Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Aralık '07

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1237
 

Noel bayramının kökeni Türkler mi?

Noel bayramının kökeni Türkler mi?
 

Pazar günü Vatan Gazetesi'nde, bugüne kadar yılbaşı kutlamaları ile ilgili olarak bildiğimiz şeyleri tekrar sorgulamamız gerektiğini hatırlatan bir yazı okudum.

Leyla Umar'ın kaleme aldığı yazıda, Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ'ın gönderdiği bir mektubu yayınlanıyor.

Mektubu ben de aynen aktarıyorum:

"“Noel bayramının kökeni Türkler”
İnanabilir misiniz, yüzyıllardır Hıristiyanların İsa’nın doğuşu olarak kutladığı Noel bayramının, çok eski Türklerin yeniden doğuş bayramı olduğuna? Nereden nereye, inanılacak gibi değil, değil mi? Ben de ne yazık ki, yeni öğrendim.
Bu senenin galiba ilk başlarında idi Adnan Atabek imzalı bir e-mail aldım. Çok ilginç gelmişti, Hıristiyanların Noel bayramını tamamıyla Türklerden almış olduğunu gösteriyordu. Fakat üzerinde durmaya vaktim olmadı, hem de Noel zamanına doğru ele almayı düşünmüştüm. Bu arada Türk devletlerinden başka birilerine aynı konuyu bilip bilmediklerini sordum. Bana İran’ın Azerbaycan bölgesinden İsmail Bey’den yanıt geldi, verdiği yanıt birebir aynı olmasa da çok uyduğunu gördüm. Olay şöyle:

Türklerin, tek Tanrılı dinlere girmesinden önceki inançlarına göre, yerin göbeği sayılan yeryüzünün tam ortasında bir akçam ağacı bulunuyor. Bunun tepesi, gökyüzünde oturan Tanrı Ülgen’in sarayına kadar uzanıyor, buna hayat ağacı diyorlar. Bu ağacı, motif olarak bizim bütün halı, kilim ve işlemelerimizde görebiliriz. Ülgen, insanların koruyucusu, o sakallı ve kaftan giymiş olarak sarayında oturuyor ve geceyi, gündüzü, güneşi yönetiyor. Türklerde güneş çok önemli. İnançlarına göre gecelerin kısalıp gündüzlerin uzamaya başladığı
22 Aralık’ta gece gündüzle savaşıyor. Uzun bir savaştan sonra gün geceyi yenerek zafer kazanıyor. Güneşin yeniden doğuşu, bir yeni doğum olarak algılanıyor Türklerde. Bayramın adı Nargudan, nar=güneş, tugan, dugan=doğan. Doğan güneş. Astronomik olarak o günden itibaren geceler kısalmaya, günler uzamaya başlıyor. İşte bu güneşin zaferini, yeniden doğuşu, Türkler büyük şenliklerle akçam ağacı altında kutluyorlar. Güneşi geri verdi diye Ülgen’e dualar ediyorlar. Duaları Tanrıya gitsin diye ağacın altına hediyeler koyuyorlar, dallarına bantlar bağlayarak o yıl için dilekler diliyorlar Tanrıdan. İnanca göre bu dilekler muhakkak yerine geliyormuş. Bu bayram için, evler temizleniyor. Güzel giysiler giyiliyor.

Ağacın etrafında şarkılar söyleyip oyunlar oynuyorlar. Yaşlılar, büyük babalar, nineler ziyaret ediliyor, aileler bir araya gelerek birlikte yiyip içiyorlar. Yedikleri; yaş ve kuru meyveler, özel yemek ve şekerleme. Bayram, aile ve dostlar bir araya gelerek kutlanırsa ömür çoğalır, uğur gelirmiş.

Yazılana göre akçam ağacı yalnız Orta Asya’da yetişiyormuş. Filistin’de bu ağacı bilmezlermiş. O yüzden bu olayın Türklerden Hıristiyanlara geçtiği ve bunu da Hunların Avrupa’ya gelişlerinden sonra onlardan görerek aldıkları söyleniyor. İsa’nın doğumu ile hiç ilgisi yok. Doğum, güneşin yeniden doğuşu.

Meydan Larousse’da, İsa evrenin nuru olarak algılanıyor ve bu olayın Pagan halklardan alınıp İsa’ya yakıştırıldığı yazılıyor. İnternette yazılanlara göre, İmparator Konstantin (324-337) zamanında İznik’te toplanan konsülde,

22 Aralık’ta güneşin doğumu için yapılan bu Pagan Bayramı’nı İsa’nın doğumu olarak 24 Aralık’a alınıyor ve Noel Bayramı deniliyor. Batı kilisesi ise, yani Katolikler 25 Aralık’ta kutluyorlarmış bunu. Çam süsleme ise ilk 1605’te Almanya’da görülüyor, oradan Fransa’ya geçiyor.
Ne kadar ilginç değil mi? Batı, en büyük bayramını göçebe, ilkel olarak tanımladığı Türklerden yürütmüş. Yeni yapılmakta olan çalışmalarla Batı’ya Türklerden kimbilir daha nelerin geçtiği ortaya çıkacak? Belki de yazının ve dillerin anası Türkler olduğu kanıtlanacak.
Muazzez İlmiye Çığ 18.12.2007"

Daha önce yazdığım "Müslüman Dediğin Yılbaşını Kutlamaz" başlıklı yazımdaki gözlemlerime ışık tutacak nitelikteki bu makale, bugüne kadar tarihimizi ne denli doğru ve tarafsız olarak öğrendiğimizin bir kanıtı olsa gerek.

Gözler önüne serilen bir gerçek daha var, sen kültürüne sahip çıkmaz, kendini soyutlarsan, birisi mutlaka sahip çıkıyor, hatta öyle bir an geliyor ki sen kendi kültürüne tezat oluşturacak davranışlara girişiyorsun.

http://www.gazetevatan.com/root.vatan?exec=pazarvatan_detay&hkat=1&hid=11483

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Enteresan Paylaşımınız için teşekkürler

basak_33 
 05.01.2008 13:59
 

Nevruz Bayramı da Orta Asya Türk kültürüdür...5 Bin Yıllık bu bayramı 23 yıl önce idrak edebildik...Tarihin derinliklerinde daha neler gizli kim bilir...Aslında dünyanın yarısı birbiriyle akraba...Haberleri yok Saygılar...

Mesut Selek 
 02.01.2008 22:16
Cevap :
Yorumunuz için teşekkürler.  03.01.2008 8:13
 

ben kitabın yalancısıyım .. dinsel inançlar ve düşünceler tarihi diye kitaplar serisi var bunun ilk cildinde konu ele alınıyor.. antropiyenler (ilk insanlar) den bahsediliyor olayın çıkış noktası..

hakan sert 
 01.01.2008 23:18
Cevap :
Kardeş, işin aslını farklı kaynaklardan öğrenmek isterim, sen okuduğun o yazıyı daha ayrıntılı iletebilirsen sevinirim.  02.01.2008 8:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 117
Toplam yorum
: 197
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 1058
Kayıt tarihi
: 26.09.07
 
 

1980 yılında Mersin'de doğdum, bütün eğitim öğrenimimi Mersin'de tamamladım. Yetmedi, işimi de Mersi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster