Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Aralık '08

 
Kategori
Gelenekler
Okunma Sayısı
1043
 

Noel Baba

Noel Baba
 

Net'ten


Hristiyan aleminin en büyük, en önemli bayramı olan Noel’in heyecanı sarmışken, bu bayramın en büyük kahramanı olarak gösterilen Noel Baba’yı birde benim kalemimden tanıyalım isterseniz.


Bilindiği yada şimdi öğrenildiği gibi, Almanya’da doğup büyümüş bir Türk vatandaşı olarak iki kültür arasında sıkışmışlığın ezikliğini, her iki dili ve kültürü anlatıp anlamaya çalışmaktan kaynaklanan zenginliği yaşamaktayım. Bu zenginliğime ayrıca dünyanın iki büyük dinini de aynı anda tanıma ve yaşama fırsatı bulmamda eklenebilinir.


Blog günlüğümde arada sırada bu durumumun eksiklerinden, olumsuz yönlerinden bahsettim.


Bizim bayramlarımızda yaşadığım buruklukları, Almanların bayramlarında da yaşıyorum. Ne Kurban veya Ramazan bayramı, nede Noel veya Paskalya bayramlarını tam olarak sahiplenebiliyorum. Ama bir Alman’ın Türk kültürünü yada bir Türk’ün Alman kültürünü tam olarak anlayamamasına karşın ben ve benim gibiler her ikisini de anlayabiliyoruz.Yani bu çok kültürlülüğün getirdiği güzellikleri kadar eksiklerini de yaşıyorum.


Pardon; girişi biraz fazla uzattım: (


Neyse gelelim konumuza: Noel Baba kimdir, nerede yaşamış ve neden 24 Aralık’ta çocuklara hediye dağıttığı anlatılır?


Noel Baba 349 yılında, Yunan Mitolojisi’nde “Apollon’un Kenti” olarak anılan Likya’nın antik liman kenti Patara’da doğmuştur.


Gerçek adı aziz Nicolas olan Noel Baba farklı kültürlerde farklı isimlerle anılmaktadır. Almanya’da “Der Weinachtsmann”, Fransa’da “Pere Noel”, Hollanda’da “Sinter Klass”, Amerika’da Santa Clous, Çin’de ise “Dun Che Lao Ren” olarak tanınır Nicolas.


Hakkında çeşitli efsaneler üretilen Noel Baba’nın bilinen ve en çok anlatılan öyküsü Antalya yakınlarındaki Demre kasabasında geçmektedir. Burada kendi ördüğü sepetlerle üç kızını geçindirmeye çalışan fakir bir baba ile aziz Nicolas’ın karşılaşmasıyla başlayan hikâye daha sonra tüm dünyada iyilik yapma, hediye dağıtma geleneğini doğurur.


Çok varlıklı olan anne-babasının ölümü ile büyük bir mirasa sahip olan aziz Nikolas aynı zamanda çok mutsuzdur. Bir gün yine hüzünle evinin yolunu tuttuğunda karşısına, ördüğü sepetleri satan bir fukara çıkar. Aziz Nikolas’ın dikkatini bir sepet çeker. Ücreti bir bakır Taler olan sepet için, sepetçiye bir altın Taler veren Nicolas fakir adamın gözündeki mutluluğu görünce çok heyecanlanır ve şu sözleri söyler: “ Bir soğuk demir parçası şu fukaranın içini nasıl bu kadar ısıttı anlayamadım! “


Daha sonra Bişop mertebesine yükselen aziz Nicolas sepetçinin üç kızı için çeyiz parasını sepetçiye hediye eder. Karşısındakini utandırmamak için bir çorabın içerisine koyduğu parayı açık olan pencereden içeriye atar ve ordan hemen uzaklaşır. Bu para büyük kızın çeyiz parasıdır. Ertesi yıl aynı yöntemle ortanca kız için parayı ulaştırır sepetçiye. En küçük kızı için hazırladığı çorap paketini açık pencere bulamadığı için bacadan atar ve merdivenleri inerken ayağı kayar ve düşer. Bu esnada evin arkasındaki patırtıyı merak eden sepetçi ile yüz yüze gelir. Sepetçi aziz Nikolas’ı tanımıştır, lakin bir anlık dikkatsizliğinde Nicolas ortadan kaybolmayı becerir.

İşte o meşhur Noel baba hikâyeleri sepet satan fakir babanın anlatımlarıyla başlar.


Servetinin hemen hemen tamamını bu yöntemle fakirlere dağıtan aziz Bişop Nicolas efsanesi doğmuştur.


6 Aralık ölüm günü olan “Nicolas gününde” anılan noel Baba yine 24 Aralık’ta noel ağacının altına konulan hediyelerle çocukların rüyâlarını süslemektedir. Noel Baba efsanesine en çok sahip çıkan Hollanda’lılar, daha sonra Amerika’ya göçleriyle birlikte bu güzel geleneği oraya da yaymışlardır.


Nerdeyse 1640 senedir her 6 Aralık’ta kapıların önüne konulan gıcır gıcır temizlenmiş ayakkabıların yada şöminenin önüne asılmış çorapların içerisine konulan armağanları Noel Baba’nın getirdiğini düşünen çocuklar, ilk mektup yazma deneylerini Noel Baba’ya yazdıkları mektuplarla yaparlar. Taa ki birgün büyüyüp kendileri kırmızı beyaz kıyafetleri giyip, ak sakalları takıp “ Ho ho ho “ diyerek Noel baba olana kadar...


Patara / Demre günümüzün Antalya’sında...


Keşke, bir Anadolu çocuğu olan Noel Baba’ya ülkemizde bu kadar ilgisiz kalmasaydık. Kendisiyle aslında dinin dışında pek alakası olmayan Hollanda’lıların yarısı kadar ilgilenseydik bu güzel gelenekle.


Bu akşam noel ağacını kurup 24 Aralık’ta Noel Baba’yı bekleyecek bizim çocuklar. Bakalım bu sefer tamda o sırada benim yokluğumu nasıl anlatacağım kızıma? Geçen sene şüphelenmişti zaten.


Hadi hepimize iyi noel’ler.

Okan Tınmaz 21.12.2008 Saat 16.15

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Önerilmiş;( şu an 323 kez okunmuş 29.12. 2008) Bu güzel bloğun yorumlarından yıldız yapıp Noel ağacına asmaktan vazgeçemiyorsun anlaşılan! Ben; Kurban Bayramında, kurban ettiğin yazıya hâlâ...Arz talep; memleket meseleleri! Benim yorum kardeşi olsun istedi de...Yanıt yazmasan da olur! Kendi kendime sesli düşünüyorum!

Alev Meisel 
 29.12.2008 23:47
Cevap :
:))) Mahçup oldum Alev Abla. Öyle noel ağacına basitçe asmam ben bu yorumları. Onlar ağacın yıldızı. İşte yazdım silmiyorum. Kaydet tuşuna da bastım gitti. Kargaşada Robert Bey'in Noelini kutlamayı unuttum. Kendisine geçmiş bayramını kutladığımı ve özürümü iletirsen memnun olurum. Sevgilerimle  30.12.2008 13:34
 

Kaç kez okudum bilmiyorum! Ne kadar uygun bir zamanda; ne kadar güzel bir zamanlama! Çok tatlı insancıl, katkısız sitemsiz; suçlamadan birleştirici! Onlarca yazı arasından aradığımı buldum nihayet! Demek istenen: Bundan ibaret! Sevgiler! Babasının yokluğunu hiç hissetmesin mavi veya pembeye ablalık, (baba bir ara kaybolduğunda) ve teselli etmeyi nasip etsin! Yeter'e sonsuz sevgiler!

Alev Meisel 
 23.12.2008 1:26
Cevap :
Bu benim başıma senin yorumlarını cevaplarken hep geliyor. Özellikle böyle övgü dolu yorumlarını cevaplayacağım diye önce oturuyorum başına başlıyorum yazmaya; yazıyor yazıyor, siliyorum. Kafam karışıyor! Daha sonra yazarım diye bırakıyorum. Araya birşeyler giriyor ve o çok değer verdiğim yorumların melül melül cevapsız kalıyor. Bak yine aradan dört gün geçti. Beklettiğim için çok özür dilerim. Güzel, kvanç veren yorumun için çok teşekkür ederim Alev Abla. Yeter'le birlikte seni ve eniştemi sevgiyle kucaklıyoruz. Tüylülere de selam.  28.12.2008 21:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 128
Toplam yorum
: 1031
Toplam mesaj
: 141
Ort. okunma sayısı
: 1468
Kayıt tarihi
: 29.01.07
 
 

Almanya'da doğdum. Haylaz bir öğrenciydim. 16 yaşımdan beri ticaretle ilgileniyorum. Şu anda büyük b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster