Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Temmuz '11

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
409
 

NLP uygulamaları - 2b

NLP uygulamaları - 2b
 

ZİPROTEK


Uyanıp tekrar uykuya dalmanızın nedeni, motivasyon stratejinizi yataktan kalkmak için kullanamamanızdır. Motivasyon stratejinizi bulmak için, kendinizi bir şey yapmaya kolayca yönlendirdiğiniz bir durumda hayal edin önce. Bu durumda şunları gözlemleyin: Eyleme geçmeden hemen önce, içinizdeki ses tonu nasıl? Herhalde böyle bir durumda içinizdeki ses, uyuşuk, kısık bir ses tonu değildir. Birine “Nasılsınız?” sorusunu çok farklı ses tonlarıyla sorabilirsiniz. Yavaş yavaş, gittikçe kısılan bir şekilde “Nasılsınız?” demekle, hızlı ve gittikçe artan bir ses tonuyla “Nasılsınız?” demek arasında ne kadar büyük bir fark olduğuna bakın. Şimdi tekrar, kolayca yaptığınız bir işe kalkışmadan hemen önceki durumunuzu, gözünüzde canlandırıp, içsel sesinizin bu özelliklerine dikkat edin ve belirleyin. Örneğin, net, tok, anlaşılır, hızlı…vs. gibi. 


Kendimize ya da başkasına bir şey söylerken ses tonunun ve söyleyiş şeklinin önemi çok büyüktür ve etkisi kesindir. Emir cümlelerine dikkat ederseniz eğer, yüksek tonda başlayıp alçalarak bittiğini ve bunun bütün emir cümlelerinin ortak özelliği olduğunu görürsünüz. Kendinize “Getir!” sözcüğünü bir bu şekilde söyleyin, bir de değişik şekillerde, örneğin alçak sesten başlayıp yükselterek ve uzatarak bitirin. Yalvararak “Getir!” demekle, emrederek “Getir!” demek arasındaki farka (ve tabii sonuçlarına) bakın! 


Karargahta “er” olarak görev yapan bir askerken, kurmay albayın odasına girip tekmil verip bir şeyler söylediğimde, hiç hoşuma gitmeyen, alışık olmadığım bir durumla karşılaşıyordum. Albay kafasını kaldırıp yüzüme bile bakmadan, hatta bazen sadece kafasını hafifçe “tamam” anlamında kıpırdatarak karşılık veriyordu. “Er olduğum için beni umursamıyor!” düşüncesine kapılmıştım. Oysa, “Ben bir Türk askeriyim ve bana ona göre davranılması gerekiyor!” diye geçiriyordum içimden. Bir gün, ben odasında bir köşede çalışırken(desinatördüm), içeri giren bir yüzbaşıyı, tekmil şekline kızarak sert bir şekilde azarladı ve “dışarı çık, tekrar gir!” dedi. Korkudan başımı kaldırıp bakamamıştım bile! Ama o gün neyin ters gittiğini anlamıştım. Çünkü rütbeli askerler içeri girip tekmil verirken ses tonlarıyla, topuklarını birbirine vuruşlarıyla gerçekten bir tören havasındaydılar. Daha sonra bu subayları içeri girerken gözleyip, onların bu tekmil işini nasıl yaptıklarına dikkat ettim. Ve bir gün bir haber iletmek için albayın odasına girdiğimde, aynı bir binbaşının, bir yarbayın yaptığı gibi, sert, kendinden emin, tok bir sesle tekmil verip aynı ses tonuyla da haberi ilettim. Topuklarımı onlarınki gibi ses çıkaracak şekilde birbirine çarpmıştım. Albay yavaşça kafasını kaldırıp bana baktı, yüzünden son derece belirsiz, anlık bir gülümseme ifadesi gelip geçti. Benim duruşum ve yüzümdeki ifade de, aynı rütbeliler gibiydi. “Tamam İzzet!” dedi. İlk kez adımla hitap etmişti! O günden sonra ben hep aynı şekilde içeri girdim ve o da bana hep adımla hitap etti, konuştuğumda yüzüme baktı. Dahası, artık “er olduğum için beni umursamadığı” gibi bir düşünce gitmiş, yerine, “profesyonel bir askerden beklediğini benden beklememekle, ne kadar sağduyulu ve adilce davrandığı” gibi bir düşünce yerleşmişti zihnime albayla ilgili. 


Kendinize “Kalk kalk kalk, mutfak yanıyor!” deyin bir. Mutfakta yangın çıksa bunu uyumakta olan birine nasıl haber verirdiniz, buna dikkat edin önce. Burada önemli olan ne söylediğiniz değil, nasıl söylediğinizdir! Şimdi böyle bir ses tonu ve şekliyle, uyanmakta güçlük çeken birine bir sabah, “Kalk kalk kalk, kahvaltı hazır!” demeyi deneyin. Deneyin, eğlenceli olacağına ve sonuç alacağınıza garanti veriyorum. 


Şimdi ikinci olarak, kendinizi kolayca yönlendirdiğiniz durumlarda, eyleme geçmeden hemen önce zihninizde oluşan görüntülere dikkat edin. Örneğin, aklınızdan “Kalkıp bir çay/kahve alayım!” gibi bir düşünce geçerken, aynı zamanda çok kısa süreli bir görüntü de oluşacaktır. Bu görüntünün, hareketli/durağan mı, renkli /siyah-beyaz mı, net/bulanık mı, çerçeveli/panoramik ( 360 derece, kafanızı çevirdiğinizde resmin geri kalan kısmını görebilecekmiş gibi, gerçek yaşamdaki görüşümüz) mi, ….vs. gibi özelliklerine dikkat edin. Bu özelliklerin hangisi sizin için önemli bunu bulabilirsiniz.
Bu görüntülemeni kopuk ya da ilişkili olup olmadığı da önemlidir. Kopuk bir görsel canlandırmada siz kendinizi de görürsünüz. Bu kendinizi bir videodan izlemek gibidir. İlişkili bir zihinsel canlandırmada siz olayı kendi gözlerinizle, normal yaşamda bir olayı görüp yaşıyormuş gibi görürsünüz. Bir başka deyişle şu anda nasıl görüyorsanız öyle görerek zihinsel canlandırmaya “ilişkili” görsel canlandırma denir. Bu iki zihinsel canlandırma şeklinin sonuçları birbirinden çok farklıdır. Arkası yarın. Gönlünüzce bir gün olsun!
izzetbalci@ziprotek.com 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 75
Toplam yorum
: 13
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1120
Kayıt tarihi
: 06.06.11
 
 

Zihinsel Programlama Teknikleri(NLP, Hipnoz, Meditasyon..vs.) alanında, uzun yıllardır araştırma ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster