlarını çıkar  (Taha 12)"
 
Kutsal Tuva yani senin erişebileceğin; senin ruhsal zirven, Kamil boyutun. Ve oraya ancak ayağına yapışan tozları silkeleyerek ulaşabilirsin.
 
Boşta kalan enerjilere ne olacak?
Boşa çıkan, arta kalan, başı boş enerjilerin; bizim manyetik kimliğimizi taşıdığını unutmayalım. Bizden onlar. Bize ait olanın sorumluluğu da bize ait. Bu enerjileri yönlendirmek için çeşitli maddi manevi yardımlar; paylaşmak iç huzurunu geri getirecektir. Ne yapalım?  Herkes ne yapacağını çok iyi bilir. Kendimize güvenmek kafidir. Rehber kalplerimiz ve gönüllerimizdir. Sorun ve gelen cevaba dikkat kesilin ve güvenin. Ve maddi manevi paylaşım ve yardımları "yeni düşünce formlarina; boşta kalan enerjileri iyileştirme amacını kodlayarak" yapalım.  Kısaca ne yaptığımızı bilerek. Çaya tuz tatlıya acı katmayiz bunun gibi. Her an Bilinçli ve Öz farkında halini muhafaza ederek.
Atalarımızdan DNA ile bize miras kalan karanlık enerjileri Reddi Miras yapma seçeneğimiz her zaman mevcut. Yeni düşünce formuna Red ettiğimizi kodlayarak. Özgür irade hakkımızı kullanarak.
 
Enerjilerin boşta kaldığını nasıl anlarım?
Hayatın doğal akışına uygun olmayan tuhaf rahatsızlıklar,  iç sıkıntısı,  yolunda gitmeyen işler, kabuslar, zihne izinsiz doluşan anlamsız kuruntu ve vesveseler vb.
Bir çok insan nedenini bilmediği sıkıntılar yaşıyor.  Doğada, golgelerde; ağaç dallarında hatta evinin duvarında gördüğü bazı şekilleri karanlık enerji varlıklarına, iblise, 3 harflilere, zombilere, sapkali adam gorseline benzetiyor ve korku dolu bir yaşam sürüyor. Gece pencereden dışarı bakamıyor,  kabristana gidemiyor, evde yalnız kalamıyor,  kabuslar görüyor ve gece uykusunda ağırlık basıyor ve nefes alamıyor.
Bunun hakikatte sebebi kendisinden kaynaklı olduğunu ya bilmiyor yada kabullenemiyor. 
 
Enerji birimlerini nasıl hesaplayacagiz?
Bir önceki yazıda eylem ve çabanın dilek ve isteklerle ve niyetlerle dengeli olması gerektiğini belirttim. Niyet enerjisi kaç birim ise o oranda eylem ve çaba enerji birimine eşit olmalı.
 
Niyet enerji birimi = Çaba ve Hayata geçirme enerji birimi
 
Yada
 
Niyet enerji birimi  - Çaba enerji birimi = 0
Niyet enerji birimi ÷ Çaba enerji birimi = Tam bölünme ( arta kalan 0)
Niyet enerji birimi;  Çaba enerji birimine ya eşit olmali yada onun katları olmalı. 
 
Bu formüller dışında arta kalan boşa çıkan tüm enerji birimleri sizin ayağınıza toz olurlar ve yükselmenize mani teşkil ederler böylece başınızı ağrıtırlar.
 
Bu birimleri nasıl hesaplayacagiz?
"Göz kararı" diye bir deyim var halk arasında.  "Bir tutam" diye bir söz var. "Bir tık" derler hani. "Az biraz" veya "bir çimdik". Bunlar insanın ölçü birimidir. Herkese göre değişir.  İzafi'dır yani görecelidir; değişkendir ve herkes kendi ölçüsünü bilir.
 
Niyet enerji birimi hesabina Gönül ölçüsü diyelim. Kalbin gönlün onayladığı bir birim. Mutmain oldu ise gönül; ölçü tamamdır.  Zerre bir şüphe ve iç sıkıntısı olmaması durumunda ölçü tamamdır.  "Elinden geleni yaptığına el emin olma hali" Buna herkes kendi karar verecek. İçi rahatsa, huzurlu ise olandan; iş tamamdır.  Vicdan hakikatli bir Yargıç.  Daha ötesi kimse sizi sorguya çekmeyecek.  El eminsen ve Mutmain olduysan kendine güven.
 
Gönüller mutmain; vicdanlar elEmin; farkındalıklar öz farkındalık boyutuna evrilmeli artık.  Eşik atlamanin yükselmenin zamanı geldi. 
 
Her şey yolunda....
 
Ameller niyetlere tâbidir sözü aklıma geldi burada. Söz bile bir niyetten ibaret. Dolayısıyla bir amelin oluşması için vermiş olduğun kararın önemini gösteriyor. Hani biz; her zaman -kararlar kaderimizdir- sözünü betimleriz. Aynen onun gibi. Bunun için devamlı olarak -düşüncelerinizi kontrol edin çünkü onlar yaratırlar- sözünü hiç unutmayalım.
Kolaycı yolu seçmeyi bırakmalıyız. İthal inançlardan vaz geçip -kendimizi 'biz' yapan fırsatı 'kendimize' yaratmalıyız-. Sınırsız düşünceyi var edebilmek ve sırların olmadığı bir dünyayı kurabilmeliyiz.
Sorumlulukların ihyası onun gereğini yapmakla mümkün..başka türlüsü, beynin bir yerinde perçin olarak takılı kalır ki bu insanlara geri dönüş zorunluluğudur.
Bizler yeniye doğrulduk. Yeni gelişlerle doğduk.
Bizler hep yeni olduk, yenilenmeye gayretimiz vardır.
Bunu bilmelisin ve yoluna devam etmelisin.
O vakit eski engebelerin ve de engellerin yokdur, şimdi düzlükte yürürsün ve işlerini de böylece kolaylarsın.
İcablar kaderdir. Gerekenlerin zorunluluğu, ama onları kabulde çekilen zorluklar..
""Siz bilmezsiniz, hakkınızda ne hayırlıdır"" diyen kadim kelam gibi.
O hayır ki karanlıkları ışığa; cehaleti alimliğe çevirir. Kudret levhasını  dostlarının önüne sürer ki vehimli gönülleri birer verimli tarlalara çevirsin ve her gönülde sevdası büyüsün.
Bazı seçimler vardır. Nedeni; öncesinde pek anlaşılmaz olur. Zihin çözemez. Zira o ayrılığın ve kavuşmanın ne olduğunu dünya bilgisine bağlamıştır. Bunun ötesinde olmak ayrılığın olmadığını anlamak ve bunu bizzat yaşamakla olur ki bunu sücut dediğin gerçek secdede anlarsın; vücutta değil...
Kozmik bir uzanış. Ezelden ebede taşınır ve konakları yürekleridir.
Bizler kader birliği edenleriz...
bizler hedef birliği edenleriz..
bizler birer hizmet erleriyiz..
yolumuz ebedi seçilmiştir..
Bu söz. Bunu sen bilirsin. "" seni görmüş olsaydım dahi yakınlığım artmazdı"" kadim sözü. Iste öyleleriz bizler.
Talebin karşıdan gelmesini istiyorsan içinden talep etmeye başlarsın ve bir de bakarsın ki talep karşıdan Vuku bulmuş.
 
Insan neyi yapmak için bu dünyada ise onu yapmalıdır. Eğer yapmaktan kaçınır ise ki bu onun arzu ettiği, dilediği, istediği düşündüğü ve niyet ettiği şey olabilir;  bunu yerine getirmelidir. "Yerine getirmediklerimiz bir gün mutlaka bize geri gelirler.  Ve kendilerini harcayıp bitirinceye  kadar bizimle meşgûl olurlar.."
Sıfatların  hakikate yükseleceği gün, kişinin kendi kıyameti olur. Ve bu
kıyametlerin toplu olarak yaşanması gerektiği Büyük Kiyamet Günü; insan oğlunun geciktiremeyeceği bir "geniş gündür"  Zaman hızlanıp genişlemiştir. Çünkü süreç "geniş günün" hizmetindedir.
Sen arkana bakma yürü!  Yapmakta olduğun şeyler, Hakkın yapmakta oldukları ile aynîleşmek (enerji birimi olarak benzemek) üzeredir. Bu oluşumu son günlerde hissediyoruz.
Yapılanın yapanı; yaptıranın yaptığı "Yapılanma İşlemi" bu hakikatte..
 
Teknik Bilgiler;  Taktik Bilgilerdir; Tetkik Bilgilerdir.
Mesela suyun reklamı susuz insana yarar sağlamaz. Belki susuzluğunu daha da arttırır. Suyun Reklamına ihtiyaç duyanlar bir sonraki döngüye biletlerini ayırtanlar dır.
Lakin suyu içenler suyun reklamına ihtiyaç duymazlar. Sen suyu içenlerden isen, rahatça dünyadan geçersin.
Senin için her şey yolundadır.
 
jale kasap, ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 73
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 191
Kayıt tarihi
: 03.12.16
 
 

12 Mayıs 1971 yılında İzmir/Türkiye'de doğdu. Kevser Yeşiltaş, Tasavvuf, Gizemcilik, Ezoterizm, Ç..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster